Animasyon ve illüstrasyonlarıyla sıkça karşılaştığımız Sercan Tunalı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Sorularımıza içtenlikle yanıt veren Sercan Tunalı'ya teşekkür ediyor, sizlere keyifli okumalar diliyoruz.

Ceren Çalıcı: Öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahsedebilir misiniz?

Sercan Tunalı: On yıldan fazla bir süredir reklam sektöründe sanat yönetmenliği ve animasyon yönetmenliği yaptım. Sadece çizim değil tasarım, animasyon, illüstrasyon gibi alanlarda çalıştım. Birçok yerel ve yabancı markalara hizmet verdim. Bunların içinde Microsoft, Google, Facebook gibi markalar mevcuttur.

CÇ: Çizer olmak istediğinizi, bu alanın sizin için en iyi kendinizi ifade etme biçimi olacağını nasıl fark ettiniz? 

ST: Bu süreç içinde oluşan bir durum. Güzel sanatlar lisesinde okurken plastik sanatların tüm dallarının eğitimlerini almıştım. Resim yapmak benim için büyük keyif, bu yüzden zaman içinde oluşan bir durum.

CÇ: Bu alana yönelmenizi sağlayan bir kişi, çizer, kitap, film vb. var mıdır? Yoksa bir gün kendinizi çizerken mi buldunuz?

ST: Bu bir hayat biçimi hâlini aldığında biraz daha belirginleşti. Bir tek etken olmadı, süreç beni bu alana yöneltti.

CÇ: Maalesef ülkemizde çizer olmak biraz da “sanat sepet işler”le uğraşmak demek. Bu anlamda teşvikinizin kırıldığı, sizi zorlayan zamanlar yaşadınız mı? Yoksa siz şanslı grupta mıydınız? 

ST: Hayatı, çizer olarak sürdürebilmek oldukça güç. Genellikle birçok alandan beslendiğim için bir kırgınlık yaşasam bile yoluma devam ediyorum. Şanslı grupta olduğum söylenebilir. 

CÇ: Çizim yaparken kâğıt-kalemi mi yoksa dijital araçları mı tercih ediyorsunuz?

ST: Kâğıt-kalem kullanıyorum. Animasyon yapacağım zaman dijitalden devam ediyorum.

CÇ: Şu an’a kadar bir serginiz oldu mu? Eserlerinizi takip etmek isteyenler, sosyal medya haricinde, nerelerden sizin eserlerinize ulaşabilirler?

ST: Birçok kişisel ve karma sergim oldu. Her sene bir sergi programı yapmayı istiyorum. 

Sosyal medya ve web sitemin dışında başka bir yerde çalışmalarım bulunmuyor.

CÇ: Sanat bir üretme hâlidir. Üretemediğiniz zamanlar oluyor mu? Bu zamanları nasıl aşıyorsunuz/atlatıyorsunuz? Mesela müzik bir destek aracı oluyor mu sizin için?

ST: Üretim sıkıntısı pek yaşamıyorum. Çünkü mükemmeli aramak yerine yolculuğa devam etmeyi tercih ediyorum. Böylece tatmin olmasam bile üretmeye devam ediyorum. 

CÇ: “Bunu çizmek/animasyona uyarlamak harika olurdu.” dediğiniz bir roman, hikâye, hatta çizgi roman var mı? Neden, hangi yönden?

ST: Patrick Süskind’in Koku romanı filme uyarlanmış olsa da ona kendi yorumumu katmak isterdim. 

CÇ: Geriye dönüp baktığınızda şu an’a kadarki çalışmalarınızdan en beğendiğiniz hangisi olur? Neden?

ST: İlk yaptığım büyük boyutlu resmim olan “Ziyaretçi”. Hem ilk olması benim için önemli hem de kullandığım simgelerin ilk çıkış noktası olmuştu.

CÇ: Başka çizerlerle ortak projelerde yer aldınız mı? Aldıysanız bu durumun size kattığı ya da sizi zorladığı şeyler üzerine neler söyleyebilirsiniz? Birlikte çalışmayı hayal ettiğiniz isimler var mı?

ST: Birçok ortak projede yer aldım. Ortak projelerde farklı bakış açılarının ortaya çıkması gerçekten çok keyifli. Hayatta olan birisi olmasa da Picasso’nun ya da Miro’nun çırağı olmak isterdim. :)

CÇ: Okumaktan keyif aldığınız, çizgi roman, manga önerilerinizi alabilir miyiz?

ST: ShaunTan, Gipi, Oliver Jeffers gibi kendine özgü bağımsız tarzlardan çok etkileniyorum.

CÇ: Çizmeye meraklı, çizer olmaya hevesli gençlere önerileriniz neler olur?

ST: Yanlarında sürekli taşıyacakları bir eskiz defteri olsun. Her an çizim yapabilecekleri ortam olmalı. Hayatlarının bir parçası hâline geldiğinde çizim yapmak bir iş olmaktan çıkacaktır.

CÇ: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

ST: Bu güzel sorular için çok teşekkür ederim. :)

CÇ: Biz de çok teşekkür ediyoruz.

Animasyonlar:

The Cloud Collector

Altın Çağ / Golden Age

Demoreel_2010

Hoppipolla

Instagram Gönderileri:

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları