2021 Yılında Kaçırmamanız Gereken 2 Anime
2021 yılı birçok güzel isme ev sahipliği yapsa da iki çok güzel yapım başka şovların gölgesinde kaldı, bu yazıda onlara değineceğiz.

 Son çeyreğine girdiğimiz ve sonbahar sezonunda da birçok potansiyelli isme sahip olan 2021, sadece ilk üç mevsimi ile birlikte son 4 yılın en iyisi olmaya büyük bir aday. Böyle dolu dolu bir yılda birçok hem popüler hem de iyi anime çıkmış olsa da bazı isimler iyi olmalarına rağmen çeşitli sebeplerden ötürü dişe dokunur bir popülerlik elde edemedi. Bu yazımızda bu isimlerden ikisi hakkında konuşacağız. Başlıkta her ne kadar "2 anime" demiş olsam da bunlardan birisi aslında donghua, yani Çin animasyonu olan Shiguang Dailiren; diğeri ise kimsenin bu kadar iyi çıkmasını beklemediği Uma Musume: Pretty Derby Season 2.

Shiguang Dailiren

Shiguang Dailiren

 Her ne kadar daha önce de birçok kişi tarafından övüle övüle bitirelemeyen Çin animasyonları çıkmış olsa da benim hiç o taraflara ilgim olmamıştı. Hem çizim tarzının farklılığı hem de Çince'nin Japonca'dan farklı bir ses yapısına sahip olmasından dolayı ben çoktandır bildiğim ve alışmış olduğum Japon animasyonlarına, yani animelere sarılı kalmaya devam etmiştim. Ancak, hem Shiguang Dailiren'in diğer övülen Çin animasyonlarından çok daha fazla övgü alması hem de benim çok sevdiğim bir konsept olan zaman yolculuğu konseptine sahip olmasından dolayı ilgimi çekti ve ön yargılarımı kırıp bu donghuaya bir şans vermek istedim; iyi ki de vermişim.

 Hikayemiz fotoğrafçıda çalışan üç arkadaşın etrafında dönüyor. Bu üçlüden ikisi, Xiaoshi Cheng ve Guang Lu, diğer arkadaşlarının haberi olmadan müşterilerin verdiği fotoğrafların içine girip yine onların istekleri doğrultusunda geçmişten bilgi ediniyorlar. Bu işi yaparken de hem ikisinin kendilerine ait rolleri hem de bozmamaları gereken kuralları bulunmakta. Xiaoshi Cheng, fotoğrafın çekildiği ana dönüp o anda fotoğrafı çeken kişinin yerini alıyor ve o kişinin sadece vücudunu ele geçirmek ile kalmayıp anılarını ve hislerini de elde ediyor. Ancak, Xiaoshi Cheng duygusal birisi olduğundan dolayı bu olay çoğunlukla yarardan çok zarara neden oluyor. Siyah saçlı arkadaşımız fotoğraflara girdiği sırada ise beyaz saçlı arkadaşımız Guang Lu ise rehber görevini üstleniyor. Bu zaman yolculuğunun kuralları ise; bir, Xiaoshi Cheng fotoğrafta sadece 12 saat vakit geçirebilir; iki, bir fotoğrafa ikinci kez giremez; üç, geçmişi büyük oranda değiştirecek bir şey yapamaz. Donghuamız bu elementlerin etrafında şekilleniyor ve başlarda oldukça karakter odaklı ilerlerken sonlara doğru biraz daha olay odaklı hale geliyor. Bu konuda Shiguang Dailiren'i modern Doctor Who'daki ilk üç doktorun sezonlarına benzetebiliriz. Bölümler başta episodik olarak ilerlerken yaşanacak daha büyük bir olay için arkadan arkadan ayrı bir hikaye örülüyor ve sonralara doğru geldiğimizde bu örgüler ön plana çıkarılarak sezona ve hikayeye nokta koyuluyor. Shiguang Dailiren'in bu konuda tek bir farkı var, o da hikayeye nokta koyulmamış olması. Sezon oldukça büyük bir cliffhanger ile bitiyor. Ancak, cliffhangerdan önceki kısımlar kesinlikle bu cliffhangerın ağızda bıraktığı kötü tadı sineye çektirmeyi başarıyor. Şovumuz; beyaz yakalı iş hayatının zorlukları, küçük bir kasabada yaşayanların daha büyük şehirlere gitme hayallerinden dolayı sevdiklerine yaşattıkları, ebeveynlerin işlerine çok odaklanıp çocuklarını ikinci plana atmaları gibi oldukça güzel konulara değinip bu konuların potansiyellerini çok iyi bir şekilde kullanarak ortaya harika küçük hikayeler çıkartıyor ve tüm bölümlerde de hemen hemen aynı kaliteyi korumayı başarıyor. Baştaki bölümler karakter draması odaklı ilerlese de ikinci yarıya geçtiğimizde biraz daha gizem ve gerilime kaymaya başlıyoruz. Ben her ne kadar gerilim türüne bayılsam da normalde bu tarz tür değişimlerini pek sevmeyen birisiyim, ancak yönetmenimiz gerilim sahnelerinde o kadar harika bir iş çıkarmış ki hayran kalmaktan kendimi alıkoyamamak bir yana, şovdan umarım ikinci sezonun büyük kısmı gerilim odaklı olur diyerek ayrıldım. Bunun yanı sıra yan karakterlerin oldukça güzel işlenmesi ve Xiaoshi Cheng'in psikolojisinin her zaman yolculuğunda ayrı hallere girmesi de eklenince ortaya yazım açısından çok beğendiğim bir iş çıktı.

 Şimdi gelelim insanların ön yargılarının oluşmasına neden olan kısımlara, yani çizimler ve seslendirmelere. Öncelikle şunu söyleyeyim, seslendirmeleri boşu boşuna dert ediyormuşum. İki üç bölüm izledikten sonra hemencecik alıştım ve geri kalan bölümlerde de herhangi bir rahatsızlık hissetmedim. Çizimler konusunda ise gördüğüm kadarıyla manhwa okuyucuları bu çizim tarzına bayılmış; ben ise pek öyle bayıldığımı söyleyemesem de animasyonların ortalamanın üstünde, yönetmenliğin ise harika olması nedeniyle sanat tasarımını pek dert etmedim. Eğer siz de benim üç ay önceki halim gibi donghualara ön yargıları olan birisiyseniz ne olursa olsun ilk bölüme bir şans vermenizi öneririm. İlk bölüm hem sanat tasarımı, hem seslendirme hem de hikaye ve karakterler açısından size Shiguang Dailiren'e dair sahip olmanız gereken tüm fikirleri veriyor. Eğer ilk bölümü severseniz hiç düşünmeden diğer bölümleri de izleyin. Bu harika şovu kesinlikle kaçırmamalısınız.

İzleme Linki

Uma Musume: Pretty Derby Season 2

Uma Musume: Pretty Derby Season 2

 Uma Musume'nin ilk sezonu (her ne kadar aralarından öne çıkan birkaç tanesi olsa da) bir sürü farklı karakterin tek bir sezona doluşturulduğu, dramatik anları olsa da bunların fazla ağır olmadığı (en azından 2nci sezon kadar ağır değildi), çoğunlukla mutlu bir havada geçen bir mobil oyun reklamıydı. Herhangi özel bir şey yapmayı denemiyordu ve ihtiyacı da yoktu. Tek yapması gereken insanları bu karakterlere alıştırmak ve oyun çıktığında oyuncuların at kızlarımıza yabancılık çekmemesini sağlamaktı; bunu da oldukça iyi bir şekilde başarmıştı. Harika bir anime olmasa da yine de kötü değildi. İkinci sezon duyurusu ise beni oldukça şaşırtmıştı. Çünkü, oyunun tam sürümü hala çıkmamış ve gacha kitlesi oyuna para akıtmaya başlamamıştı. Açıkçası ikinci sezondan pek bir beklentim olmadığından dolayı anime ile alakalı hiçbir şey okumadan direkt ilk bölümü izledim ve stüdyonun P.A. Works olmadığını fark ettiğim an bölümü yarıda bırakıp uzaklaştım. Zaten bu, benim yavaş yavaş ilk bakış yazıları yazmak için çok fazla sezonluk seri izlememden ötürü kusma noktasına geldiğim bir dönemdi o yüzden de Uma Musume S2'yi yazıya eklemesem hiçbir şey kaybetmem diye düşünüp direkt saldım. Zaten at kızların birbirleriyle yarıştığı bir UwU animesi ne kadar iyi olabilirdi, değil mi? Bunun üstünden yaklaşık 5 ay geçti, arada mobil oyunu çok büyük bir patlama yaptı, ardından BD satış rakamları rekor üstüne rekor kırarak ve Evangelion'un rakamlarını geçerek gelmiş geçmiş en çok satan anime BD'si oldu, bir de üstüne sezonun puanları finalden sonra uçmaya başladı derken ben şoka uğradım. İlk sezonunda "meh"in ötesine geçemeyen bir at kız animesi ikinci sezonunda nasıl bu kadar uçtu aklım almamıştı. Bunun ardından da hemen ikinci sezonu izlemeye koyuldum... Desem yalan olur, çünkü aklımda hala daha soru işaretleri vardı. BD satışlarının bu kadar patlamasının nedenlerinden birisinin kutuların içinde gacha kodları olması bu soru işaretlerinden birkaçının kaynağıydı. Bu yüzden sezona hemen atlamak yerine birkaç hafta daha bekledim, o sırada başka işler ile uğraştım ve sonunda Uma Musume S2'yi izlemeye başladım; ve sezonun sonuna geldiğimde resmen nutkum tutulmuştu. Hayır, bu izlediğim en iyi animelerden birisi değildi, hatta favorilerime bile girebilecek bir şov değildi. Ancak, Uma Musume'nin bana göz yaşı döktürebilecek bir hikaye anlatmasını, bu kadar harika karakter yazımlarına sahip olmasını ve beni bu kadar etkilemesini hiç ama hiç beklememiştim.

 İkinci sezonumuz, ilk sezondan da tanıdığımız Tokai Teio ve Mejiro McQueen'in etrafında şekilleniyor. Yine aynı ilk sezonda olduğu gibi bu sezonda da tüm atlar, at yarışları ve bu yarışların sonuçları gerçek hayattan alınma. O yüzden ne yarışların ne de atların ismini sezonu bitirmeden herhangi bir yerde aratmayın, spoiler yiyebilirsiniz. İlk sezondaki öğrenci-usta dinamiği yerine bu sezonda daha çok arkadaşlıktan doğan bir rekabet dinamiği söz konusu. Bu dinamiğin içine birkaç sakatlık ve ekstra rakipler sosu da eklenerek sezonumuz daha tatlı bir hale getirilmiş. Yine ilk sezonda olduğu gibi hikayede herhangi önemli bir rolleri olmasa da sağdan soldan sürekli farklı karakterler fırlıyor. Bu da tabii ki Uma Musume'nin bir gacha oyunundan uyarlanmasından doğan bir eksi. Sonuçta bu karakterleri insanlara tanıtmak zorundalar. O yüzden de hikayenin temposunu sekteye uğratan birçok küçük sahnecik bulunuyor. Hatta anime bu küçük sahnecikler ile kalmıyor bazı karakterler için senoryaya ciddi ciddi küçük hikayecikler de ekliyor. Bu küçük hikayecikler sadece tek bir bölümde toplansa pek sıkıntı çıkarmazdı ama her bölümde birkaç dakika yer ediyor olmaları temponun bozulmasına neden oluyor. Ancak, animede bu tempo problemi dışında pek de bir problem bulunmamakta. Geri kalan tüm büyük elementler harika. Sezonda en çok odaklanılan karakterler olan Tokai Teio, Mejiro McQueen ve Rice Shower harika karakter yazımlarına sahipler. Her birinin yaşadığı zorluklar, aşmaları gereken engeller ve hedeflerine ulaşmak için gösterdikleri çaba harika anlatılmış. Özellikle Tokai Teio'nun hikayesine bayıldım ve en dramatik anlarında kendimi tutamadım. Bunda sadece yazımın değil karakterin seslendirmeni olan Machiko Saitou'nun harika bir iş çıkarmasının da büyük bir etkisi var. Bazılarına bu seslendirmenin sesi itici gelebilir ama ben bayıldım; Tokai Teio'nun enerjik karakterine çok güzel uyduğunu ve dramatik anları da çok iyi kotardığını düşünüyorum. Tokai Teio'nun yanı sıra Rice Shower ve Mejiro McQueen'in hikayeleri de çok güzeldi ama işte burada bölüm sayısı devreye giriyor. Az öncede söylediğim gibi tempo, Uma Musume S2'nin en büyük problemi ve bu sorunun ortaya çıkmasındaki en büyük neden de bölüm sayısı. Eğer bu şov içine herhangi bir ekstra içerik eklemeden bölüm sayısını 21-22 bandına çıkarmış olsaydı elimizde gelmiş geçmiş en iyi spor animelerinden birisi olabilirdi, yazık olmuş. Bu haliyle bile sakatlık geçiren sporcuların kafa yapılarını ve karşılaştıkları zorlukları gayet iyi anlatmayı başarıyor. Ayrıca izleyiciyi karakterlere bağlamayı başarması sebebiyle de akıl almaz bir noktaya ulaşıyor. Eğer karakter odaklı spor animelerini seviyorsanız Uma Musume'ye kesinlikle bir şans vermenizi öneririm. Waifubait olması ön yargı oluşturabilir ve ilk sezon için bu haklı bir ön yargı; ama emin olun ikinci sezonun yazım kalitesi bu şovun gacha reklamı bir waifubait olduğu gerçeğinin önüne geçmeyi başarabiliyor. Bu, çok az oyun uyarlamasının erişebildiği bir başarı. Umarım Cygames bu sezonun yazarlarını elinde tutmayı başarır ve bizi çift courlu bir üçüncü sezon ile buluşturur. Zaten hem oyunun hem de animenin başarısından sonra bunun gerçekleşmesi pek de sürpriz olmaz.

İzleme Linki

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları