AlternateCyborg (Dilara Özden) söyleşisinden sonra sıradaki konuğumuz çok yakın bir zamanda Davara Efsanesi isimli kısa animesi ile ilgiyi üzerine çeken Göktuğ Özgül!

S.Ş.: Merhaba Göktuğ, nasılsın? Sıhhatler, keyifler yerinde mi?

G.Ö.: Merhaba! İyiyim, teşekkürler. Hala dünyanın şu anki garip haline alışmaya çalışıyorum.

S.Ş.: Dünya sürekli bir yenilik içerisinde, bizim de adaptasyon gücümüz yaşam süremizi gösterecek. "Hayırlısı" diyerek hemen sormak istiyorum: Göktuğ kimdir, nasıl biridir, kaç yaşındadır, neler yapar? Anlatsana kendini bize.

G.Ö.: Her şeyden önce Göktuğ, hayalperest ve hayatını sevdiği iş üzerinden kazanmaya çalışan İstanbul Aydın Üniversitesi Çizgi Film ve Animasyon mezunu 22 yaşında genç bir çizerdir. 

Çizim yapmaya her ne kadar manga çizerek başlasam da, uzun bir süreyi Amerikan tarzı çizgi romanlar çizerek geçirdim. Şu sıralar ise oyun sektöründe karakter ve oyun tasarımı alanında çalışarak geçiriyorum.

S.Ş.: Çizdiğin mangadan bahseder misin bize biraz? Sonrasında ne oldu da çizgi romanlara geçiş yaptın? Türkiye'deki bir oyun firmasında mı çalışıyorsun?

G.Ö.: 'Kin' isminde 5 sayfalık kısa bir hikaye olarak İsimsiz Dünya Fanzin'in ilk sayısında yayınlandı. Basitçe özetlemek gerekirse; az sayıda savaşçının olduğu küçük bir göçebe kabilede, babasını öldüren kişiden intikam almak için onu eğitebilecek tek kişiye yani babasının katilinin ta kendisinden eğitim aldığı bir intikam yolculuğu hikayesiydi. Ancak başka işlerle çakıştığından dolayı hikaye 5 sayfalık bir şekilde kaldı. 

Sosyal medyanın hayatımıza daha entegre olmasıyla birlikte, Amerikan çizgi roman çizerlerini de keşfetmeye başlamıştım. Japon Mangaka'lar ne yazık ki bu platformlarda genellikle olmuyorlar. Bu yüzden, belki de biraz maruz kalma etkisiyle çizgimi Amerikan stili çizgi romanlara kaydırmaya başladım.

Şu sıralar ise kendi ekibimizle, bir mobil oyun üzerinde çalışıyoruz. Şu an için güzel bir şey çıkartacağımıza inancımız tam. Umarım her şey güzel olur. :) 

S.Ş.: Süperrr, kısacık zamana ne kadar da değerli şeyler sığdırmışsın. Sana ve ekibine başarılar diliyoruz. Kin'in hikayesini merak edenler için hala elinde var ise bizimle hikayeyi / çizimleri paylaşma şansın var mı? 

G.Ö.: Çok teşekkürler! Her ne kadar eski işlerime bakma garip gelse de, tabii ki! 

G.Ö.: Aslında Davara'yı yapmak, kendi çocukluğuma bir hediye gibi bir şey oldu. Çizimde özellikle hırs yapmamı, sürekli çalışmamı sağlayan çok değerli bir Anime-Manga serisi var, Bakuman. Bakuman izleyenler veya okuyanlar da bilir ki yaptığınız işi anime olarak görebilmenin keyfi gerçekten inanılmazdır. 

Tekrar Davara'ya dönersek. Davara, benim bir dergi için çizgi roman olarak ana hatlarını belirlediğim ancak hikayesini yazmadığım bir projeydi. Üniversitenin son senesinde böyle bir bitirme projesi verilince sanırım o içimdeki çocuğa hakim olamadım ve kendimi böyle zor bir projenin içine attım. Projede gördüğünüz her şey sadece benim tarafımdan 3 ay gibi bir sürede yapıldı. Tabii, her ne kadar kötü etkileri olsa da corona sebebiyle okulların tatil olması projeyi yapabilmemi oldukça hızlandırdı. Garip bir şekilde, bu benim ilk bu boyutta bir animasyon denememdi.

Projede benim dışımda seslendirmede ana karakter Aras için çok yetenekli bir arkadaş olan Selim Aygün'ün sesini kullandık. En sondaki 'credits' kısmı için ise okulumuzda öğretim görevlisi olan Efsane grup Mavi Sakal'ın gitaristi Kaan Altan hocamdan izin alarak 'İstanbul' parçasını kullandım.

S.Ş.: Cidden başından sonuna şahane iş. Hikayenin akışı, animasyon kalitesi... Pek çok kişi her zaman kendisine ait bir manga ya da animasyondan bahseder ve sen bunların ikisini de kendi başına gerçekleştirebilmişsin. Bir sonraki projende Davara yeniden orada olacak mı? Kısa film serisi gibi bir projen var mı?

G.Ö.: Bunu duymak çok güzel. :) Aslında tabii ki çok daha güzel çizilmiş, senaryosu olan ve bir dizi halinde gidecek bir animasyon yapma hayalim var. Ancak bu yükü kaldırabilmem için bir ekibe ve finansal desteğe ihtiyacım var. Davara'nın şu anda bendeki yeri gerçekten çok ayrı. Kim bilir belki ilerde yollarımız yeniden kesişir. :)

S.Ş.: Kickstarter gibi destek toplanan platformlarda kendine yer edinmek ya da yapımcılarla temasa geçmek gibi planların var mı?

G.Ö.: Gerçekten inandığım bir senaryo ve akışı bulduktan sonra ilk işim bu anime için bir pilot bölümü oluşturup, yapımcılarla iletişime geçmek olacak. Türkiye'de çok yetenekli birçok arkadaş ve potansiyel anime izleyicisi var. Bence bize ait bir anime serisi için çok bile geç kaldık.

S.Ş.: 'Onunla Tanışın' röportaj serimiz sayesinde biz de çok yetenekli çizerlerle tanıştık cidden. Animasyon sinemamızda henüz çok yeni, Netflix gibi bağımsız platformların varlığı ülkemizde güçlendikçe (umarız güçlenir) sizin gibi değerli isimlerin işlerinizi izleyeceğiz diye düşünmek istiyorum. ? İş güç dışında neler yapar Göktuğ? Gerçi sevdiğin bir şey mesleğin haline dönüştüğü için hobilerin de onun etrafında mı döner diye düşündüm bir an.

G.Ö.: Umarım öyle olur. :) Kesinlikle öyle diyebilirim. Oyun oynamayı, film seyretmeyi ve çizim yapmayı çok seviyorum, aslında bakınca hepsi işimle alakalı şeyler. Sanırım bu yüzden işimi bu kadar severek yapıyorum. :) Unutmadan ekleyeyim, boş zamanlarımın çoğunu arkadaşlarımla geçirmekten büyük keyif alıyorum, sanırım koronanın beni en çok hasret bıraktığı şey de bu.

S.Ş.: Hasretimiz en kısa sürede giderilir umarım. Göktuğ hikayelerine nasıl başlıyorsun? Önce karakter mi geliyor aklına? Ondan yola çıkarak mı başlıyorsun hikayeleştirmeye? Keza aynı soru karakter için de geçerli, aklında belirli bir tip ve karakter oluyor mu çizmeden önce? 

G.Ö.: Önce hikaye için güzel bir tema ya da vurucu bir nokta yakalamaya çalışıyorum. Çizgi roman ve animasyon alanında işler yaptığım için önce aklımda hikayeyi ilerletebilecek güzel veya havalı sahneler canlandırıyorum. Benim için hikayenin başında karakterler, hikayeyi seyirciye veya okuyucuya anlatmak için birer araç. Ancak karakterleri yine de birbirinden farklı ve kompleks yapmak da çok önemli. Çünkü hikayenin başında karakterler hikayeye hizmet ederken, hikaye ilerledikçe hikayeyi, diyalogları ve gidişatları değiştiren şeyler de bu 'yaşayan' karakterler oluyor. Karakterleri çizerken de, kafamda düşündüğüm geçmiş hikayesi, neleri sevdikleri ve hayata bakış açılarını düşünerek bir tip oluşturmaya çalışıyorum.

S.Ş.: Hazır karakterlere gelmişken sıra, en sevdiğin çizgi karakterler hangileri?

G.Ö.: Aslında birçok farklı hikayeden birçok sevdiğim karakterler var. Bakuman'dan Mashiro Moritaka, Spider Man nam-ı diğer Peter Parker, Shaman King'den Asakura Yoh, Monster'dan Johan Liebert ve Naruto'dan İtachi'yi unutmak olmaz. Daha sayamadığım birçok karakter var. :) 

S.Ş.: Johan'ı görmek şaşırttı biraz. :) Açıklık getireyim; ben de çok severim. Bir şansın olsaydı hangi mangakanın yanında çalışmak isterdin?

G.Ö.: Bu çok zor bir soru oldu, iyi düşünmeliyim... Sanırım Naoki Urasawa'nın yanında çalışmak isterdim. Hikayelerdeki derinliği, karakterleri ve çizimleri, bilmiyorum sadece çalışmasını izleyerek bilerek neler öğrenirdim kim bilir!

S.Ş.: Şahane bir seçim oldu! Bu aralar okuduğun manga ya da izlediğin anime var mı?

G.Ö.: Bir zamanlar aşırı tüketici bir anime izleyicisiydim. Sanırım son yıllarda pek bana uygun bir şey çıkmıyor. Şu an Violet Evergarden'ı izliyorum. Görsel olarak harika bir iş olmuş. Ayrıca Shaman King'in remake'ini duyduğumdan beri çok heyecanlıyım. Sanırım 2020'yi atlatmanın bir ödülü olarak geri geliyor. :)  Manga olarak ise en son 20th Century Boys'u bitirdim. Hala etkisindeyim diyebilirim.

S.Ş.: Violet Evergarden'ın filmi de iyiydi. Kyoto kundaklamadan ve Covid 19'dan sonra iyi bir dönüş yapacak bence de. Ben de Shaman King remake'ini sabırsızlıkla bekleyenlerdenim. 

Peki Göktuğ, hayatını çizgiler üzerine inşaa etmen gerektiğini düşündüren an / şey neydi? Ne zaman çizerliği kariyer olarak belirledin kendine de okuluna gittin?

G.Ö.: Sanırım 12.sınıfta herkesle birlikte test çözerken ve bölüm arayışına girerken tam olarak ne yapmak istediğimi anladım. Lise'de Matematik-Fen bölümü okuyordum, başarılı da bir öğrenciydim. Ailem ve çevremdekilerin, benle alakalı farklı meslek düşünceleri vardı haliyle. Sonrasında asıl istediğim şeyin çizim alanında ilerlemek olduğunu aileme anlattım ve her zaman bu konuda arkamda oldular. Bunun için gerçekten çok şanslıyım. Gün geçtikçe de ne kadar doğru bir karar verdiğimi daha da iyi anlıyorum.

S.Ş.: İlk çizdiğin şey neydi? Duruyorsa hala bizimle paylaşır mısın?

G.Ö.: Hmm, eğer Facebook'ta utanacağım kadar gerilere gidebilirsem birkaç şey bulabilirim sanırım. İlk çizimim denemez ama ilk karakterlerimden biriydi. Sanırım Lise 1'e ait bir çizim.

S.Ş.: No shame! :)

S.Ş.: Genelde bireyden beklenenler ve bireyin arzuladığı şeyler arasında farklılıklar olur ve senin buradaki en büyük destekçin ailen olmuş, iyi ki de olmuşlar. Çizimlerini nasıl yapıyorsun; Wacom tabletle mi?

G.Ö.: Eskiden Wacom tablet kullanıyordum, geçen sene bir Ipad Pro aldım. Genelin aksine Procreate yerine hala Clip Studio Paint kullanıyorum. Alışkanlıklar kolay değişmiyor ?

S.Ş.: Çizerken müzik sana yardımcı oluyor mu?

G.Ö.: Gerçekten müzik aşığı bir insanım. Bazen boş bir karalama yapmak için bazen de tematik bir iş yaptığımda o işle benzer şeyler dinliyorum. Ama ağırlıklı olarak Slow Rock dinliyorum. Jeff Buckley ve Tamino vazgeçilmezlerimdir.

S.Ş.: Muhakkak yaptığın işlerin hemen hepsi çocuğun gibidir ama “şu işi ayrı bi’ seviyorum” dediğin işin hangisi?

G.Ö.: Seçmesi bir hayli zor gerçekten... Sanırım en son yaptığım Çizgi Roman'dan bir sayfa ve bir oyun için yaptığım karakter tasarımı arasında kaldım.

S.Ş.: Uuuu ikisi de çok iyi! Bu karakterleri bize biraz anlatmak ister misin? Çünkü tam da oyununuzla ilgili soru soracaktım, iyi denk geldi.

G.Ö.: Tabii ki, çizgi romanın hikayesini Işın Beril Tetik yazdı ve ben çizdim. Hikayenin adı 'Dilruba' biraz korku ve biraz da insanların yaptığı hataların bedellerini ödediği karanlık bir hikaye. Yakında Instagram sayfamdan ilk sayısını paylaşacağım zaten. Diğer karakter ise aslında şu an yaptığımız oyunla bağımsız bir karakter. Kendisi volkanik güçlere sahip, ateş de kullanabilen bir savaşçı.

S.Ş: Konu çizgi romana gelmişken, Beril'in hikayesi sana geldiğinde onun kafasında karakterler var mıydı yoksa sen okuduklarından yola çıkarak mı oluşturmaya başladın karakterleri ve ortamı?

G.Ö.: Kendisi çok profesyonel bir yazar, beni oldukça rahat ettirecek şekilde hikayenin her detayını yazılı bir şekilde bana verdi. Karakterlerin yaşam tarzları ve fiziksel özelliklerini tarif ettiği bir alan da vardı. Birkaç karakter tasarımı yapıp, birlikte üzerinden tekrar değerlendirdik. İkimizin de içine sindiği zaman başladık hikayeyi çizmeye.

S.Ş.: Hikayelerini biz de yayınlamak isteriz. Oyunla bağımsız bir karakter derken, oyuna dahil olmayan bir karakter mi demek istedin? Oyununuzun konusu ne peki? Ücretli bir oyun mu olacak? Ne zaman piyasaya sürme gibi bir hedefiniz var?

G.Ö.: Çok mutlu olurum. :) Bu karakter farklı bir oyun için yaptığım bir tasarımdı, şu anda üzerinde çalıştığımız oyuna ait değil. Her ne kadar içim içimi yese de prosedürlerden dolayı işle alakalı pek bir detay veremiyorum maalesef. :) Android ve IOS platformlarında yayınlanacak online bir mobil oyun olacak. İşler planlandığı gibi giderse 2021'in ikinci yarısında bedava bir şekilde yayınlanmış olacak. Herkesin çok seveceği bir oyun olacağına güvenim tam. :)

S.Ş.: Tamamdır, daha fazla zorlamıyorum. :) Renklendirmeleri de kendin mi yapıyorsun peki?

G.Ö.: Hahaha, kusura bakmayın. :) Evet, aslında çok sevdiğim bir aşama renklendirme kısmı. Karakterleri hayata geçirmede çok etkili olduğunu düşünüyorum renklerin. Basit bir saç ve göz rengi bile çok farklı yere çekebiliyor karakterleri. Düşünsenize Naruto'nun kahverengi saçlı olduğunu! :)

S.Ş.: Düşünemedi. :) Çizimlerini, animasyonlarını takip ettiğin isimler kim?

G.Ö.: Çooook fazla alanla ilgilendiğim içim liste bu aralar hayli uzadı. Aklıma ilk gelenler söylemek gerekirse ; Jorge Jimenez, Takeshi Obata, Jason Chan ve Simone Di Meo diyebilirim.

S.Ş.: Peki okurlarımız seni hangi mecralarda takip edebilir?

G.Ö.: Instagram'da @goktug_art ve ArtStation'da artstation.com/goktugozgul şeklinde takip edebilirler. Ayrıca Davara Efsanesi de Youtube'da mevcut.

S.Ş.: O zaman gelelim son sorumuza: Türkanime izleyicisi ve Animeler okuru arasında amatör pek çok çizer var ve son derece başarılılar. Özellikle kariyer olarak düşünen okurlarımıza, senpaileri olarak tavsiyelerin var mı? Ne yapsınlar, neyden uzak dursunlar?

G.Ö.: Çok teşekkürler :) Tabii ki, ben de birçok arkadaş takip ediyorum. Gittikçe daha da başarılı bir sürü arkadaş çıkıyor. Birçok yeni başlayan çizerin yaptığı hata ironik bir şekilde "çizmemek" oluyor. İşin içine yeni giren arkadaşların takıldığı şeyler genelde "Hangi kalemi kullanıyorsunuz?"veya "Hangi programla bunu çizebilirim ?" gibi sorular sormak oluyor. Çizerler olarak sadece bol bol pratikle, gözlemle ve düzenli çalışmayla gelişebiliyoruz. Sevdiğimiz başka çizerlerin işlerini inceleyip, neleri nasıl çizdiğine bakmak ve bol bol anatomi çalışmak işin anahtarı. 

 Hepimizin önceden yaptığı bir hata var ; konfor alanımızdan uzaklaşamamak. Eğer sürekli kendinizi rahat ettiğiniz şeyleri çizer ve  sizi zorlayan, hata yaptıran şeyleri çalışmazsanız bu sizin yerinizde sekmenize sebep olabilir. Ben de hala kendimi geliştirmeye çalışan bir çizerim. Ama bu konuyla ilgili arkadaşların sorularını her zaman cevaplamak isterim ^^

S.Ş.: Röportajımıza bolca yorum ve soru geleceğinden eminim. Bize vakit ayırdığın için çok teşekkür ederiz. Oyun ve hikaye projelerinde sana bolca başarı diliyoruz.

G.Ö.: Ben böyle bir sohbette yer aldığım için çok mutluyum, size ve tüm ekibe çok teşekkürler!

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları