Şeytanların sadece kötü olmadığını korkan hatta ağlayan varlıklar da olabileceğini kanıtlayan anime.

Animenin Genel Özeti:

Fuda Akira, cılız çelimsiz rüzgar esse uçacak kadar zayıf bir lise öğrencisidir. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra her durumda ağlaması onu tamamıyla çekilmez biri haline getiriyor. Okulda silik bir tip olan Akira, bir gün en iyi arkadaşı Asuka Ryou’nun onu bulmasıyla hayatı değişir. Ryou, Akira’ya şeytanların var olduğunu ve bu durumu düzeltmesi için onun yardıma ihtiyacı olduğunu söyler ve onu yardım etmesi için ikna eder. Akira’yı Sabbath adı verilen şeytan çağırma ayinine götüren Ryou, onu tuzağa düşürerek isteği dışında şeytan Amon ile birleşmesini sağlar. Şeytanla birleştikten sonra Akira’nın tüm ezikliği bir anda ortadan kaybolur. Kalıplı, kaslı, çevik birisine dönüşen Akira bir anda okulun en popüler öğrencisi olur. Tüm kızlar Akira ile konuşmak için yanıp tutuşuyordur artık ama Akira için bunlar çocukça şeyler, onun amacı bir insan kalbine sahip şeytan olarak (DevilMan) dünyayı tüm şeytanlardan temizlemektir. Ryou’nun ise bu konuda çok farklı fikir ve planları var… 

Hikayenin İlerleyişi ve Sunumu:

Animenin Netflix gibi bir dev bir yapım şirketinden çıkıyor olması beni başta çok umutlandırmıştı.Güzel ve kaliteli bir sunumla yeni bir Devilman animesi izleyebilecektim, en azından öyle umuyordum. Maalesef ki Netflix, Netflixlini yapmıştı ve japonlara ait olan anime kültürünü Amerikan vari bir anlatım ve çizimlerle yapmaya çalışarak ortaya garip ne oldu tam anlaşılmayan bir yapım çıkmış. Daha net örnek vermek gerekirse bizim senaryomuz zaten güzel ve ilgi çekici ama önce biraz izleyici çekelim diyerek yapılmış olan ilk bölümlerdeki aşırı fazlaya kaçan cinsel içerikli sahne animeye aşırı olmasa da kötü bir etki yaratıyor ve bazen anime izlediğinizi bile unuttura biliyor. Beşinci, altıncı bölümden sonra bu tarz sahnelerin azalması ve nerdeyse hiç gözükmemesi söylediklerimi kanıtlar nitelikte. Böyle hamleler bana göre kendine senaryosuna ve işine güvenmeyen şirketlerin yapacağı bir şey(Amerikadaki tüm ortalama diziler bu şekilde işliyor). Cinsel içerik kısmını bir köşeye bırakırsak senaryo ne kadar düz bir çizgide ilerlese de arada yaptıkları akıl oyunları ve sonlara doğru beni şaşırtmayı başaran pilot-twistler ile animeye olan ilginizin kaybolmasını engelliyor. Her bölümün sonunda heyecanlı ve merak uyandıran bir noktada bitirmesi hemen direk diğer bölümü izleme isteği uyandırıyor ve göz açıp kapatana kadar animeyi bitirmiş oluyorsunuz. “Anime çizgi film değil kan var kan” capslerini doğrulayacak kadar vahşet ve şiddet içeriyor ama bu izleyeni rahatsız ediyor mu? Derseniz “yoo niye etsin ki” derim çünkü bu animeyi izlerken ki beklentilerimiz bunlar bolca dövüş ve şiddet, cinsellik değil! 

Çizimler ve Müzikler:

Üzerine en çok konuşmak istediğim kısma geldik.Başta Netflix’in elinden çıktığı için bu kadar farklı bir çizime sahip olduğunu düşünüyordum ama küçük bir araştırmadan sonra yönetmeni Masaaki Yuasa’nın çizimlerinin kalıplara uymayan, kendine özgün çizimleri animeye farklı bir hava katmış.Uzun süredir anime izleyen biri olarak alışmam uzun sürdü. Çok mu kötü derseniz eğer standart çizimlerden sıkıldıysanız, değişiklik olsun diyorsanız izlenebilir. Stilini bir kenara bırakıp detaylara ve uyuma bakacak olursak fena değil arka planlara gösterilmeyen özeni, ortamlara ve karakterlerin vücut hatlarına göstererek gidermişler diye bilirim. Renk seçimi ve uyumu konusunda gayet güzel iş çıkarılmış. Ayin yapılan ortam ne kadar koyu ve gotik renkler hakimken, nehir kenarında gün batarken ki sahne pastel renkleri hakim ve bu sahneler arasındaki geçişler izleyeni yormadan yada rahatsız etmeden yapmayı başarmışlar.

Bahsetmeden geçmek istemediğim son şey ise: animedeki koşu sahnesi normalde iki farklı şekline alıştığımız, biri normal diğeri ise “Naruto tarzı” dediğimiz eller arkada koşu şekli yerine “Üner Tan sendromu” adı verilen bir şekilde koşmaları ilginç ve cesur bir tercih olmuş. 

Son olarak müziklerden bahsetmek gerekirse, anime bitince müzikleri de aynı anda aklınızdan uçup gidiyor.Kalıcılığı olan özgün müzikleri olmasa da hareketli sahneleri destekleyecek o anki aksiyona uygun güzel dubstep müzikler kullanmaları güzel bir hava katmış.Genel bir yargıya varmak gerekirse, anime için gayet yeterli olan müzikleri bir adım ileriye gidip kalıcı olmayı başaramamış.

Animeye puanım 6,5/10

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Animenin yönetmeninin başka animelerini ve onların incelemeleri merak ederseniz linkleri aşağı bırakıyorum.

Neden Kaiba İzlemesiniz?

Kafası İyi Anime: Mind Game

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları