Hâlbuki ilk sezonun çok güzeldi senin, ne diye kendini bozdun ki...

 Hani bazı animeler vardır, ilk sezonunu çok beğenirsiniz, gerek karakterleriyle gerekse senaryosuyla oldukça sevdiğiniz bir anime olur. İlk sezonu beğenince, doğal olarak ikinci sezona bir beklentiyle girersiniz. Bu sezondan beklediğinizi bulduğunuzda her şey çok güzeldir, o seri artık çok beğendiğiniz bir seriye dönüşür ve aklınızdan asla çıkmaz. Ancak, bazı animeler vardır ki, ilk sezonunu beğenmenize rağmen ikinci sezonda tüm çizgisini bozduğu ve tamamen başka bir animeye dönüştüğü için hayal kırıklığına uğrarsınız. İşte bugün benim bu hayal kırıklığına uğradığım bir ikinci sezondan bahsedeceğiz: K-On!!

Not: Öncelikle şunu söyleyeyim, K-On serisinin ilk sezonu olan K-On!'u BEĞENDİM. Oldukça iyi ve izlemesi eğlenceli bir sezondu. Bu yazı ise tamamen, harcanmış bir potansiyel olduğunu düşündüğüm, K-On!!, yani ikinci sezon üstüne olacak.

BÖLÜM 1: İLK SEZON

 İkinci sezonun, bana göre neden harcanmış bir potansiyel olduğunu anlatmam için ilk önce ilk sezonunun sevdiğim ve sevmediğim yanlarını ve bende ikinci sezon için oluşturduğu beklentileri anlatmam gerekiyor.

 K-On!'un birinci bölümünü izlemeye başladığımda gözüme çarpan ilk şey görselliğiydi. 2009 yılına göre bile ortalamanın altında bir görselliği vardı. Arka planlar detaysızdı, kalite genel olarak düşüktü, ışıklandırmalar iyi değildi, animasyonlar yetersizdi ve en önemlisi de karakter tasarımlarının kalitesi kötüydü. Tabi bu saydıklarımın içerisinden karakter tasarımları dışındakilerin hepsi TV versiyonu için geçerli. Ayrıca, karakter tasarımları konusunda bana katılmayacak kişiler olabilir, onlara tavsiyem karakterlerin saçlarının olmadığı versiyonlarına bir göz atmaları; o hallerinde dört karakterin de birbirinden hiçbir farkı kalmıyor. Bunun yanı sıra Kokoro Connect'in karakter tasarımlarına da bakabilirsiniz, iki animedeki karakterleri de aynı kişi tasarladı ve aralarındaki kalite farkı çok rahat bir biçimde görülebiliyor.

 Şimdi hemen atlayıp, "Ee, hani seviyordun ilk sezonu? Resmen yerden yere vurdun." demeyin. İlk sezon konusundaki büyük sorunlarımın çok büyük kısmı görsel kalitedeydi. Buradan sonraki kısımlarda animeyi övme ve güzel kısımlarından bahsetme işlemine geçiyoruz.

Image

 Öncelikle ilk sezonun müzik türünü ele alış biçimi çok güzeldi. Animenin ana konsepti "Hafif Müzik" olduğu için ona uygun bir müzik işlenişi vardı. Müzik ile içli dışlı olan kişiler için güzel bir içerik sunarken; aynı zamanda da, Yui'nin animenin başlarında gitar çalmayı bilmiyor oluşunu güzel bir biçimde kullanarak, müzik ile arası pek iyi olmayan kişileri de animeye çekmeyi başarıyordu. Ayrıca, ana karakterlerin birlikte söylediği şarkıları dinlemesi de oldukça zevkli ve eğlenceliydi. İçinde söz bulunmayan soundtrackleri yeteri kadar iyi olmasa da seslendirmeler güzeldi. Müzik konusunda son olarak ise, açılış ve kapanış kliplerinin her ikisi de çok iyiydi ama kapanış klibini biraz daha fazla beğenmiştim.

Image

 Karakter gelişimleri ve işlenişleri çok iyiydi. Her karakterin kendine ait bir kişiliği vardı ve bu kişiliklerin on üç bölüm sonunda geliştiğini gerçekten hissedebiliyordunuz ve gelişen tek şey karakterlerin kişilikleri değildi; karakterlerin kendi aralarındaki ilişki de animenin son bölümünde, ilk bölümlere kıyasla, oldukça ilerlemişti. Kısaca, karakterler olması gerektiği gibi oldukça gerçekçiydi.

 Senaryosu da, tıpkı karakterleri gibi oldukça iyiydi. Hikayenin bir amaç doğrultusunda ilerlediğini hissediyorduk. Tam anlamıyla tek parça olmasa da, yine de elimizde düzgün bir senaryo vardı.

 Ayrıca, Slice of Life ve komedi türlerini güzel bir biçimde birleştirerek izlemesi eğlenceli, iyi bir anime ortaya koyuyordu.

 Sonuç olarak, ilk sezonu beğenmiş ve daha fazlasını arzulayarak beklentilere girmiştim.

Image

BÖLÜM 2: BEKLENTİLER

 İlk sezonu beğenince, doğal olarak ikinci sezon için beklentilerim oluşmaya başlamıştı. Görsel kalitenin daha ileriye gitmesini, senaryonun biraz daha müzik odaklı olmasını ve karakter ilişkilerin daha da ilerlemesini istemiştim. Biraz daha açmak gerekirse, ilk sezonda müzik ve komedi türlerinin arasındaki denge %65 komedi %35 müzik şeklindeydi. Bu oranın ikinci sezonda %55-60 müzik olmasını bekliyordum. Ayrıca, bu sezonda öncekinin iki katı bölüm olduğundan o güzel konserlerden daha fazla görmeyi ummuştum.

 Karakter ilişkileri konusunda ise, ilk sezon, ana karakterlerimizin lise hayatının ilk iki yılını konu alıyordu. Yani ikinci sezonun tamamı lisedeki son seneleri üstüne kurulu olacaktı. Bundan dolayı, iki senedir sürekli beraber olan karakterlerin arasındaki arkadaşlık ilişkisinin daha da gelişmiş olmasını beklemiştim.

BÖLÜM 3: YAŞADIĞIM EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIKLARINDAN BİRİSİ

 İkinci sezonun başlangıcı oldukça güzeldi. İlk bölümlerde istediğimi bulmuştum, beklentilerim büyük oranda karşılanacak gibi duruyordu. Görsel kalite ilk sezona oranla çok çok daha iyiydi. Karakterler artık ilk sezondan bile daha arkadaş canlısı gibi duruyor ve çok daha samimiydiler. İlk bölümler biraz daha slice of life-komedi tarzında geçiyordu ve müziğe dair herhangi bir şey yoktu, "Herhalde birkaç bölüme, tıpkı ilk sezondaki gibi güzel konserler ve şarkılar gelir." demiştim. Gelmedi...

 Evet, bu sezonda da tıpkı ilk sezon gibi beraber söyledikleri güzel şarkılar vardı ama hiçbiri ilk sezondaki şarkıların kalitesine yaklaşamıyordu bile. Ayrıca, ben bu şarkılardan ilk sezondakilerin iki katı kadar beklerken, hemen hemen ilk sezondaki sayıyla eşit şarkı bulunuyordu. Bu, ikinci sezonda yaşadığım ilk hayal kırıklığıydı.

Image

 Yaşadığım bir başka hayal kırıklığı ise karakterler kısmındaydı. Tsumugi dışındaki karakterlerin işlenişi aşırı zayıftı, özellikle de Yui'nin işlenişi. İlk sezondaki Yui, aklı havada, odak sorunları çeken ve hafif saf karakter tiplemesinin oldukça başarılı işlenmiş bir örneğiydi. Sezonun sonuna gelindiğinde Yui'nin karakter gelişiminin tamamlandığını ve daha da ileri gidemeyeceğini düşünmüştüm. Ve öyle de oldu, Yui'nin karakter gelişimi ileri gitmedi... Geri gitti. Resmen, karakterin IQ'sunu ortadan ikiye bölüp, bir yarısını çöpe atmışlar. Bu Yui ne lan? Niye karakteri 5 IQ yaptınız? Yui'yi izlerken, eskiden çok büyük başarılara imza atmış bir askerin, yaşlı ve bunak halini izler gibi hissettim ve Yui için üzüldüm. Üzgünüm Yui, sen bunları hak etmiyordun...

Image

 "İyi bir senaryo nelere bağlıdır?" Bu sorunun birçok cevabı bulunuyor. Ancak, bu cevapların en temellerinden bir tanesi, "bir amaç". İyi bir senaryo için öncelikle ana karakterlerin iyi bir amacının olması lazım. Ardından da bu temelin üstüne inşa edilmiş çeşitli olaylar ya da tek parça halinde bir olay örgüsü oluşturulması gerekiyor. K-On'da ise bu amaç, kızlarımızın "Budokan Festivali"nde çalmak istemesiydi. Hatta hemen hemen her bölümün sonunda bu festivale kaç gün kaldığını filan gösteriyorlardı. Ancak, nedense ikinci sezonda karakterler bu Budokan olayı hiç yokmuş gibi davranıyor ve senaryonun temeli direkt olarak çöküyordu.

 Animenin temeli çökmüştü ama maalesef tek sıkıntı bu değildi.  İlk sezonda müzik dışında yaşanan çoğu olay, karakterler arasındaki bağları geliştirmeye yönelikti. Bu sezondaki yaşanan tüm olaylar ise tek bir şeye hizmet ediyor: MOESERVICE

 Evet, ecchi animelerinde fanservice olayı ne kadar kanserse, Slice of Life animelerinde de moeservice o kadar kanser. Moe ne bilmeyenler için kısaca açıklamak gerekirse; yapımcılar fanservice sırasında cinsel güdülerinizi hedef alırlarken, moeservice sırasında ise kalplerinizi hedef alıyor. Karakteri olabildiğince tatlı gösterip, izleyicilerin ona gereksiz bir beğeni duymasını sağlamaya çalışıyorlar.

 Şimdi, nasıl fanservice her zaman kötü bir şey değilse, moeservice de her zaman kötü değil. Bu tarz izleyicinin insansal güdülerini hedefleyen şeyler, senaryoyu etkilemediği sürece bir sorun teşkil etmiyorlar (Örn: No Game No Life). Her ne kadar K-On!'un ilk sezonunda moeservice olayı senaryoyu pek bir aksaklığa uğratmasa da, ikinci sezon tamamen bunun üstüne kurulu olduğundan çok büyük bir sıkıntı teşkil ediyor. Karakterlerin tatlılığını ön plana çıkaracağız diye, senaryo yazmamışlar resmen.

BÖLÜM 4: SONUÇ

 Kısaca, K-On serisinin ikinci sezonu içi tamamen boş, sadece moe üzerine kurulu bir anime olmaktan ileriye gidemiyor. İlk sezonu oldukça sevdiğim ve konu Slice of Life animelerinden açıldığında, her zaman bir şekilde bahsedeceğim bir anime olsa da; ikinci sezonu yaşadığım en büyük hayal kırıklıklarından birisi.

Puanım: 10 üzerinden MOESERVICE

KAPAK FOTOĞRAFI

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları