Belirtmek isterim ki; animeleri sıralamaya koyma şeklim bana hissettirdiği duygu yoğunluğudur. Bu nedenle sizin çok beğendiğiniz bir anime başka bir animeden sıralama olarak daha geride olabilir.

Bu zamana kadar sürekli farklı yerlerde farklı animelerle aynı içerik hakkında bir sürü 'en iyiler' derlemesi gördük. Şüphesiz üzerine en çok derleme yapılan kategorilerden birisi de 'romantizm' olmalı. Kimisine katıldık kimisine ''Böyle iş mi olur?'' dedik ama hiçbir zaman tam olarak işte bu diyemedik (Yani en azından ben demedim). İşte tam bu nedenle kendimden baz alarak sizlerin de az çok bana katılacağını düşündüğüm bir liste hazırlamaya karar verdim.

Umarım beğenirsiniz.

10 - Itazura na Kiss

10 - Itazura na Kiss

İlk animemiz; Itazura na Kiss. Lise son sınıfı olan öğrencimiz Aihara Kotoko ilk yılından beri Irie Naoki'yi sevmektedir ama kendisinin okulun en kötü sınıfında olmasından; hoşlandığı çocuğunsa 200 ıq ile okulun en iyi sınıfında olmasından (evet cidden yazıyla iki yüz iq lol) dolayı kendisini ona layık görmez bu yüzden bir türlü aşkını itiraf edemez. Romantizmlerde tam olarak evli, mutlu, çocuklu üçlemesini arayanlar için birebir ve bu anlamda var olan birkaç seriden birisidir. Başlarda serinin eski olmasından kaynaklı çizimlerin tatmin edici olmadığını veya yetersiz kaldığını düşünebilirsiniz ancak konusu o kadar iyi götürüyor ki animeyi çizimlere aldırmıyorsunuz bile keza kendisi genel anlamda ilk izlediğim serilerden birisidir (ki 200'den fazla anime izledim) ama hâlâ hatrımda.

9 - Bokura ga Ita

9 - Bokura ga Ita

Bokura ga Ita. Benim için yeri apayrı olan bir seri. Ana karakterimiz Nanami Takashi ya da bilinen adıyla 'Nana' ne kadar dirense de kalbini okulun en popüler çocuğu Motoharu Yano'ya kaptırıyor. Tam bir şeyler oluyor gibi görünürken Yano'nun eski kız arkadaşının bir trafik kazasından öldüğünü dahası hâlâ o kız arkadaşını sevmekte olduğunu öğreniyor ve böylece hikaye başlıyor. Şüphesiz hak ettiği değeri görememiş romantizm türündeki animelerin başında geliyor Bokura ga Ita. Sırf çizimleri süper ötesi değil diye böyle bir seriyi heba etmek zalimlikten başka bir şey değil gibi geliyor bana. Evet çizimleri çok iyi seviyede denemez ama kesinlikle izlenebilir seviyede. Asıl bomba olan konusu zaten. O kadar derin işleniyor ki animenin sonunda hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Dediğim gibi 200'ü aşkın seri izledim ve toplansa maksimum 2-3 kez ağlamışımdır. İşte bir tanesi bu seriyle gerçekleşti. Çizimlerden çok konuyla alakalı olan arkadaşlara şiddetle tavsiye ediyorum.

8 - Bokura wa Minna Kawai-sou

8 - Bokura wa Minna Kawai-sou

İnanılmaz naif ve âdeta saflıktan oluşan bir anime: Bokura wa Minna Kawai-sou. Ana karakterimiz Usa ailesinden ayrı yaşayan bir lise öğrencisidir ve bu nedenden dolayı bir apartmana taşınır. Ama taşındığı yerdeki insanların birbirinden neşeli, komik, hayat dolu olduğundan ve ilk görüşte aşık olduğu Ritsu adlı kızın da orada yaşadığından habersizdir. Neler olabileceğini siz düşünün artık. Beni bu animeye en çok bağlayan ve bu kadar çok sevmeme sebep olay şey şüphesiz karakterleriydi. Hepsi ama hepsi inanın fazlasıyla komik ve inanın gülmediğiniz tek bir bölüm bile olmuyor. Romantizm hat safhada değil ama yok da denemez. Asıl baskın taraf komedi bu animede çünkü gerçekten çok fazla karakter olmasına rağmen hiçbiri boş değil. Hâlâ anımsarım hayatımın zor bir döneminde izlemiştim ve ilaç gibi gelmişti. Dolayısıyla izlemeyeniniz ve aklında şüphe bulunduranınız hele psikolojik olarak zor bir durumda olanınız varsa hiç durmasın, izlesin derim.

7 - Yahari Ore no Seishun Love Comedy wa Machigatteiru

7 - Yahari Ore no Seishun Love Comedy wa Machigatteiru

Nam-ı diğer ''Oregairu''. Ana karakterimiz Hikigaya Hachiman fazlasıyla asosyal ve problemli bir liseli. Âdeta bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda bir hayat sürmekte. Bundan fazlasıyla rahatsız olan öğretmeniyse onu birkaç sorumluluk edinmesi adına ''Kamu Hizmeti Kulubü''ne yönlendirir. Orada kendisi gibi problemli olanlarla (Yukino Yukinoshita ve Yui Yuigahama) tanışır ve hikaye burada başlar. Bu animenin en sevdiğim noktalarından birisi romantizmi dışında kişiler arası ilişkileri gerçek yaşama en iyi şekilde uyarlayan serilerden biri olması. Bunlarda karakterler de etkili tabii ama karakterlerin haricinde de günlük yaşantımızı veriyormuş gibi âdeta. Romantizm kısmına gelirsek Hikigaya fazlasıyla tabiri caizse ''Odun'' olduğundan pek bu iplerde cambazlık yapmam modunda takılıyor ama buna rağmen ilk sezonda yavaşça temelleri atılan romantizm ikinci sezonun sonlarına doğru artık tamamen patlak veriyor. Yani yavaş yavaş, tatlı tatlı harika bir ilişkinin doğuşunu izliyorsunuz.(Tabii ki Yukino-Hikigaya ilişkisinden bahsediyorum Yui bir seçenek bile değil ne kadar tatlı olsa da o aradaki bir köprü aslında tıpkı fotoğrafta olduğu gibi) İzlemeyen yoktur diye düşünüyorum ama eğer hâlâ varsa yani ne diyeyim ki...

6 - Shigatsu wa Kimi no Uso

6 - Shigatsu wa Kimi no Uso

Ve ciğerlerimizi söküp ağzımıza getiren bir başka seri; Shigatsu wa Kimi no Uso. Ana karakterimiz Arima Kousei küçüklüğünden itibaren piyano dersleri almaya başlar ve daha o yaşta âdeta bir dehaya dönüşür. Öyle ki katıldığı her yarışmayı kazanır ve inanılmaz bir üne kavuşur; ta ki annesi ölene kadar. Annesinin ölümüyle psikolojik ve duygusal olarak inanılmaz bir buhrana sürüklenir ve piyanoya elini dahi süremeyecek pozisyona gelir. İki yıl boyunca piyanodan uzak kalan Arima Kousei, kemancı Miyazono Kaori ile tanışır ve bütün hayatı tekrar değişmeye başlar. Kaori'nin tek bir amacı vardır; Kousei'ye müziğin onun sandığından çok daha fazlası olduğunu göstermek. Bu seriyi haddinden çok daha geç izledim (Geçen yıl 11 Şubat'ta. Evet biliyorum durun vurmayın) çünkü sürekli her yerde görüyordum ve rahatsız olup ''Abartılıyor diye'' kulp takıp izlemedim (Ben ettim siz etmeyin). Ama bir gün cidden merak edip açtım ve kafamı nerelere vursam diye yakınmaya başladım. Çizimler ve özellikle animede kullanılan müzikler o kadar güzel ki... Konusuna hiç girmiyorum bile hem insana umut aşılayan hem de psikolojinizi altüst eden farklı tarafları var. İzlemeyen kalmamıştır umarım diye düşünüyorum ama belki bu zamana kadar benim gibi yapanınız vardır diye böyle üzerinde duruyorum. Ha olur da izlemeye karar verirseniz şimdiden kafanızı vuracak bir yer de hazırlayın derim orası kaçınılmaz.

5 - Tonari no Kaibutsu-kun

5 - Tonari no Kaibutsu-kun

Gelelim 5 numaraya; Tonari no Kaibutsu-kun. Ana karakterimiz Shizuku Mizutani neredeyse hiç arkadaşı olmayan, asosyal ama bundan rahatsızlık duymayan ve dersleri dışında hiçbir şeyi düşünmeyen bir kızdır. Okul hayatına sorunsuz ve her şeyin istediği gibi gittiği bir dönemde devam ederken öğretmeni kendisinden uzaklaştırma cezası alan problemli bir öğrenci olan Yoshida Haru'ya ders notlarını götürmesini ister. Zavallı Shizuku başına geleceklerden habersiz (Cidden yazarken gülüyorum dwlsdödawsklxöd) bunu kabul eder. Hikaye de burada başlar. Bu seri o kadar farklı ki kaçıncı sırada olursa olsun şüphesiz romantizm türündeki animeler içerisinde romantizmi en farklı ve absürd şekilde işleyen serilerden bir tanesi. Belki de en farklısı. Yani Shizuku'nun bu zamana kadar duygusuz bir kızken Haru'nun işkenceden pek de farklı olmayan davranışlarından sonra (Allah'ım hâlâ gülüyorum) robot olmadığını fark edip insan gibi davranması, öte yandan Haru'nun karşısında kim olursa olsun sürekli anlaşmazlık yaşarken Shizuku'yla bir şekilde ve yakasından düşmemesi çok hoştu. Hoştu diyorum belki kulağa sıkıcı geliyor olabilir birbirlerine o şekilde davranmaları ama cidden izlerseniz hak vereceksiniz. Yani diyeceğim o ki eğer romantizm seviyorum diyen birisiyseniz bu anime sizin için kaçınılmaz.

4 - Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai.

4 - Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai.

Nam-ı diğer ''Anohana''. Nam-ı diğer ''Üzüntüden verem eden''. Ana karakterimiz Jinta Yadomi zamanında kendisinin de içerisinde bulunduğu 6 kişilik bir arkadaş grubuna sahipti: Ta ki grubun bir üyesi ve aynı zamanda aşık olduğu kız Meiko Honma ölene kadar (Şu beyaz saçlı tatlı olan kız). Böylelikle grup dağılır ve herkes kendi hayatını sürdürmeye başlar. Jinta'nın bir pişmanlığı vardır çünkü ölmeden önce Meiko'yu kırmış ve ondan özür dileyememiştir. Böyle böyle 10 yıl geçer ve hepsi büyür. Jinta enerjik ve mutlu bir çocuktan asosyal, mutsuz ve sürekli ''Buzi'' yiyen bir ergene dönüşür. Yine sıradan bir günde buzi yerken karşısında birdenbire bedensel olarak büyümüş ama davranış olarak küçük bir kız edasıyla hareket eden Meiko belirir. Başta halüsinasyon gördüğünü düşünür ve aldırmaz. (O kadar aldırmıyor ki kanser oluyorsunuz sinirden). Ama daha sonra onu sadece kendisinin görebildiğini fark edince ne istediğini sorar. Meiko'nun tek bir isteği vardır; herkesin tekrar eskisi gibi bir araya gelmesi. Meiko'suz olsalar bile. Hikaye böyle başlar. Bu serinin tarifi yok. İzlerseniz kötü, izlemezseniz daha da kötü. Bana kendi içimde animelerle alâkalı bir dönüm noktası yaşatabilecek kadar güçlüydü. Çizim sonuçta diyorsun. Ne kadar etkili olabilir ki? Ama izledikten sonra şahsen benim gözler kan revandı. O maksimum 2-3 animede ağlamışımdır sözümde bahsi geçen 2-3'ten bir tanesidir şüphesiz. Duygular o kadar ama o kadar yoğun işlenmiş ki hani düşününce ne sanki sonuçta arkadaşlıkla alâkalı bir anime diye düşünüyor olabilirsiniz ama inanın çok daha fazlası. Müzikleriyse apayrı güzel. Şahsen hem openingini hem endingini beğendiğim nadir animelerden. Hatta şöyle söyleyeyim asıl izlemek istediğiniz tür romantizmse bu listeden öncelikli olarak seçebileceğiniz seri Anohana değil ama dramı hissetmek ve duygu patlaması yaşamak istiyorsanız bu listedekilerin içerisinde kesinlikle birinci sıradadır.

3 - Kaichou wa Maid-sama!

3 - Kaichou wa Maid-sama!

Ve sanırım birileri beklediğini görüyor gibi; Kaichou wa Maid-sama!. Ana karakterimiz Ayuzawa Misaki bir erkek lisesinde okumaktadır ve bu durumu değiştirmek istemektedir. Zamanla istemediği halde mecburiyet hissederek erkeklere düşman olur ve okul tarafından bu katı, sert tutumuna ödül olarak kendisine konsey başkanlığı yetkisi verilir. Tüm bunlarla uğraşırken aynı zamanda maddi durumu sıkışık olan ailesine yardım etmeye çalışan Misaki, bir hizmetçi kafede yarı zamanlı olarak çalışır. Okuldaki mevkisinin ve otoritesinin sorgulanmaması adına bunu gizli tutmak ister ama tam bu sırada Usui Takumi, Misaki'yi çalışırken görür ve böylece hikaye başlar. Böyle yardıra yardıra gittiğim bir listede romantizm türünün âdeta bir Bleach'i, One Piece'i, Naruto'su olmuş Kaichou wa Maid-sama'ya yer vermemek olmazdı. Elbette sadece kült olduğundan değil gerçekten çok başarılı bir seri olduğundan dolayı alıyorum listeye. Başarılı olmasaydı kült olmazdı zaten böyle de bakmak gerekiyor aslında. Şu bir gerçek ki erkek kız fark etmiyor Usui Takumi bir dönem hepimizin kalbini çaldı. Romantizmi ve komedisi gayet güzel olan hatta romantizmi aşıp genel olarak efsaneleşmiş bir seri popülarite anlamında. Üzerine çok bir şey söylemiyorum çünkü izlemeyen yoktur diye düşünüyorum ama yani eğer varsa püü.

2 - Sukitte ii na yo

2 - Sukitte ii na yo

Lise öğrencisi bir kız olan Mei Tachibana, çocukluğunda yaşadığı bir olaydan dolayı kimseye güvenmemiş ve hiç arkadaş edinmemiştir. Bu nedenle okulda da pek sevilmez. Yamato Kurosawa ise okulun en popüler erkek öğrencisidir. Fakat bütün kızların aynı olduğunu düşündüğü için kimseye fazla yüz vermez. Yamato, okulda Mei ile karşılaşmasıyla Mei'nin farklı olduğunu düşünür ve arkadaş olmak ister. Mei ise arkadaş edinmeme konusunda ısrarcıdır.Mei, bir akşam yabancı biri tarafından takip edildiğini fark eder, fakat yardım isteyecek kimseye ulaşamaz. Son çare olarak aradığı Yamato, beklemediği kadar hızlı şekilde gelir ve Mei'yi kurtarır. Hikaye de böylece başlamış olur. Romantizm türünde benim için tam olarak bir başyapıt. İlk romantizm türündeki animem (Genel anlamda da izlediğim 2.anime) olduğundan mı bilmiyorum (Pek sanmıyorum) ama bu anime bana o kadar özel hissettirmişti ki kendimi. Animenin özel olduğunu sonra farklı seriler izleyerek teyit ettim çünkü ne kadar düşük seviyede animeler olduğunu bilmiyordum henüz. Şanslıydım yani izleyeceklerimi referans alarak iyi veya kötü diye ayırabileceğim bir serim vardı. Bu animede baskın olan ve sizi çeken şey kızın ve çocuğun karakterleri. İkisi de dış dünyadan (İnsanları kast ediyorum) kendilerini koparıp seri boyunca sadece birbirlerine odaklanıyorlar. İşte bu o kadar güzel aktarılıyor ki bize. Bıktık bu birbirlerini görüp kızaran, utanan, kaçanan bebe romantizmlerinden diyenler varsa onlara da müjdeleyeyim doya doya sarılıp koklaşıyorlar bunlar. Ve bu animeyle ilgili dikkatimi en çok çeken şey hak ettiği değeri alamaması. Yani bu tarz listelerde bu animeye yer verildiğini hiç hatırlamıyorum. Tabii ki herkes sevmek zorunda değil ama listeye giremeyecek kadar da kötü kimse diyemez lütfen. Böyle yani kesinlikle izlemelisiniz. 

1 - Ao Haru Ride

1 - Ao Haru Ride

Ve işte gönlümün efendisi; Ao Haru Ride.. Ana karakterimiz Yoshioka Futaba ortaokulda erkekler tarafından güzelliğinden dolayı beğenildiğinden arkadaşları onu dışlamıştır. Hepsini arkasında bırakıp tek önemsediği Tanaka Kou da bir anda ortadan kaybolunca âdeta dünyası başına yıkılmıştır çünkü onu gerçekten çok seviyordur. Ama yıllar sonra (3 yıl) artık liseye başlıyordur ve tüm bunları arkasında bırakması gerektiğini düşünür. Ortaokulda yaşadığı problemin aynısını lisede yaşamamak uğruna erkek gibi davranmaya çalışır, çok yer ve kızların yapmayacağı ne varsa yapar. Tüm bunlara rağmen işler hiç de tahmin ettiği gibi yürümez. Yıllar önce aniden ortadan kaybolan Tanaka Kou, bir anda lisede belirir üstelik ismi Mabuchi Kou'dur. Ve işte hikaye böyle başlıyor. Öncelikle şunu söylemeliyim tabii ki bu kişisel fikrim ama şu ana kadar gördüğüm romantizm türündeki animelere ciddi anlamda tur bindirmiş vaziyette Ao Haru Ride. Animesini izleyen arkadaşlar vardır yarım kalmış diye söylenebilirsiniz ama ben mangasını da okuyan birisi olarak bunu söylüyorum. Mangasını okumadan yarım kalmış animesiyle bile yine zirveye oturmuştu bana göre orası ayrı bir konu aslında. Neden böyle avukatlığını yapıyorum onu da bilmiyorum ama bu animenin bana hissettirdiklerini daha hiçbir anime hissettirmedi (Bleach hariç). Hala hafızamda 6.bölüm 19.dakikada çalan müzikle birlikte kapıldığım his. İnanılmazdı. Kaç kez izledim artık sayamıyorum ama karakterler çok hoş, müzikler çok hoş hele animeden sonra mangasını da okursanız zaten benim söylememe gerek yok ne dediğimi az çok anlarsınız. Tabii şunu da söyleyeyim bu animeleri beğenip sıralamaya koymamızdaki en büyük etkenler onlarda kendimizden ne kadar çok şey bulabildiğimiz ve bize ne kadar çok şey kattığıdır. Ben bu animede kendimden çok şey buldum ve bana çok şey kattı. O nedenle 1.sırada başka animeyi düşünemiyorum.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları