Shikamaru Nara'nın, Asuma'nın ölümünden sonra yaşadığı içsel mücadele, Naruto Shippuden'in mevcut yapısına aykırı ama en güzel mücadelesi sayılabilir. Dikkat! Spoiler içerir.

Eğer yeterince Naruto izlediyseniz, animenin genel stiline aşina olmaya başlıyorsunuz. Karakterlerin nasıl göründüğü, nasıl canlandırıldıkları, seri boyunca kullanılan özgün renkler özellikle Naruto ve Naruto Shippuden'in birlikte ilk 300 bölümü incelendiğinde göze çarpıyor. Nadir rastlanan bazı anlarda ise bu stil; Naruto'nun ilk bölümlerinde Zabuza ve Haku'ya karşı yapılan savaşta, Hidan ve Kazuku'ya karşı yapılan savaşta, Rock Lee ve Gaara, Sasuke ve Deidara karşılaşmaları gibi, özellikle büyük dövüşlerin sergilendiği bölümlerde sahneye yardımcı olmak adına makas değiştirir. Bu akıcı animasyon stili, karakterlerin nasıl göründüğünü ve hareketlerini değiştirirken aynı zamanda daha yumuşak renk tonlarına geçer. Ve en önemlisi, bunun genellikle Hirofumi Suzuki'nin animasyon yönetmeni olarak çalıştığı bölümlerde gerçekleştiğini görüyoruz.

Suzuki'nin Naruto'nun normal formülünü alt üst ederek üzerinde çalıştığı bölümlerden biri de Shippuden 82. bölümü 'Team Ten'. Büyük dövüşler ya da karakterler arası çatışmalar yerine bu bölüm, Shikamaru'nun 10. Takımın lideri Asuma'nın ölümünden sonra yaşadığı içsel mücadeleyi gözler önüne seriyor. Cenaze törenine katılmayan Shikamaru, önceki görev korkunç bir şekilde yanlış gittikten sonra kaybolmuş gibi görünüyor. Ekrana bir başka aynı formüllü Shippuden bölümü yansıtmak yerine Suzuki ve ekibi bambaşka bir yol izlemeye karar vererek, televizyon yerine beyaz perdeye yakışır bir bölümle karşımıza çıkıyor.

Hikayenin son derece duygusal yönleri yansıtan bölüm, aynı zamanda izleyiciyi rahatsız ederek, Shikamaru ile aynı boşluğu paylaşmaya davet ediyor. Shikamaru, Asuma'nın ölüm haberini Kurenai'ye ve kasabaya verirken aslında kaybolmanın eşiğinden geri dönerek, yine dimdik ayakta durmanın bir yolunu buluyor ve 82. bölüm bize Shikamaru ile aynı süreci yaşatıyor.

Bu bölümde özellikle Shikamaru'nun ruh haline ve zihnine gerçekten girebilmek için, hikaye geçişi oldukça yavaşlatılmış. Bu tarz yavaş geçişler ve hikayenin anlatılış stili; shounen bir seriden çok, bir Naruto filmi ya da  ciddi bir drama serisinde karşılaşabileceğiniz türden. Eğer bu bölüm diğer standart Naruto Shippuden bölümleri gibi olsaydı muhtemelen izleyiciye bu duyguları yansıtmak çok zor olurdu. İzleyiciyi kendi dünyası içine çekerek, bir şeylerin yanlış olduğunu anlatabilmek için, normalden uzaklaşarak serinin yarattığı algıdan çıkmak gerekir.

Bölüm boyunca, ilk kez izliyorsanız veya sadece neden farklı olduğunu anlamaya çalışıyorsanız, birkaç şey fark edeceksiniz. Benim için en dikkat çekici olan, kamera hareketinin olmamasıydı. Shonen seriler ve tüm aksiyonlu yapımlar, genellikle kendilerine hızlı bir tempo sağlamak için kamera hareketinlerinden faydalanırlar. Bu bölümde ise herhangi bir hareket içeren sadece dört sahne var ve her biri inanılmaz derece de belli belirsiz bir şekilde neredeyse gözden kaçabilecek kadar ustaca yerleştirilmiş. Bölümün yarısına kadar bu hareketli kareler gerçekleşmiyor ve bu, seri için çarpıcı bir durum. Bunun yerine, rahatsız hissetmenize yetecek uzunlukta bir çekim izliyoruz.

82. bölümün en çarpıcı sahnesi kesinlikle Shikamaru ve babası Shikaku'nun shogi oynadığı sahne. Genelde bu tarz bir sahneden, oyun sırasında bir yerden kesilerek babasının ona tavsiye de bulunacağını varsayarsınız ama bunun yerine sahne iki uzun dakika boyunca devam ediyor. Bu, 24 dakikası olan serilerde genellikle karşılaştığımız bir durum değil. Yönetmen, bölümün genel havasına son derece katkıda bulunmuş bu sahnede Shikamaru'nun duygularının yavaş yavaş ortaya çıkışına tanık olurken, hikayeyi en iyi şekilde izleyiciye aktarmış oluyor.

Bu shogi sahnesini izlediğimiz iki dakikanın sonunda, babasının hüznünü içinden atmasını sağlayanan harika sözleriyle, Shikamaru'nun sonunda yıkılmış ruh haline ve duygularına şahit oluyoruz. Ve bölümde duyduğumuz ilk müzikte bu anda giriyor sahneye. Kısa bir an için duyulan ve aşırı güçlü olmayan bu müzik, Shikamaru'nun shogi oynadıkları bu odada ağlamaya başlaması ile sahnenin duygusallığına katkıda bulunmuyormuş gibi görünebilir ancak kesinlikle izleyiciyi kibarca iterek anlatmak istediklerini uygun bir şekilde anlatıyor. Yaşadığı derin acıyı dışa vuran karakterin anlatıldığı bir anda, sahneyi daha fazla güçlendirmek olumsuz bir etki yaratabilir.

Belki de Suzuki ve ekibinin tercih edilme nedenlerinden biri de budur. Serideki en büyük dövüşlerin bazıları için çok iyi iş gören animasyon tarzı, bir karakterin yaşadığı duygusal acıyı en gerçeğinden yansıtabilmek için sihrini yaratıyor. Shikamaru’nun yüzüne yansıyarak yavaşça büyüyen acı ve travmanın, sonunda ani duygu patlaması ile ortaya çıktığını görüyoruz. Shikamaru'nun yüzü geleneksel animasyonlardan farklı olarak, aynı durumda olan herhangi birinin yüzünde görebileceğiniz gerçekçi yüz ifadelerine sahip. Böylece izleyici de duygusallık yaratarak, Shikamaru ile birlikte ağlamanızı sağlıyor.

Bu bölümdeki en büyük çıkarımlarımdan biri de, Suzuki'nin stilinin Naoko Yamada’nın (Koe no Katachi) yönetmenliğini hatırlatması oldu. Yamada’nın K-ON ve özellikle Liz and the Blue Bird animelerindeki çalışmalarına benzerlik gösteriyor. Çok sayıda kalıcı çekim, küçük kamera hareketi ve olup bitenleri fazla vurgulamayan film müzikleri var. Yamada'nın yönetmenliğinde esas aldığı, 'insanları gözlemlemeyi' ve 'karakterin zihnine girmeyi' vurguladığı sözlerinde olduğu gibi, bu yöntem karakterlerin iç dünyalarını gözler önüne seriyor. Bunlar kesinlikle Naruto Shippuden'in 82. bölümünü çok başarılı yapan unsurlar. Shikamaru'nun iç dünyasının derinliklerine dalarak, neler yaşadığını, bundan sonra neler yapacağını ve nasıl hareket edeceğini görebiliyorsunuz.

Bölümün geri kalanında Shikamaru'nun aradığı cevapları ve amacını bularak, asıl görevini yerine getirip, Asuma'nın intikamını almaya karar vermesini izliyoruz. Team Ten amaçları için harekete geçtiğinde, Tsunade onları durudurmaya çalışıyor ve beklenen müzikle birlikte normal Shippuden stiline geri dönmeye başlıyoruz. Bir şekilde bu bölüm, hikayeye yavaş tempoda başlasa da, sonda yavaşça ivmelenerek seriden beklenen forma kavuşturarak rahatlamanızı sağlıyor.

Her hafta bölüm yayınlaması gereken Naruto gibi inanılmaz büyük çaplı serilerde, bu tarz bir bölüm ortaya koymak gerçekten güç. Bu kalitede bir bölümü 500 bölüm boyunca yapabilmek için, ayda bir bir bölüm yayınlıyor olmak gerekirdi ama bu da serinin cazibesinin hızlıca tükenmesine sebep verecekti. Bunun yerine bol aksiyonlu ve yüksek tempolu bölümler tercih edildi. 'Team Ten' bölümü; farklı bir tempoda karakter gelişimine tanık olmanızı, hikaye anlatımını farklı bir perspektiften görmenizi sağlayan ve sadık izleyicilerini ödüllendiren gerçekten çok özel bir bölüm. Tabii ki bu bölümün, serinin mutlak en iyi bölümlerinden biri olmadığını ve serinin en iyi karşılaşmalarıyla aynı şekilde tanınması gerektiğini iddia etmek zor.

Naruto'nun, mevcut yapısını değiştirdiğine inandığınız en sevdiğiniz bölümler hangileri? Yorumlarda bekliyoruz.


Kaynak: Crunchyroll

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları