Defterlerinizi ve kalemlerinizi hazırlayın. İlk dersimize başlıyoruz, Tarih!

Animeler… Özellikle Türk toplumundaki insanlar için; kimimize göre anlam yüklü, aynı kitap ve filmler gibi hayatımıza bakış açısı ve anlam katan birer öğe ve eğlence materyaliyken, kimimize göre de ‘’abi hala çocuk musun ya, anime mi izliyorsun ahaha’’ gibi söylemlere neden olan dalga konusu. Şahsen ben, animelerin her şeyden önce bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Daha sonrasında ise hayatımıza farklı bakış açıları katan, bizleri bazı konularda olgunlaştıran ve düşünmeye sevk eden bir eğlence materyali olarak görüyorum. Tabi ki bu her anime için geçerli olmamakla birlikte, sırf eğlenmek için izleyebileceğimiz yüzlerce anime de bulunmakta. Peki; bu kadar anime izliyoruz, onlar hakkında yorumlar yapıyoruz, bazen ara vermeden saatlerce izliyoruz ve önemsiyoruz. O halde bazı temel bilgileri ve fazlasını öğrenmek isteyebiliriz. Bu yazı serisi 3 kısımdan oluşacak olmakla birlikte olabildiğince video ve görsel materyal ile destekleniyor olacak. 

Anime nedir?

En basit haliyle anime, animasyonu ifade eder. İlginçtir ki, ismin kendisi İngilizce kelime olan animasyonunun bir kısaltması değildir. Bunun yerine, Japonca ‘da “animasyonlu karikatür” (ア ニ メ) anlamına gelen kelimenin kısaltmasıdır. Japon izleyicilere göre anime ister Japonya'da yapılmış olsun ister olmasın, herhangi bir animasyon filmi veya dizisidir. Bununla birlikte, Japonya dışında, anime terimi, "Japon yapımı animasyon" veya daha genel olarak, canlı renkler, dramatik kaydırma ve karakteristik yüz ifadeleri gibi Japon tarzı animasyonun imza yönlerini kullanan herhangi bir animasyon dizi veya filme denir.

Animeler, el çizimi veya bilgisayar yapımı (CGI) olabilir. Animelerin konusu her şey olabilir, her türü mevcuttur, bu yüzden çok küçük çocuklar için eğitim ve komedi türü içeren animeler olduğu gibi tamamen yetişkinlere yönelik, felsefe, psikoloji, savaş, şiddet, cinsellik gibi konuların işlendiği üst düzey kalitede senaryoları olan animeler de mevcuttur.

Bu kısma kadar animelerin ne olduğundan bahsettim şimdiyse yazının asıl konusu olan ‘’Animelerin Tarihi’’ kısmına başlıyor olacağım. Gelelim, anime tarihine! 

1917: Yüzyıl Önce, Anime Sanatının Babaları

Japonya’da yayımlanan ilk animasyon filmi ve ilk anime, muhtemelen 1916 yılının sonları veya 1917 yılının başlarında Shimokawa Oten tarafından yayınlandı. Tebeşirle yapılan bu anime 5 dakikadan daha kısa süreli bir animeydi. Belirsizlik, makaraların bittikten sonra çoğunun sökülmesinden kaynaklanmakta.

Kesin olarak bildiğimiz ilk Japon animasyon filmi, 1917 Şubat'ında Dekobo Shingacho- Meian no Shippai (Dekobo’nun Yeni Resim Kitabı- Büyük Planın Başarısızlığı) adıyla piyasa sürüldü. Ancak 1917’de Japonya’da neredeyse yirmi kısa animasyon filmi daha yayınlandı. Birinci Dünya Savaşı'nın ortasıydı ve animasyon Japonlar için yeni bir merak ve uğraştı. Bu yeni merak ve uğraştan en çok, manga sanatçıları olan Oten Shimokawa ve Junichi Kouchi ve ressam olan Seitaro Kiyatama büyülenmişti. Mevcut film stüdyoları tarafından işe alınan ve çok küçük ekiplerle çalışan bu üç adam, ilk yıla damgalarını vurdular ve “Animenin Babaları” lakabını kazandılar.

Şunu söylemek gerek ki, o zaman yapılan animeler şu anda izlediğimiz animelere hiç ama hiç benzemiyor. O zamanın şartlarında çalışma süreleri genellikle beş dakikalık aralıklarla yapılıyordu son derece kısaydı. Teknolojik olarak da şu an ki imkanlara sahip olunmadığı için saydam hücreler veya renkler hiç kullanılmıyordu. Tahtalara tebeşirlerle çizilen görselliği kameralarla kaydedip birleştiriyorlardı ve bu yüzden filmler genelde 5 dakikayı geçmiyordu. Filmler sessizdi ve genellikle canlı müzik eşliğinde veya ekranın önünde duran birisi tarafından hikâye anlatımı yapılarak gösterilmişti.

1917'nin filmleri mevcut film şirketleri için yapıldı. 1921'de Kitayama, ilk anime stüdyosu olan Kitayama Eiga Seisakujo'yu kurmak için çalıştığı şirket olan Nikkatsu'dan ayrıldı. Kouchi onun ayak izlerini takip etti ve 1923'te kendi animasyon stüdyosu Sumikazu'yu kurdu. Maalesef stüdyo sadece 10 yıl ayakta kalabildi; çünkü anime sektöründe para kazanmak şu an (2018) bile bu kadar zorken o zamanlar gelen gelirler giderleri bile karşılayamıyordu.

1920’lerin sonundan Kobu Tori ismine sahip halk hikayesini anlatan bir anime;

1930'lar ve 40'lar: Animasyonların Gelişimi ve Savaş

Kapatılan stüdyolara, düşük fonlara ve zahmetli bir şekilde boşa çıkma süreçlerine rağmen her türlü zorluğa karşın, animeler üretilmeye devam edildi. 30'lu yıllarda, etkileyici sanat eserlerinden garip animasyonlara kadar uzanan geniş bir Japon animasyonu üretildi.1931'de, ilk savaş animesi olan Sora no Momotarou yayınlandı.

1934’de tamamen hücrelendirme ile yapılan ilk animasyon olan Masaoka's Chagama Ondo yayınlandı. 

Yasuji Murata, Umi no Mizu wa Naze Karai (1935) adlı filmiyle Kobu Tori ile aynı tarzda bir başka halk masalı daha sundu.

Yaygın popülariteye sahip ilk manga karakterlerinden biri Norakuro idi. 1931'de Suihou Tagawa tarafından yaratılan manga, köpek ordusuna katılan bir sokak köpeğine odaklanıyordu fakat açıkça Japon İmparatorluğunun ordusunun bir yanılsamasını gösteren bir manga ve animeydi. Bu özel anime uyarlaması, Norakuro Nitohei (1935) adıyla yayınlandı ve Mitsuyo Seo tarafından yönetildi. 

Hücrelendirme ile animasyon çok büyük bir gelişme oldu ama Stüdyolar için çok daha büyük bir gider kaynağı oldu. Stüdyoların finansman kaynakları bulmak için daha yaratıcı olması gerekiyordu. Hükümet tarafından yapılan ve ödenen tanıtım videoları geliştirildi. Ordu savaşa hazırlanırken, birçok animatör ellerini propagandaya çevirdi. Sivil tarafta, çocuklar için eğitici filmler yapıldı ve reklam şirketleri,ticari şirketler için animasyon haline getirildi. Bugün bu anime kullanımlarının hepsi devam etmekte.

Propaganda, özellikle II. Dünya Savaşı sırasında kazançlı olduğunu kanıtladı ve anime stüdyoları ek fonlarla daha da büyüdü. İlk tam uzunlukta anime filmi, 1945'te yayınlanan Momotaro: Umi no Shinpei idi.

Japon donanmasının antropomorfik hayvanlara sahip olduğu bu propaganda filmi, barış için umut vaat etmesiyle birlikte Osamu Tezuka adlı genç bir manga sanatçısını gözyaşlarıyla birlikte anime yapımına teşvik etmişti. Ki bu isim, ileriki yıllarda Anime sektörüne yön verecek isimlerden birisiydi.

1950'ler: Bazı Tanıdık İsimler Karşımıza Çıkıyor

Savaş, Japonya’yı oldukça kötü etkiledi ve birçok sektör, ki buna anime sektörü de dahil, çökme noktasına geldi. Savaştan sonra, bugün bile gündelik anime hayranlarının tanıyacakları isimleri görmeye başlıyoruz. Japonya Animasyon Filmleri 1948'de kuruldu, ancak muhtemelen 1956'da animasyon bölümü oluşturmak için Japonya Animasyon Filmleri'ni alan film şirketini Stüdyo Toei olarak tanıyorsunuz. İlk uzun metrajlı renkli anime filmi olan Hakujaden'i 1958'de yayınladılar ve 78 dakikalık bir süreye sahipti.

Ama bir önceki başlığın sonunda bahsettiğim Osamu Tezuka'yı hatırlıyor musunuz? 50'li yılların sonlarında oldukça popüler bir manga sanatçısı haline geldi ve, oldukça popüler bir şekilde, şimdi de saygıyla manga tanrısı olarak anılıyor. 1958'de, Boku no Son Goku serisini canlandırmak için Toei ile çalışmaya başladı. Toei ile geçirdiği süre boyunca, Tezuka, sendikalaşma için heyecan verici bir şekilde istekli olduğunu kanıtlamıştı. Sözleşmesinin süresi dolduğunda, kendi stüdyosu olan Mushi Prodüksiyonu ya da diğer bir adıyla Mushi Pro'yu kısa bir süre içinde kurdu ve Toei'nin en iyi animatörlerinden bazılarını kendi şirketine kattı. Bu listede Japonya'da bildiğimiz ilk kadın animatör olan Kazuko Nakamura da vardı. Nakamura daha sonra Ribon no Kishi için animasyon yönetmeni olarak görev yapacaktı.

1960’lar: Televizyon’un Sektöre Girişi ve Animeler Üzerindeki Etkisi

1958'den önce, eğer anime izlemek istiyorsanız, bir sinema salonuna gitmeniz veya bir projektör ve makaralara erişimi olan zengin bir arkadaşınız olması gerekiyordu. Fakat televizyon’un ortaya çıkmasıyla işler oldukça değişti. Bu yeni çıkan sektöre, gelen en erken animasyon Mogura no Aventure (1958) oldu. Renkliydi, kâğıt kesiği tekniği kullanılmıştı ve dokuz dakika sürüyordu.

İki yıl sonra, 1960 yılında, Mittsu no Hanashi adı verilen deneysel bir animasyon antolojisi, NHK tarafından özel olarak yaratıldı ve yayınlandı. 

Fantezi hikayeleri anlatan hikayeler, üç adet ve on'ar dakikadan oluşan bölümlerden oluşuyordu. Bu seri, Amerika televizyonları için de çıkan ilk anime serisi olmuştu.1961 yılında, Otogi Manga Calendar animesi düzenli olarak Japon televizyonunda yayınlamaya başladı. Her bölüm,“tarihte bu günde olanları” anlatıyordu ve bazen animasyonunu tarihsel fotoğraflarla pekiştiriyordu. Bölümler 3 dakika sürüyordu. Şu anda her bir bölümü 24 dakika olan animeler seyreden biz anime izleyicileri için bu süre oldukça az gözüküyor,değil mi? 

1963 yılında; Tezuka ve Mushi Pro, her birimizin tanıyacağı ve adını duyduğu Tetsuwan Atom'u (Astro Boy) yani ilk anime TV dizisini başlattı. Tezuka’nın en popüler mangalarından biri olan seri, insanlarla birlikte yaşayan ve düzenli olarak suçla savaşan, uzaylılar ve diğer robotlarla uğraşan bir robot çocuğu konu alıyordu.

Böyle bir anime serisi, maliyet ve son tarih kaygılarından dolayı yarım saatlik zaman diliminde TV'de hiç denenmemişti. Böyle yoğun bir süreç, haftada bir kez gösterilen bir bölümü karlı bir şekilde yayınlamak için nasıl kullanılabilirdi?

Tezuka, “sınırlı animasyon” olarak adlandırılan tekniği kullandı; filmin saniyedeki kare (resim) sayısının azaltılması, hücrelerin tekrar kullanılması ve karakterin başı veya kolları gibi hareketli olan farklı bölümlerinin farklı hücresel katmanlarına yerleştirilmesi gibi teknikler. Böylece, her sahnede hareketli vücudun sadece bir kısmının canlandırılması yeterli oluyordu ve maliyeti büyük ölçüde azaltıyordu.

Ayrıca, orijinal mangasındaki senaryoları kullanarak zaman kazanıyor ve bireysel bölümleri yazma ve düzenleme gereğini ortadan kaldırıyordu. Tetsuwan Atom (Astro Boy) birçok ülkede izlenme reytinglerinde ilk sıraya oturdu ve Tezuka’ya büyük bir miktarda gelir sağladı.

Bugün anime dendiğinde aklımıza gelen birçok özellik olan; büyük göz, robot savaşları ve normalde yapılması imkânsız gibi görülen saç şekillerinin birçoğu temelini Tetsuwan Atom (Astro Boy) dan aldı. Televizyondaki en havalı şeyler bunlardı ve herkes bunları ve Astro Boy’u çok sevdi! 

Astro Boy’un popülerliği birçok Japon animatörü ciddi şekilde şaşırtmıştı. Sınırlı animasyon tekniği, kelimenin tam anlamıyla ucuz hilelerden oluşuyordu, bu yüzden dikkatle hazırlanmış anime filmlerinin akışkan animasyonu ve sanatı ile nasıl kıyaslanabilirdi? Sınırlı animasyon, sanat olabilir miydi?

Bu sorulara rağmen Astro Boy döneminin ve belki de anime tarihinin en başarılı serilerinden birisi olarak adını tarihe yazdırdı. Astro Boy, TV için anime üretilebileceğini ve bundan kar kazanabileceğini kesin olarak kanıtladı. 

Tele-Cartoon Japonya, 1963 sonbaharında Sennin Buraku ile birlikte TV için anime serisini yayınladı. Popüler bir mangaya dayanan bu hikâye, tarihi Çin'deki bir romantik komedi dizisiydi ve gece geç saatlerde yayınlandı.

Aynı zamanda Tele-Cartoon Japonya tarafından Tetsujin 28-Gou, bir ay sonra Ekim ayında yayına çıktı. Batıdaki ismi Gigantor olarak da bilinir.

Gördüğümüz üzere; çocuklar için ilk TV anime serisi, yetişkinler için ilk TV anime serisi ve ilk Mecha anime serisi, aynı yıl içinde yarım yüzyıl önce çıktı. 

1964 yılında Tokyo Movie Shinsha (TMS) kuruldu ve ilk animasyonları Big X adlı bir TV anime serisi oldu. 

Tetsuwan Atom'un (Astro Boy) ilk yılı, Fuji TV'den küçük bir bütçeyle ve bir şeker sponsorundan alınan parayla yapıldı, ancak gelecek yıl para şaşırtıcı bir kaynaktan geldi; Amerika'dan NBC. Bu, daha sonraki Tetsuwan Atom bölümleri için daha iyi bir animasyon olanağı sağladı. Ancak daha büyük bir etki, yeni bir gelir kaynağı keşfeden anime sektöründe oldu. 

NBC, sonsuz sayıda Tetsuwan Atom bölümüne ihtiyaç duymuyordu, ancak Tezuka'yı ve Tezuka’nın işlerini sevdiler. Amerikan izleyicisinin ilgisini çekecek, yeni ve renkli bir seri için Tezuka’ya teklifte bulundular. NBC, Mushi Pro’nun renklendirme için gerekli olan masraflarını karşılayacaktı. Bu teklifi kabul eden Tezuka, 1965 yılında Jungle Emperor ismiyle yeni ve ilk renkli anime serisini yayınladı ve popüler bir başarı kazandı.

Toei gelişen sektörün dışarısında kalmamak için, 1966'da ilk “shojo” (6 ile 15 yaş arası kızları hedef alan anime türü) ve ''büyücü kız'' animesini yayınladı. Tetsujin 28-Gou‘nun da mangasını yazan Mitsuteru Yokoyama’nın Mahou Tsukai Sally adlı mangasına dayanan serinin ilk bölümleri siyah-beyaz yapılmıştı fakat 18’inci bölümden sonra renklendirildi ve birçok ülkede büyük başarıyla karşılandı.

İlk dersimizin sonuna geldik. Anime tarihinde 1917’den 1970’lere kadar gelmiş bulunuyoruz. Bir sonraki dersimizde 1970’ler, 1980’ler ve 1990'lardan bahsedeceğiz. Bir sonraki dersimize kadar sağlıcakla kalın ve sakın dersleri kaçırmayın!  

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları