SPOILER YOK

 Bundan 13 ay önce bu sitede yazarlık yapmaya başladığımda, önceliğim şu anda da olduğu gibi listeler ve incelemelerdi. Yer yer listelere yer yer ise incelemelere ağırlık vermiştim. Ancak, ilk zamanlarımda yeni bir yazar olmanın verdiği heyecanla beraber sabırsız davranıp aklıma ilk gelen animelerin incelemesini yazmak konusunda acele ettim ve bu sabırsızlık bana, ileride pişman olacağım iki inceleme yazdırdı.

 Her yazdığım inceleme ile beraber daha da geliştiğimi düşünüyorum, o yüzden o iki inceleme ile ilgili olan pişmanlığım onların amatörce yazılmış olmaları değil, aceleyle yazılmış olmalarından kaynaklanıyor. O iki anime ise şunlar: Katanagatari ve Mahou Shoujo Madoka★Magica. Bu iki animenin incelemesini de, izlememin üstünden uzun bir süre geçtikten sonra yazdım ve Madoka’da kendimi yeterince düzgün ifade edemeyip yanlış anlaşılmalara yol açarken, Katanagatari’de ise bahsetmek istediğim birçok detayı atlayıp yanlış değerlendirmeler yaptım. Birkaç ay önce de duyduğum pişmanlıklar ağır bastı ve bu iki incelemeyi de yeniden yazma kararı aldım.

Image

SENARYO

 Yasuri Shichika ve ablası Yasuri Nanami dış dünyayla bağlantısı kesilmiş bir adada babaları tarafından büyütülmüş olan iki gençtir. Babaları, Japonya'da en güçlü ve korkulan teknik olarak bilinen Kyotouryuu’nun altıncı nesil lideridir. Yaklaşık yirmi yıl önce çıkan bir isyanda, Kyotouryuu’nun altıncı nesil lideri bu isyanın sona ermesinde büyük rol oynar ve herkes tarafından isyanın kahramanı olarak nitelendirir. Ancak, dönemin shogunate (eski feodal hükûmetlere verilen isimdir) lideri, Kyotouryuu’nun gücünden korkarak onu ıssız bir adaya sürgüne gönderir. Altıncı nesil lideri bu adada, bildiği her şeyi oğlu Shichika’ya öğretir. Babaları ölünce doğal olarak Kyotouryuu yedinci nesil lideri Shichika olur. Onlar adadaki sakin yaşamlarına devam ederlerken, bir gün ana karadan Togame adlı bir kız adaya gelir. Togame, shogunatenin ordusunda üst rütbeli birisi olduğunu ve amacının Shikizaki Kiki tarafından yapılmış on iki efsanevi kılıcı Shichika’nın yardımı ile shogunate için toplamak olduğunu söyler. Bu amacı uğrunda daha önceden çalıştığı hemen hemen herkes, kılıçların zehrine kapılıp ona ihanet ettiği için; ona ihanet etmeyecek tek kişinin ona olan aşkı uğrunda savaşacak birisi olduğunu düşünmüştür ve bu sebeple Shichika’yı kendisine aşık edip kılıçları toplamaya ikna etmeye çalışır. İlk başta böyle bir plan aşırı saçma dursa da, tuhaf bir şekilde işe yarar ve Shichika, Togame’ye aşık olup onun için savaşmaya karar verir ve ikili tarihin akışını değiştirecek bir maceraya çıkar. Bu macerada, kılıç sahiplerinin yanı sıra, kılıçların peşinde olan Ninja topluluğu, Maniwa Birliği’nin on iki lideri ile de savaşacaklardır.

Image

 Anime elli dakikalık on iki bölümden oluşuyor ve Togame ile Shichika her bölümde farklı bir kılıcı toplamaya çalışıyor. Yani anime, yarı bölümsel hikaye anlatımına sahip. Bölümsel hikaye anlatımı hakkındaki görüşlerimi daha önce defalarca belirtmiştim. Bu tip hikaye anlatımları güzel olsa da, çoğu bölümü güzel olan çok nadir anime var ve Katanagatari onlardan birisi değil. Her ne kadar genele bakıldığında bu bölümsel hikaye anlatımı başarıya ulaşmış olsa da, yine de bazı bölümler kötü veya yeteri kadar iyi değil. Eğer bölümleri en beğendiğimden en az beğendiğime doğru sıralarsam sıra şu şekilde olur:

12 (Harika) > 10 (Harika) > 6 (Harika) > 2 (İyi) > 8 (İyi) > 5 (Güzel) > 1 (Güzel) > 11 (Güzel) > 3 (Ortalama) > 7 (Ortalama) > 4 (Kötü) > 9 (Çok Kötü)

 İncelemeye, önce en kötüsünden yani dokuzuncu bölümden başlayalım ve yavaş yavaş en iyisine doğru gidelim.  

 Dokuzuncu bölümde, her ne kadar Togame’nin kıskançlık krizleri oldukça tatlı olsa da, bölümün içindeki komedi aşırı klişe ve vasattı. Ayrıca ninja kısımları dışında doğru düzgün bir aksiyon bile yoktu ve diyaloglar da diğer bölümlere kıyasla oldukça zayıftı. Bütün bunların sonucu olarak da, dokuzuncu bölüm bana göre animedeki en kötü bölümdü.

Image

 Dördüncü bölümün kötü olduğunu düşünmemin nedeni ne aksiyonunun kötü, ne de diyaloglarının zayıf olmasıydı. Hatta tam aksine, diyaloglar eğlenceli ve aksiyon başarılıydı. Ama animenin uyarlandığı hafif romanın yazarı olan Nisio Isin izleyiciyi/okuyucuyu öyle bir trolledi ki bölümün tüm artıları çöpe gitti.

 Her bölümün sonunda, bir sonraki bölümün fragmanı gösteriliyor ve üçüncü bölümün sonunda da dördüncü bölümde yaşanacak olan, 12 kılıçtan birinin sahibi Sabi ve Shichika’nın dövüşünden birkaç sahne gösteriliyor. Bu sahneler o kadar harika ki, o dövüş dördüncü bölümde gerçekten gösterilse büyük ihtimalle gelmiş geçmiş en iyi anime dövüşleri arasına rahatlıkla girerdi. Ayrıca, ikinci ve üçüncü bölümlerde Sabi aşırı hypelanıyor. Yok efendim Japonya’daki en iyi kılıç ustası, gelmiş geçmiş en iyi kılıç ustalarından birisi, onun karşısında kimse duramıyor filan. Ancak dördüncü bölümde elimize geçen tek şey, Nanami’nin Maniwa birliğinden üç tane lidere karşı dövüşmesi. Evet, bu dövüş bize Nanami hakkında harika bilgiler veriyor ve çok güzel bir aksiyon sunuyor ama dediğim gibi, iki bölümdür aşırı hypelandığımız dövüşü göremeyince o güzel aksiyonun hiçbir önemi kalmıyor. Bir de üstüne üstlük, bölümün sonlarında Shichika ve Togame, resmen bizi daha da sinirlendirmek için Sabi ve Shichika arasında geçen dövüşün ne kadar mükemmel olduğu hakkında konuşuyor…

Image

 Yedinci bölüm…. Bölümdeki diyaloglar ve karakter ilişkileri çok kaliteli; sondaki aksiyon sahnesi için çok iyi bir altyapı oluşturuyorlar. Ancak, o altyapının üstüne güzel bir aksiyon inşa edilmiyor. Bu bölüm daha iyi bir aksiyonla çok daha güzel bir bölüm olabilirdi ama bu haliyle sadece ortalama bir bölüm.

Image

 Üçüncü bölümün pek bir olayı yoktu; diyaloglar zayıftı, aksiyon kötüydü, karakterler ilgi çekici değildi. Gelecek bölümler için olan altyapıya ufak bir katkı sağlıyordu ama o kadar. Animenin incelemesini yazacak olmasam, tekrar izleyişimde bu bölümü kesinlikle atlardım.

Image

 On birinci bölümün tek artısı final bölümü için güzel bir temel oluşturmak ve arka plandaki hikayeyi açıklamaktı. Bunun dışında pek de güzel bir yanı yoktu

Image

 İlk bölüm güzel bir giriş bölümüydü. Karakterleri ve genel hikayeyi güzel bir biçimde anlattı. Bir giriş bölümünden isteyeceğiniz hemen hemen her şey sahipti.

Image

 Beşinci bölüm hikaye ve diyalog anlamında oldukça kaliteli bir bölümdü. Shichika’nın karakter gelişiminin oluşmaya başladığını ilk defa bu bölümde görüyorduk. Bu bölümün sıkıntısı ise aksiyondu. Aksiyon sahnesi aşırı kısaydı ve bu yüzden doğal hissettirmiyordu. 4-5 dakikalık bir aksiyon sahnesinin ardından verilmesi gereken gazı, 1-2 dakikadan sonra verdiğinden izlerken yeterince gaza gelemedim ve, “Ee, bu kadar mıydı yani?” dedim.

Image

 Sekizinci bölüm aksiyon anlamında da, hikaye anlamında da ortalama bir bölümdü. Ancak, bu bölümü iyi bulmamın nedeni Shichika’nın karakter gelişiminin aşırı şekilde hissedilmeye başlandığı ilk bölüm olmasıydı. Sonunda Shichika’nın karakter gelişimini, biraz erken olsa da, net bir şekilde görmüştük.

Image

 İkinci bölüm çok net bir bölümdü. Aksiyonu güzeldi, hikayesi güzeldi, karakterlerin işlenişi güzeldi. Animenin başlarındaki bir bölüm için her şeyi tamdı.

Image

 Altıncı bölüm aksiyon açısından fazla iyi değildi, ancak karakterler ve diyaloglar bakımından çok iyi bir bölümdü. Açık konuşmak gerekirse, bu bölümü bu kadar beğenmemin tek nedeni kar fetişim olması. Bir bölümde kar varsa, o bölüm otomatik olarak benim için en iyi bölümlerden birisi oluyor.

Image

 Onuncu bölüm tamamen karakterler üstüne kurulu, hemen hemen hiç aksiyon içermeyen bir bölümdü. Ancak, Shichika ve Togame’nin bu bölümdeki derin işlenişleri ve Motonaga Keitarou’nun harika yönetmenliği bu bölümü, benim için harika bir bölüm yapmıştı. Bölümdeki en ufak detay bile harikaydı. 

Image

 Ve on ikinci bölüm... Ne diyebilirim ki, Togame’nin gereksiz eklentiler barındıran uzun konuşması dışında hemen hemen mükemmel bir final bölümüydü. Hatta direkt olarak, hayatımda izlediğim en iyi final bölümü buydu. Gerek aksiyon, gerek diyalog, gerek karakterler, gerek de verdiği his bakımından muhteşem bir bölümdü ve hikayeye harika bir son nokta koymayı başarıyordu. Spoiler vermemek için fazla derine inemiyorum ama Togame’nin o konuşması biraz daha sade olsaydı bence çok daha iyi olabilirdi. Konuşmanın başlarında gerçekten duygulanmıştım ama bu konuşma gereğinden fazla uzayınca o anlık duygular yavaş yavaş yok olmaya başladı. Ama yine de bu gerçekten epik bir final bölümüydü. Özellikle o aksiyon kısımlarında eridim gittim.

Image

 Çoktan fark etmiş olduğunuz üzere; animedeki bölümlerden teker teker bahsederken, diğer anime incelemelerinde yapmadığım bir şeyi yapıp diyalogları da değerlendirdim. Çünkü, Katanagatari tamamen diyaloglar üstüne kurulu bir anime. Aksiyon sahneleri sadece, final bölümü hariç, bölümlerin son 5-10 dakikasında oluyor. Geri kalan kısımlar tamamen macera ve diyalog üstüne kurulu. Kısaca, “Bunlar sürekli konuşuyor, ben olay görmek istiyorum.” diyenlerdensiniz Katanagatari’yi izlerken çok fazla sıkılabilirsiniz, hatta diyalog seven birisi olsanız bile sıkılabilirsiniz; çünkü bir diyalog animesi için çok uzun. Şahsen ben ilk başlarda bu diyaloglar ile ilgili bir sıkıntı çekmezken, son bölümlere doğru biraz sıkılmaya başlayıp günde tek bir bölüm zar zor izliyordum.

KARAKTERLER

 Animenin karakter kadrosu oldukça geniş. Togame, Shichika ve Nanami’nin yanı sıra; animede doğru düzgün bir şekilde varlık gösteren altı tane efsanevi kılıç sahibi, on iki tane Maniwa Birliği Lideri ve Togame ile uzun süredir tanışıklığı bulunan Prenses Hitei ile onun hizmetkarı Emonzaemon bulunuyor. Togame ve Shichika dışındaki on sekiz karakterin tamamı, animede yardımcı rolde bulunuyor ve çoğu da bu rollerini hakkıyla yerine getirmeyi başarıyor. Şimdi gelin ana karakterlerimize biraz göz gezdirelim.

Togame

Image

 Togame, ergen bir kız görünümüne sahip ama Shichika ile hemen hemen aynı yaşta, yani yirmili yaşlarının ortasında birisi. Direkt olarak ilk bölümde öğrendiğimiz üzere, Kyotouryuu tarafından durdurulmuş olan isyanı başlatan kişinin kızı. Ancak, şu anki shogutanenin bundan haberi yok ve Togame de onların emri altında, yüksek bir rütbede, stratejist olarak çalışıyor.

 Togame oldukça çocuksu birisi. Çok çabuk sinirlenip, yine çok çabuk mutlu olabiliyor. Ancak, iş efsanevi kılıçlara ve planlarına geldiğinde ciddileşiyor. Ama ciddi olduğu sahneler, çocuksu davrandığı sahnelere kıyasla aşırı az.

Yasuri Shichika

Image

 Shichika, hemen hemen tüm hayatını babasının sürgün edildiği adada geçirmiş bir genç. Dış dünya ile ilgili çok kısıtlı bir bilgiye sahip. Ancak, Togame adaya geldiğinde onun geçmişini öğrendikten sonra Togame’den etkileniyor ve onunla beraber on iki efsanevi kılıcı toplamayı kabul ediyor.

 Shichika, neredeyse tüm hayatını izole bir şekilde geçirdiğinden dolayı oldukça odun bir karakter. Çoğu duygunun ne olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yok. Ancak, kılıç toplama işinde Togame ile beraber vakit geçirdikçe, yavaş yavaş duyguları öğrenmeye ve bir “kılıç”tan, bir “insan”a doğru dönüşmeye başlıyor. Hatta bir yerden sonra, ilk baştaki odun kişiliğinden eser kalmıyor ve şakacı bir kişiliğe dönüşüyor. Olur olmadık yerlerde Togame’yi kızdırmak için ufak şakalar yapıyor. Ancak, bu karakter gelişimi, animenin en büyük eksilerinden bir tanesi. Ben, “Duygusuz bir şekilde, sadece silah olarak yetiştirilen ya da sevgi görmeden büyütülen kişinin yavaş yavaş bir silahtan/kukladan, bir insana dönüşmesi” klişesini aşırı seven birisiyim. Bu klişe iyi işlendiğinde ortaya gerçekten güzel işler çıkabiliyor. Fakat, Katangatari bu temayı pek de iyi işleyememiş. Bunun tek bir sebebi var, o da karakter gelişiminin bir anda olması. Bu “bir anda”yı, “Shichika yedinci bölümde tam anlamıyla bir odundu ama sekizinci bölümde bir anda şakacı birisine dönüştü.” olarak algılamayın. Shichika’nın karakter gelişimi daha ilk bölümden itibaren yavaş yavaş oluşmaya başlıyor ve her bölümde bir adım daha ileri gidiyor. Yedinci bölüme geldiğimizdeyse, “Tamam, Shichika oldukça güzel bir karakter gelişimine sahip oldu; ancak hala kılıç tarafı ağır basıyor. Artık dokuzuncu bölümün sonlarında ya da onuncu bölümde insan tarafı ağır basmaya başlar.” diyoruz. Fakat bir de ne görelim, Shichika’nın insan tarafı birdenbire sekizinci bölümde ağır basmaya başlıyor. Yani, iki bölüm arasındaki atlama farkı diğer bölümlere göre aşırı fazla. Şimdi diyeceksiniz, “Zaten yedinci bölümün sonunda yaşananlardan sonra karakter gelişimi daha hızlı ilerlemeliydi, bu oldukça normal.” Evet, karakter gelişiminin o bölümden sorna hızlanması gerektiğine katılıyorum ama kesinlikle bu kadar hızlı olmamalıydı. Mesela bakın aynı temayı işleyen ve tıpkı Katanagatari gibi bir hafif roman uyarlaması olan Violet Evergarden’a. O anime, bu temayı kusursuza yakın işleyen yapımlardan bir tanesiydi. Violet'in karakter gelişimi aşırı doğal bir şekilde ilerliyordu.

 Her ne kadar, Shichika gerektiğinden hızlı bir karakter gelişimine sahip olsa da; Togame ile aralarındaki kimya mükemmele yakındı. Togame ve Shichika’ya çok bağlandım. Katanagatari macerasını resmen onlarla beraber yaşadım.

Image

GÖRSELLİK

 Animenin görselliği 2010 yılına göre güzel ve barındırdığı sanat tasarımı animenin geçtiği dönemi çok güzel bir şekilde yansıtıyor. Çizimler sanki eski bir Japon resminden fırlamaymış gibi hissettiriyor ve bu animenin kendine özgü bir hava elde etmesini sağlıyor.

Image

 Görsel kalite her ne kadar 2010 yılı için güzel olsa da, bazı sahnelerde ses-görüntü uyumunda sorun olduğu gözüme çarptı. Bu sorun sadece animenin ilk yarısındaki bir iki bölümde yaşansa da, yine de sahnelerdeki o güzel havayı alıp götürüyordu.

 Sanat tasarımının yanı sıra beğendiğim şeylerden birisi de, yedinci bölümdeki çizim tarzıydı. Bu bölümde, karakter hatlarındaki siyah çizgiler diğer bölümlerden daha kalındı ve ben bu tarzı daha çok beğendim. Keşke birkaç bölümde daha bu çizim tarzını görebilseydik.

Image

 Animasyonlar beklendiği gibi kaliteli. Çünkü, aksiyon sahneleri oldukça kısa sürüyor ve bu kısa sürede akıcı bir görsellik sunmak pek de zor olmuyor.

 Animenin en beğendiğim yönlerinden birisi de kostüm tasarımlarıydı. Hemen hemen, bütün karakterlerin kıyafetleri harikaydı. Özellikle de Shichika’nın giydiği hakamaya ve altıncı bölümdeki kılıç sahibinin kıyafetine bayıldım. 

Image

MÜZİKLER ve SESLENDİRME

 Animede iki tane açılış klibi var. Ben bunlardan ilkini sadece bir kere izleyip geçtim. Ortalama bir açılış klibiydi. Ancak, ikinci açılış klibi muhteşemdi. Bu klipteki şarkı zaten en sevdiğim ritim tarzlarından birisine sahipti; bir de bunun üstüne videonun harika kurgusu eklenince, benim için harika bir açılış klibine dönüştü. 

 Kapanış kliplerine geldiğimizde ise iş biraz daha değişiyor. Çünkü, son iki bölüm hariç her bölümün kendisine ait bir kapanış klibi var, son iki bölümdeyse kapanış klibi yok. Aslında bunlara klip demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü, hepsinde aynı görsel kullanılmış ve bu görsel ufak birkaç animasyondan başka bir şeye sahip değil. Ancak, bu kesinlikle bir eksi değil, sonuçta on iki farklı kapanış şarkısına uyumlu on farklı klip yapamazlardı. Şahsen ben, açılış ve kapanış kliplerini klip oldukları için izlediğimden bu animedeki hiçbir kapanış şarkısını dinlemedim o yüzden bir yorum yapamayacağım.

 Soundtracklerin birkaç tanesi hariç tamamı oldukça güzel ve animenin tarihi temasını uyumlu. Ancak, bazı soundtrackler var ki, onlar animenin tarihi temasına ve atmosferine gram uymuyor. Ama, bu soundtracklerin sayısı aşırı az; sadece bir iki tane var. Kısaca soundtracklerin çoğu çok iyi. Özellikle de Bahasa Palus soundtrackine bayıldım.

 Seslendirmeler konusunda pek fazla göze çarpan bir şey yok. Her karakterin seslendirmesi oldukça güzel. Aşırı kötü veya aşırı iyi olan bir seslendirme yok.

İŞLENİŞ

 Katanagatari bize aksiyon, dövüş sanatları, macera, romantizm, tarihi türlerini sunuyor. Bu türlerin yanı sıra yan tür olarak komedi de bulunuyor.

 Öncelikle hakkında en az bilgiye sahip olduğum türü aradan çıkarıp kurtulalım. Ben Japon tarihi hakkında aşırı az bilgiye sahip birisiyim, hatta bilgim sıfıra yakın desem yeridir; sadece genel birkaç detayı biliyorum. Bu yüzden animenin konu aldığı dönemi ne kadar iyi yansıttığı hakkında en ufak bir fikrim yok. Tarihi türü hakkında bahsedebileceğim tek şey, animenin atmosferinin harika olması. Ben şu ana kadar, tarihi türünü barındıran altı farklı seri (Baccano!, Golden Kamuy, Katanagatari, Mushishi, Ookami to Koushinryou, Sirius) izledim ve içlerinde geçtiği dönemin atmosferini en iyi yansıtan anime kesinlikle Katanagatari’ydi. Gerek soundtrackleriyle, gerekse sanat tasarımıyla olsun, harika bir atmosfer yakalamayı başarıyordu.

Image

 Aksiyon ve dövüş sanatları, son bölüm hariç, animenin en büyük eksilerinden. 

 Aksiyon kısımları gerçekten çok zayıf. Zaten bölümün %90’ı diyaloglar ile geçiyor, geri kalan kısımdaki aksiyon ise kesinlikle yeterli olmuyor. Son bölüm dışında, Shichika’nın dahil olduğu tek beğendiğim aksiyon sahnesi, ikinci bölümdeki sahne oldu. O sahne, Shichika’nın tüm aksiyon sahnelerinin nasıl olması gerektiği konusunda muazzam bir örnekti. Ancak, diğer bölümlerde Shichika’nın içinde bulunduğu bu kadar güzel bir aksiyon sahnesi göremedim. Fakat tuhaf bir şekilde, Emonzaemon ve Ninjaların aksiyon sahneleri olmaları gerekenden çok daha iyiyidi. Lakin, neredeyse tüm aksiyon sahnelerinde bir sıkıntı vardı; karakterler dövüşmekten çok konuşuyordu.

 Dövüş sanatları işlenişini hiç sevmedim. Teknikleri kullanırken onların isimlerini söyleme olayını anime izlemeye ilk başladığım zamandan beri saçma bulmuşumdur ve hala daha buluyorum. Katanagatari’de de bundan çok fazla var. İstisnasız her karakter, tekniğini kullanmadan önce ismini söylüyor.

Image

 Romantizm türü ise bir ana türden daha çok yan tür gibi hissettiriyordu. Animede bulunuyordu, ancak Shichika’nın duygusuz kişiliği yüzünden animenin ilk yarısında hemen hemen hiç hissedilmiyordu. Son bölümlere doğru romantizmin yoğunluğu artsa da ana tür olarak nitelendirilebilecek kadar yeterli değildi.

 Komedi türü ise tam anlamlıyla bir yan tür. Animede bulunuyor ve yer yer az biraz güldürmeyi başarıyor; ancak sadece o kadar, ne azı ne fazlası.

Image

  Animede en fazla öne çıkan tür ise macera. 

 İlk başta Katanagatari’nin macera işlenişinin oldukça iyi olduğunu düşünüyordum. Ancak, hızlı bir yargıya varmadan önce kendime şunu sormam gerektiğini fark ettim: "Ben bir macera animesinden ne bekliyorum?" Rokka no Yuusha, Sora yori mo Tooi Basho, No Game No Life gibi en sevdiğim birkaç macera animesine baktığımdaysa ise bunun cevabının, “bol bol olay” olduğunu anladım ve Katanagatari’de bu yoktu. Katanagatari bir diyalog animesiydi. Bu animede bol bol olay değil, bol bol konuşma vardı ve bu benim için macera türünün başarısız işlenmiş olmasıyla sonuçlanıyordu.

 Ama her ne kadar macera türü beklentilerimi karşılamasa, aksiyon zayıf olsa ve karakter gelişimi doğal hissettirmese de animenin ana yapıtaşı olan diyaloglar muazzamdı. Hemen hemen hepsi oldukça doğal hissettiriyordu. Arada bazı süslü diyaloglar vardı ama onlar da kesinlikle kötü değildi.

Image

ARTILAR:

+ Harika diyaloglar

+ Eşsiz sanat tasarımı

+ Togame ve Shichika arasındaki mükemmele yakın uyum

+ İkinci açılış klibi muazzam

+ Atmosfere uyumlu soundtrackler

+ Mükemmele yakın bir final bölümü

EKSİLER:

- Shichika’nın karakter gelişimi doğal hissettirmiyor

- Dokuzuncu bölüm fazla kötü

- Dördüncü bölüm izleyiciye/okuyucuya büyük saygısızlık

- Aksiyon kısımları çok kısa

- Macera işlenişi zayıf

PUANLAMA

Puanlama ölçeği için tıklayınız.

Görsellik: 8

Müzikler ve Seslendirme: 9

Senaryo: 7

Karakterler: 7

İşleniş: 6

 İncelemeyi okurken size, sanki hiç sevmediğim bir animeden bahsediyormuşum gibi gelmiş olabilir. Ancak, bunun nedeni animenin göze batan çok fazla eksisi olması ve benim de inceleme tarzım gereği animelerdeki eksilerin üstünde, artılardan daha fazla durmam. Yoksa Katanagatari oldukça sevdiğim ve iyi olan bir anime, ancak kesinlikle hatırladığım kadar harika bir anime değil. Eski incelemedeki puanlamayı, animeyi bitirdikten hemen sonra yapmış ve üstünden dört ay geçmesine rağmen değiştirmemiştim. Anlaşılan birazcık final bölümünün mükemmelliğinin illüzyonuna kapılmışım ve vermem gerekenden daha yüksek puanlar vermişim.

GENEL PUAN:

Image

www.turkanime.tv/anime/katanagatari

KAPAK FOTOĞRAFI

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları