Milenyuma hoş geldiniz! 2000'lerin bol ve başarılı animeleri sıra sizde!

Herkese yepyeni bir yazıdan merhabalar! Umarım keyifler iyidir. Bu seriyi yazmayı çok sevmeme rağmen araya giren bir seyahatten, okulda yapmam gereken projelerden ve katılmak zorunda olduğum vizelerden dolayı bu yazıyı yaklaşık 2 hafta geç çıkartmak zorunda kaldım. Anime Tarihi yazı serisinin üçüncü bölümüne hoş geldiniz! Bugün 2000’ler anime sektöründen bahsedeceğiz. Haydi başlayalım!

2000’ler: Milenyum

1930’ların ortalarından beri; animelerin birçoğu ve hatta neredeyse tamamı, hücreler üzerinde animasyon edilmiştir. 90’lı yıllarda CGI ek bir teknik olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. Bilgisayarların görüntüleri manipüle edebilme kolaylığı, geleneksel animasyon pratiği tekniğini en çok kullanan Miyazaki'yi bile etkilemişti. 1997 yapımı Mononoke Hime’de CGI kullanılmıştır. İlk tamamen CGI animesi, A.LI.CE., 1999 yılında geldi. Erken bir CGI yapımı olduğu için tam olarak Anime’ye benzemiyordu A.LI.CE. Daha fazla stüdyo yeni dijital teknolojiyi kullanmaya başladıkça, çoğu elle çizilmiş hücre ile harmanlanmış CGI yöntemini seçti.

Bilgisayar işlem kapasitesi arttıkça ve fiyatlar düştükçe, stüdyolar tamamen dijital mürekkep ve boya ile hücre yöntemini kullanmaya başladı. Bu yöntemde, her bir çerçeve çizildikten sonra bir bilgisayara taranır, daha sonra bir hücreye aktarılmak yerine el ile renklendirilir ve el ile birleştirilerek dijital olarak renklendirilir ve birleştirilir. 

2000’lerin başında animeler bir kez daha gelişti. Birkaç popüler seri hem Japonya’da hem de Dünya genelinde pazarı hızlandırdı. Bunu sağlayan animeler arasında ilki 1999 yılının Sonbahar sezonunda başlayan ve aynı adlı mangasından uyarlanan One Piece oldu.

Hala devam eden ve büyük bir hit olan One Piece, çıktığı ilk dönemden günümüze kadar her bölümü ilgiyle izlenen ve merakla beklenen bir seriydi. Japonya ve Dünya genelinde çok büyük ilgi gördü. One Piece ne zaman bitecek bilmiyoruz ama, genel Shounen izleyici kitlesi yüksek oranda bitmesini istemiyor. Kişisel fikrimi belirtmem gerekirse, One Piece hiç sevmediğim bir seri fakat bu onun yıllarca sürecek olan başarısı gerçeğini değiştirmiyor.

2000 yılında, benim çocukluğuma damga vuran ve uzun süre kendi kendime hayali kartlar oluşturmamı sağlayan Yu-Gi-Oh! Duel Monsters animesi çıkışını yaptı.

2000 yılının Sonbahar sezonunda InuYasha 167 bölüm sürecek olan macerasına başladı ve tarih / aksiyon animesi olarak ilgiyle karşılandı.

2000 yılının aynı döneminde Hajime no Ippo çıkışını gerçekleştirdi. Ashita no Joe gibi başarılı olan bir boks animesi daha dönemine damga vurmuştu. Hajime no Ippo hem Japonya hem de Dünya’da büyük ilgiyle izlendi.  

2001 yılı kış sezonunda Türkiye de bir döneme damgasını vuran Bakuten Shoot Beyblade çıkışını gerçekleştirdi. Beyblade’i duyunca aklınıza parklarda çarpıştırdığınız Beybladelerinizden çıkan seslerin geldiğini duyar gibiyim!  

2001 yılında Studio Ghibli ve Hayao Miyazaki bir başka başyapıtı olacak olan Sen to Chihiro no Kamikakushi (Spirited Away) ile piyasaya çıktı. Film, Japonya’da ve Dünya genelinde çok beğenildi ve ilgiyle izlendi. Hayao Miyazaki anime dünyası için bir üstat olduğunu çoktan kanıtlamıştı bile.

Anime dünyası ve tarihi Spirited Away filmiyle birlikte bir ilki de yaşamıştı. İlk kez bir anime, Oscarlar’da ‘’En İyi Animasyon’’kategorisini aday gösterilmiş ve kazanmıştı. Bu da animelerin Dünya genelinde popülerliğini iyice arttırmıştı. Şahsi görüşüm Kaze no Tani no Nausicaa’nın daha iyi olduğu yönünde ama bu Oscar kazanan animenin Spirited Away olması gerçeğini ve başarısını değiştirmiyor. 

İnternet, sevdikleri (ve pek de sık olmayan) şovlarını birbirleriyle çok az ayrıntıyla hevesle tartışan fanlar arasındaki küresel konuşmaları kolaylaştırıyordu. İnternetten ücretsiz olarak paylaşmanın artması, Stüdyoların gelir hakkında endişelenmesine sebep veriyordu.  

İlk ONA (orijinal net anime) 2000 yılında çıktı. J.C. Staff tarafından üretildi ve sadece dört dakika sürdü, dört bölümlü manga Azumanga Daioh'dan kısa bir hikâye uyarlandı. 

Kısa internet dizileri kısa bir süre sonra geldi ve ilk tam uzunlukta (22 bölüm) ONA anime serisi, Maho Yugi, 2002'de çıktı.

Ayrıca başarısı sayesinde TV animesinin çıkmasını da sağladı.

2002 yılında Full Metal Panic!, Chobits, Princess Tutu, Haibane Renmei gibi yapımlar da çıkışını yaptı. 

2002’de Studio Pierrot uzun yıllar Dünya’yı etkileyecek ve ilgi görecek bir anime olan Naruto’yu piyasaya sürdü. Naruto, shounen serileri arasında bir klasik haline gelecekti.

2002 yılında Production I.G, Ghost in The Shell: Stand Alone Complex ile ortaya çıktı ve Motoko Kusanagi’nin, Laughing Man ile olan kovalamacısını çok başarılı bir şekilde bizlere gösterdi. 

2003 yılında Kino no Tabi, Texhnolyze, Planetes, Full Metal Alchemist ve Gungrave gibi yapımlar görücüye çıktı.

2003 yılında kendisini Perfect Blue filminden tanıdığımız başarılı yönetmen Satoshi Kon bir diğer filmi olan Tokyo Godfathers’ı sinemalara sürdü. Tokyo Godfathers, evsiz ve farklı karakterde 3 insanın Yılbaşı arifesinde yeni doğmuş bir bebek bulmalarını konu alan bir filmdi.Oldukça başarılı olan film, sinemalarda da yoğun ilgi görmüştü.

2004 kış sezonunda Ghost in The Shell: Stand Alone Complex 2nd GIG görücüye çıktı ve 26 bölüm ile hikâyeyi devam ettirdi.

2004 bahar sezonunda Manglobe, Samurai Champloo’yu piyasaya sürdü. 26 bölümlük anime hem Japonya’da hem de Dünyada büyük ilgi gördü ve oldukça fazla izlendi.

2004 yılının aynı sezonunda Madhouse bir başyapıt ile çıkageldi, Monster. Psikoloji, gizemi ve gerilim türlerinde çok başarılı bir iş ortaya koyan Monster, o zamandan beri büyük bir ilgi gördü ve şu anda da saygıyla anılan bir iş olarak sektörde yerini aldı. Monster birçok insanın favori animeler listesine adını altın harflerle yazdırdı.

2004 yılında aynı zamanda Elfen Lied, Gantz, School Rumble ve Major S1 gibi animeler de piyasa sürüldü.

2004 yılının Sonbahar sezonunda bir diğer büyük shounen serisi olan ve aynı zamanda aynı ada sahip mangadan uyarlanan, Bleach gösterime girdi. Bleach de aynı One Piece ve Naruto gibi çok sevildi ve ilgiyle izlendi. Şahsi fikrime göre aralarındaki en iyi Shounen animesi de Bleach.

2004 yılında Studio Ghibli, Hayao Miyazaki’nin bir diğer başyapıtı olacak Howl no Ugoku Shiro (Howl’s Moving Castle) ile tekrar ortaya çıktı. Howl no Ugoku Shiro belki Spirited Away gibi Oscar kazanamadı ama gayet başarılı bir anime filmiydi.

2005 yılında harika bir mecha animesi olan Eureka Seven ve harika bir tarih / yaşamdan kesitler animesi olan Mushishi piyasaya çıktı.

2006 yılında anime pazarı, 1980’lerin sonunda olduğu gibi çökmenin eşiğine gelmişti. Çünkü ekonomi çökmek üzereydi. Bu kez, Amerika'nın pazarı da çöküyordu, ancak Japonya zaten uzun bir durgunluktaydı. Giderek artan yabancı lisans ücretleri, daha ezoterik ve yetişkinlere yönelik anime bütçelerinin çoğunun küçük bir bölümünü dahi oluşturmuyordu. Sadece iyi satılan mal satışları gibi alternatif gelir akışları ile seriler, ancak DVD satışlarına ve ticari sponsorlarına güvenerek bir sorunla başa çıkmaya çalışıyorlardı.

Popüler bir çözüm, çok pahalı DVD'lerin ve daha sonra Blu-ray'ların hardcore hayranlara satılmasına dayanan, giderek artan demografik özellikleri karşılamaktı. İzleyicileri karakterleri korumak ve (taklit etmek) istemeye teşvik eden Moe içerikli ürünler, animelerin taşınmasında ve hayran sadakatine ilham vermede etkili oldu.

2006 yılı animeler için inanılmaz verimli bir dönemdi ve kimilerini göre gelmiş geçmiş en iyi anime yılıydı. Sırasıyla; Ergo Proxy, Gintama, Nana, Ouran Koukou Host Club, Black Lagoon, Higurashi ni Naku Koro ni, Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, NHK ni Youkoso, Death Note ve Code Geass gibi animeler piyasaya çıktı. Her biri ayrı ayrı kategorilerin çok başarılı işleriydi.

Ergo Proxy; felsefe, psikoloji, bilim kurgu ve gizem unsurlarını bir araya getiren bir yapımdı. Ergo Proxy, içerdiği tüm unsurları çok iyi kullanan bir animeydi ve kısa sürede herkes tarafından beğenildi.

Gintama, shounen ve komedi türünü birleştirerek ortaya izlemesi inanılmaz keyifli bir yapım çıkarmıştı, birçok insan ilgi ve zevkle seriyi takip etmişti. Hala daha farklı sezon ve filmlerle devan eden bir seri Gintama. 

Nana; dram, shoujo ve hayattan kesitler türlerini birlikte işleyen güzel bir yapımdı. Mangası 40 milyondan fazla sattı ve 2 adet başarılı live-action filmi çekildi. Japonya’da ve Dünya genelinde başarılı olmuştu.

Ouran Koukou Host Club, komedi ve okul türlerini bir araya getiren enfes bir yapımdı. Oldukça komik olan ve ilgiyle takip edilen anime 26 bölüm sürdü.

Black Lagoon, seinen ve aksiyon türünü bir araya getiren bir yapımdı ve enfes bir seriydi. 12 bölüm süren bu macera ardından bir de devam sezonu gördü. Çok heyecanlı ve etkileyici olan Black Lagoon zamanında oldukça popülerdi. 

Higurashi no Naku Koro ni; gizem, korku ve gerilim türlerini kapsayan bir yapımdı. Korku sektörü daha önce böyle etkileyici bir anime görmemişti ve genelde korku serilerinin eksik olan yanı, yani ‘’hikayesi’’ oldukça etkileyiciydi. Higurashi serisi daha sonra iki adet devam sezonuyla birlikte hikayesini tamamladı. 

Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, birçok türü içerisinde barındıran bir yapımdı. Zamanında oldukça sevildi ve fakat asıl patlamasını 2010’da çıkan filmiyle birlikte yapmıştı. Suzumiya Haruhi no Yuutsu ayrıca Light Novel’ların animelere konu olmasını sıklaştıran bir yapım oldu.

NHK ni Youkoso; psikoloji, dram ve komedi unsurlarını harika şekilde bir araya getiriyordu. Oldukça iyi insan analizlerine sahip olan ve gerçekçi bir seriydi. Sitemiz üzerinde benim yaptığım bir incelemesi de mevcut.

Death Note; polisiye, gizem ve psikoloji türlerini harmanlayan bir yapımdı. Death Note hem Japonya hem de Dünya genelinde inanılmaz bir ilgi gördü. Oldukça başarılı bir seriydi. Ah bir de o son 7 bölüm olmasa! Death Note özellikle Türkiye’de büyük bir kesimin ilk bilinçli izlediği animeydi ve animelere başlama sebebiydi! Netflix film versiyonunu izlememenizi de şiddetle öneriyorum. 

Code Geass, mecha ve aksiyona biraz bilim kurgu sosu süren bir seriydi. Japonya ve Dünya genelinde oldukça ilgiyle takip edildi ve sevildi. Bir adet devam sezonuyla hikayesini pekiştirdi. Code Geass, aynı zamanda ülkemizde de oldukça seviliyor.

2006 yılında aynı zamanda Satoshi Kon’un Inception filmine uyarlanan harika anime filmi Paprika gösterime girdi. Rüyalarda dolaşmak ve rüya içinde rüya görme gibi konseptlere sahip olan anime oldukça farklı bir hikayeye sahipti.

2006 yılında son bahsedeceğim yapım ise, Toki wo Kakeru Shoujo. Zaman’da yolculuk konusunu işleyen eğlenceli ve dramatik bir film olan Toki wo Kakeru Shoujo oldukça başarılı bir yapımdı.

2007 yılında Evangelion serisine bir baştan yapım olacak olan serinin ilk filmi, Evangelion 0.1: You Are (not) Alone gösterime girdi.

2007 yılında müzik, hayattan kesitler ve romantizm kategorilerini içeren 23 bölümlük Nodame Cantabile piyasaya sürüldü.

Aynı yıl Naruto’nun devamı olan Naruto: Shippuuden piyasaya çıktı. İzleyicisinin oldukça ilgisini çeken bir yapımdı.

2007 bahar sezonunda harika bir mecha animesi olan Tengen Toppa Gurren Lagann piyasaya çıktı. Mecha sevmeyen yüksek kesimin bile ilgisini çeken bu seri, oldukça başarılı bir mecha animesiydi.

2007 yaz sezonunda birçok kategoriyi farklı bir şekilde bir araya getiren harika bir seri olan, Baccano! piyasaya sürüldü. 

2007 yılının yaz sezonunda bir başka başarılı yapım olan; korku, gizem ve tarih ögelerini bir araya getiren Mononoke çıktı ve oldukça başarılı bir seri olarak kabul gördü.

2007 yılının son vurucu serisi sonbahar sezonunda gösterime giren Clannad animesiydi. Dram, romantizm ve hayattan kesitler temalarını işleyen seri başarılı olarak kabul görmüştü ve sonraki yıllarda gelecek olan 2.sezonu bunu kanıtlar nitelikte olacaktı. 

2007 yılında sinemalara giren Stranger: Mukou Hadan; samuray, aksiyon ve tarihi bir macera animesiydi. Samuray konseptini oldukça başarılı bir şekilde işleyen yapım, büyük övgü almıştı ve merakla izlenmişti.

2007 yılında sinemalara giren bir başka film ise Makoto Shinkai imzalı Byousoko 5 Centimeter’idi. 3 bölümden oluşan bu film, yüksek dramasıyla izleyicileri etkilemeyi başarmıştı. Makoto Shinkai daha sonraları da yapacağı üzere bulunduğu yıldan hayli yüksek olan animasyon kalitesine sahip bir film ortaya çıkartmıştı. Yüksek dozda melankoli içeren bu filmi keyifli bir gününüzde izleyin ki en azından ruhsal çöküntü yaşamayın efendim. Şu an bile şarkısını duymak tüylerimi diken diken etmeye yetiyor.

2008 yılında Code Geass’ın 2.sezonu piyasa sürüldü ve aynı ilk sezonda olduğu gibi büyük bir ilgiyle izlendi ve başarılı bulundu.

2008 yılının yaz sezonunda hayattan kesitler, drama ve fantezi kategorisinde oldukça başarılı olan Natsume Yuujinchou piyasaya çıktı.Ardından 6 sezon ve 1 film daha hikayesini sürdürdü.

2008 yılının sonbahar sezonunda, 2007’nin sonbaharında çıkan Clannad serisinin devam animesi olan; Clannad: After Story piyasaya sürüldü. Clannad: After Story yoğun ve üzücü dramıyla büyük başarı topladı ve ses getirdi.

2008 yılı sonbahar sezonunda spor serilerinde de akıl oyunları olabileceğini bizlere kanıtlayan bir seinen-spor serisi olan One Outs piyasaya çıktı.

2008 yılının son cevheriyse romantizm, hayattan kesitler,dram, okul ve komedi gibi kategorileri çok başarılı bir şekilde bir araya getiren ve benimde en sevdiğim 10 anime listemde bulunan Toradora piyasaya çıktı.Dünyada ve Japonya’da büyük ilgiyle takip edildi ve sevildi.

2009 yılında Hajime No Ippo 2.sezonu, Major 5.sezonu ve Natsume Yuujinchou 2.sezonu piyasaya çıktı.

2009 yılına ve sonraki yıllara damga vuracak animeyse bahar sezonunda piyasaya çıktı, Full Metal Alchemist: Brotherhood. Full MetalAlchemist: Brotherhood, 2003 yılında çıkan FMA’dan farklı olarak mangayla birebir aynı hikaye örgüsüne sahipti ve çok başarılı bir yapımdı. Karakterleri,hikayesi, müzikleri ve sizi içerisine çekip bir günde 10 bölüm izlemenize sebep olan sürükleyiciliğiyle bir başyapıttı. Bu yüzden de belki de bazıları için hala gelmiş geçmiş en iyi statüsünde duruyor ve MyAnimeList gibi sitelerde ‘’Eniyi Animeler’’ listelerinde birinci sırayı almış bulunmakta. Benim de ‘’En iyi 10 Anime’’ listemde yerini almış bir seri.

2009 yılının shounen izleyicileri için bir başka armağanıysa, Fairy Tail’idi. Sonbahar sezonunda piyasa sürülen seri, genel shounen kitlesi tarafından beğenildi ve övgüyle karşılandı.

2009 yılında Evangelion serisine bir yeniden yapım olan film serisinin 2.filmi; Evangelion: 2.0 You Can (not) Advance sinemalarda gösterime girdi.

2009 yılının bir diğer ses getiren filmi ise Redline’idi. Aksiyon, bilim kurgu ve araba temalarını bir arada kullanan yapım,izleyicisinden övgüyü kapmıştı. Şu anda vizyona girse animasyon olarak sırıtmayacak olan film, harika bir görselliğe sahipti.

2000’ler anime piyasasının durumunda sona gelmiş bulunuyoruz, bir dahaki yazımda 2010’ları anlatarak Anime Tarihi yazı serisinin son bölümüne gelmiş olacağız. Bu yazı bu kadar geciktiği için sizlerden özür diliyorum. 2010’lar yazısında görüşmek üzere! Kendinize iyi bakın, iyi ve güzel günler efenim! 

İlk bölüm için: Anime Tarihi #1 

İkinci bölüm için: Anime Tarihi #2 

Yazıda Bahsedilen NHK ni Youkoso İncelemesi: NHK ni Youkoso İnceleme

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları