İlk Bakış: 2021 Yaz Sezonu
Buna bile şükreder olduk.

 2021 dolu dolu iki sezon ile beraber hızlı bir şekilde başlamışken yine geldik o malum sezona. İstisnasız neredeyse her sene kurak geçen o yaz sezonu. Gerçi, geçtiğimiz senenin yaz sezonunu düşününce bunu öpüp başımızın üstüne koymak gerekiyor herhalde. Çünkü, 2020 Yaz Sezonu pandeminin etkisi nedeniyle öyle kurak geçmişti ki ilk bakış yazısı yazmaya gönlüm el vermemişti. Eğer güncel anime sezonlarını yeni yeni takip etmeye başladıysanız ve benim ilk bakış yazılarımdan birisini ilk defa okuyorsanız aklınızda daha iyi canlanması için şöyle anlatayım. Her ne kadar yarısı özetini bile okumaya değmeyecek boş işler olsa da 2009 Bahar Sezonundan beri her sezon yaklaşık 100 anime (istisnalar olsa da çoğunlukla 80-120 arası) çıkıyor olmasına rağmen 2020 Yaz Sezonunda sadece 52 anime çıkmıştı. Bu, kendisinden önceki son 63 sezondaki en düşük sayı (Kaynak). Ben ise ilk bakış yazılarımda sadece TV animelerini kullanıyorum ve yazıda kullanacağım animeleri seçmeye genelde 30 TV animesinden başlayıp bu sayıyı üçüncü dördüncü haftaya doğru 18-20'ye kadar düşürüyorum. Geçtiğimiz yaz sezonunda ise üçüncü hafta sonunda elimde kalan anime sayısı yanlış hatırlamıyorsam yediydi (zaten o sezonda sadece 16 TV animesi çıkmıştı). O yüzden bu sezon her ne kadar pek iyi olmasa da yine de buna bile şükredecek duruma geldim. Ancak, beğenmediğim animelere yumuşak davranacağımı düşünmeyin. Temmuz ayımın son 20 günü sözde tatil pratikte cehennem azabı ve covid aşısıyla uğraşmak ile geçtiği için tüm acımı bu sezonki beğenmediğim üç animeden çıkardım, stresimi de bir güzel attım.

Shiroi Suna no Aquatope

Image

Stüdyo: P.A. Works

Türler: Doğaüstü, Dram, Gizem, Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/24

Kaynak: Orijinal

Özet: Anime, Okinawa'daki küçük bir akvaryum olan Gama Gama Akvaryumu'nda geçmektedir. Kukuru Misakino, bu akvaryumda çalışan 18 yaşında bir lise öğrencisidir ve akvaryumun gizemli sırrının farkındadır. Bu akvaryumda arada bir gizemli fantastik olaylar olmaktadır. Kukuru akvaryumdaki her zamanki sıradan günlerden birinde Fuuka adlı bir kız ile tanışır. Fuuka, idol olma hayalinden vazgeçip Tokyo'dan Okinawa'ya kaçmıştır. Ait olabileceği bir yer bulma arayışında olan Fuuka, Kukuru'dan akvaryumun çalışana ihtiyacı olduğunu öğrenince bu akvaryumda çalışmak ister.

İlk Bakış: Neredeyse 4 sene sürdü ama P.A. Works sonunda en iyi yaptığı şey ile beraber geri döndü: İki cour süren, İş-Yaşamdan Kesitler türünde bir anime. Dürüst olmak gerekirse, Aquatope duyrulduğundan beri anime ile ilgili neredeyse hiçbir haberi okumadım, çünkü son yıllarda çıkardıkları işlerden sonra P.A. Works'e olan umutlarım azalmıştı ve yeni çıkaracakları işe belki seyir zevkimi biraz da olsa arttırır diye tamamen kör bir şekilde başlamak istiyordum. Göz attığım nadir şeylerden birisi animenin özet kısmı ve yönetmeniydi. Bu ikisine göz attıktan sonra ise Aquatope'un Nagi no Asukara tarzında, melodram ile dolu bir iş olacağını düşünmüştüm ama ilk bölümü izler izlemez yanıldığımı anladım. Meğerse Aquatope, P.A. Works'ün İş-Yaşamdan Kesitler türlerindeki dördüncü animesiymiş (ilk üçü çıkış sıralarıyla: Hanasaku Iroha-Shirobako-Sakura Quest). Bu "İş" serisine devam edeceklerini hiç düşünmediğimden ötürü Aquatope'un ilk bölümü benim için hoş bir sürpriz oldu. Aquatope, P.A. Works'ün "İş" serisinden bir anime olduğu için görsel kalite her ne kadar aşırı üst düzey olsa da (CGI balıklar hariç) ondan öyle ahım şahım, karakterlerini ustaca işleyen bir iş çıkarmasını beklemeyin. Çünkü, bu serideki ilk üç anime de her ne kadar belirli bir kalite seviyesinin üstünde olsa da öyle yaşamdan kesitler türünün zirvesine oynayan yapımlar değillerdi, zaten olmak zorunda da değiller. Benim P.A. Works'ten beklediğim şey zirveye oynamasa da 24-26 bölümlük üst düzey yaşamdan kesitler animeleri ve Aquatope'tan da istediğimi alacağım konusunda umudum tam. Eğer P.A. Works'ün bu serisinden daha önce hiçbir anime izlemediyseniz (bu arada hiçbir anime birbiriyle bağlantılı değil o yüzden istediğinizden başlayabilirsiniz) ve ne bulacağınızı merak ediyorsanız kısaca hemen özetleyeyim: Ana karakter olarak 17-23 yaş aralığında bir kızımız vardır, bu kızımız kendi yaş aralığındaki çoğu kişi gibi hayatta ne aradığını bilmemektedir ve anime boyunca karşılaştığı kişiler ile yerler sayesinde hayatı değişir. Her ne kadar Shirobako'daki "İş" anime sektörü olduğu ve bu sektöre de biraz fazla fazla odaklanıldığından ötürü Shirobako bu tanıma tam tamına uymasa da Hanasaku Iroha ve Sakura Quest tam olarak bu tarzda şovlar ve büyük ihtimalle Aquatope da öyle olacak. Tek fark bu sefer animeye birkaç doğaüstü öge eklemişler. Kısacası, Coming of Age hikayelerini seviyorsanız Aquatope'a hiç beklemeden saldırın.

İzleme Linki

Kobayashi-san Chi no Maidragon S

Image

Stüdyo: Kyoto Animation

Türler: Fantezi, Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/?

Kaynak: Manga

Özet: Kobayashi-san Chi no Maidragon anime serisinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Yaklaşık 2 yılın ardından Kyoto Animation sonunda TV ekranlarına geri döndü. Dürüst olamak gerekirse hem pandeminin hem de 2 sene önce yaşadıkları facianın etkisinden dolayı Maidragon S için bir tık endişeliydim ve ilk bölümün ilk yarısı endişelerimi haklı çıkaracak cinsten sorunlara ev sahipliği yapıyordu. Ancak, Maidragon S bölümün ikinci yarısında hızlıca toparlandı ve bana tüm endişelerimin yersiz olduğunu gösterdi. Kyoto Animation (özellikle de stüdyonun dijital ekibi) her zamanki gibi harika bir iş ortaya koymaya devam ediyor. Serinin eski yönetmeni Yasuhiro Takemoto'nun 2 sene önceki yangında hayatını kaybetmesinden dolayı yerine Kyoto Animation'un başka bir kıdemli yönetmeni olan Tatsuya Ishihara getirildi ve ikilinin arasındaki tarz farkı kendisini bazı sahnelerde açık bir şekilde belli ediyor. Bu yüzden de ikinci sezonu izlerken ilk sezondan farklı bir hissiyat alacağınızı göz önünde bulundurun. Ancak, merak etmeyin bu farklı hissiyat kesinlikle kötü bir şey değil, sadece kaliteye etki etmeyen tarz farklılıklarından ibaret. Maidragon hala daha taş gibi bir anime.

İzleme Linki

Tensei Shitara Slime Datta Ken 2nd Season Part 2

Image

Stüdyo: 8-bit

Türler: Fantezi, Komedi, Macera

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Tensei Shitara Slime Datta Ken anime serisinin ikinci sezonun ikinci kısmıdır.

İlk Bakış: Kış sezonunun ilk bakışında Tensura'ya biraz acımasız davranmıştım ve hala daha bunun haksız yere olduğunu düşünmüyorum. Ancak, Part 1'in sonunda yaşanan o "Şeytan Lordu" olayları o kadar gazdı ki seriye karşı tekrardan bir heyecan duymamı sağladı. Bu sayede de yaz sezonuna gelmeden önce Part 2'ye karşı pozitiftim ve ilk bölümlerde de bu pozitifliğimi kıracak hiçbir olay yaşanmadı. Daha doğrusu genel olarak pek bir olay yaşanmadı. Şu an sadece Rimuru'nun Şeytan Lordu olarak yapmak istediklerine biraz göz gezdirdik ve birkaç politika sahnesi izledik o kadar. Hala daha Part 1'in sonundaki o gazım devam ediyor ve umuyorum ki bu Şeytan Lordu macerası bir hayal kırıklığı ile sonlanmaz. Şu anlık hem Part 2 için umutlarım büyük.

İzleme Linki

Otome Game no Hametsu Flag shika Nai Akuyaku Reijou ni Tensei shiteshimatta… X

Image

Stüdyo: SILVER LINK.

Türler: Fantezi, Komedi, Romantizm, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 5/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Hamefura anime serisinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: İlk sezonunu son sıradan da olsa 2020 TOP 11'ime aldığım (bunda her ne kadar 2020'nin aşırı kurak geçmesinin etkisi olsa da... olsun be...) Hamefura'nın ikinci sezonu, ilk beş bölümünde bana ilk sezonun ilk yarısında yaşadığım hissiyatların benzerlerini yaşatmayı başardı. Resmen tüm bölümleri yüzümde kocaman bir gülümseme ile izledim. Etrafındaki herkesin Bakarina'yı Katarina'yı bu kadar çok sevmesi hiç tuhaf gelmiyor, çünkü ben de Katarina'nın eğlenceli kişiliği sayesinde ona çekilen "herkes"ten birisi oluyorum. Dürüst olmak gerekirse bu sezona gelirken biraz endişeliydim, çünkü bu yüzümde kocaman bir gülümseme ile izleme olayını ilk sezonun ikinci yarısında yaşayamamıştım. O yüzden ilk 6 bölümdeki kaliteye döndüğümüzü görmek çok sevindirdi. Hamefura'yı biraz kafa dinleyip biraz da gülümsemek isteyen herkese öneriyorum. Gidin izleyin bu güzelim şovu.

İzleme Linki

Higurashi no Naku Koro ni Sotsu

Image

Stüdyo: Passione

Türler: Doğaüstü, Gerilim, Gizem, Korku, Psikolojik

Bölüm Sayısı: 6/15

Kaynak: Görsel Roman

Özet: Higurashi no Naku Koro ni serisinin dördüncü TV sezonudur.

İlk Bakış: Remake sandığımız ama aslında üçüncü sezon çıkan Gou'dan büyük bir hayal kırıklığı ile ayrılmışken Sotsu için umutluydum. Olaylar kızışmışken güzel bir şeyler görmeyi umuyordum. Peki ne buldum? Rena'nın "hazine" aradığı çöplüğün anime haline getirilmişini buldum. İlk üç bölüm pek fena olmasa da yeni hiçbir şey sunmuyordu. Zaten 2006'da çıkan ilk sezonun sonunda izlediğimiz Tsumihoroboshi-hen'in belli başlı yerlerini alıp sonunu değiştirip önümüze koymuşlar. "Bu yeni seriyi ilk iki sezonu izlemeyenler de izleyebilir demişlerdi. Seriye Gou'dan başlayanların bu kısımlar ile bir sorunu olmamıştır, sadece sen ilk iki sezonu izlediğin için beğenmemişsindir." diyenler olabilir diye şunu da ekleyeyim. Hem yönetmen hem de Ryukishi açık açık yalan söyledi. İlk iki sezonu izlemeyenlerin Gou'nun ikinci yarısında neler olup bittiğini hiçbir kafa karışıklığı yaşamadan anlama imkanı yok. Bu Gou-Sotsu ikilisi, açık bir şekilde orijinal seri için devam sezonları ve aşırı gereksizler. Konumuza geri dönersek, geri kalan üç bölüm ise (son 3-4 dakika ve "tuvalete ceset sokma" sahnesi hariç) çöplük sıfatını kesinlikle hak ediyor. Ben böyle bir tembel senaryo yazımı görmedim. Sotsu ile ilgili fazla spoiler vermeden kısa bir örnek ile açıklamam gerekirse; Gou'nun sonunda ilk yarıdaki olayların hepsinin Satoko'nun Hinamizawa Sendromu'nu diğer karakterlere aşı ile enjekte ettiğini öğrenmiştik ya, peki Mion'a virüsü nasıl enjekte etmiş biliyor musunuz? Mion, otomat makinesi önünde eğilirken iğneyi sokuvermiş ve Mion da hiçbir şey hissetmemiş. Cidden mi? Buna inanmamızı mı bekliyorsunuz? Allah aşkına yürüyün gidin, bu ne lan?

İzleme Linki

Image

RE-MAIN

Image

Stüdyo: MAPPA

Türler: Spor

Bölüm Sayısı: 3/12

Kaynak: Orijinal

Özet: Ortaokulunun üçüncü yılında ulusal bir su topu şampiyonluğu kazandıktan hemen sonra, Minato Kiyomizu bir trafik kazası geçirir ve komaya girer. Neredeyse bir yılın ardından komadan çıkan Kiyomizu son üç yıldaki hafızasını kaybetmiştir. Sadece yaptığı sporu değil aynı zamanda da orta okulda gördüğü tüm derseleri unutan Kiyomizu, bir yıl boyunca çok çalışarak evinin yakınındaki bir liseye girmeyi başarır. Artık, su topunu geride bırakıp yeni bir hayata başlamak zorunda kaldığını düşünen Kiyomizu'nun planları kısa sürede değişir ve okulunun su topu takımına girmeye karar verir. Ancak, ufak bir sorun vardır. Su topu takımının, birinci sınıflar hariç sadece tek bir oyuncusu bulunmaktadır ve Kiyomizu da eski formuna yakın bile değildir.

İlk Bakış: RE-MAIN, bu sezona gelirken ufak beklentilerim olan gruptandı. Klişe bir okul-spor hikayesi olacağını tahmin ediyordum ama su topu, daha önce hiçbir animede görmediğim bir konsept olduğundan ötürü de biraz heyecanlıydım. Ayrıca, stüdyonun MAPPA olmasından dolayı da görsel kalitenin ortalama üstü olmasını bekliyordum. Ancak, beklediğim hiçbir şeyi bulamamamın yanı sıra kötü olmasını beklediğim kısımlar da tahmin ettiğimden çok daha kötü çıktı.

 Öncelikle klişe olayından başlayalım. Ben belli başlıları hariç klişeleri pek seven birisi olmasam da iyi işlenenini her zaman takdir ederim. RE-MAIN'de ise hem karakter tiplemelerini akla ilk gelebilecek 9-10 tipleme içerisinden seçmişler hem de bu klişe tiplerin hepsine iyi karakter işlenişleri kesinlikle veremeyecekler. Bundan adım gibi eminim, çünkü ana kadromuz hepsi birbirinden klişe 7 kişiden oluşuyor ve elimizde sadece 12 bölüm var. Bu kadar karakteri bu kadar kısa sürede iyi işleyebilmenin sadece tek bir yolu var, o da çoktan bu işleme kısımları için altyapıyı önceki sezonlarda atmış olmak. Eh, RE-MAIN'in de yeni çıkan bir anime olmasından ve büyük ihtimalle ikincisinin de asla çıkmayacağından dolayı karakter işlenişlerinden direkt umudu kesebiliriz. Belki sonlara doğru Minato'ya biraz odaklanılır o kadar. Bu arada merak edenler için animedeki klişe tipleri hemen sıralayayım:

  • Bronzlaşmış ten + boyalı saç
  • Sinir bozucu gözlüklü tip
  • Saf ana karakter koyalım, tatlı olur insanlar sever
  • Serseri tipli öğrenci
  • Yabancı uyruklu öğrenci (ilk tercih olarak Afrika taraflarından birisi, yoksa ABDli)
  • Sesini duyabilmek için VLC'deki ses barını %200'e getirmeniz gereken utangaç asosyal
  • Duygularını göstermeyen karakter koyalım abi, havalı olur

 Karakterleri bırakıp senaryoya gelirsek ise orada da bir şey yok demek isterdim... Keşke diyebilseydim. Ancak var, lanet olsun ki orada üstüne konuşmamız gereken bir şey var. Aga bu ne? Hadi tamam anladık, animatörler Chainsaw Man'de ya da Idaten'de çalışmak istiyordu ama onları büyük ihtimalle yeterli tecrübeye ya da yeteneğe sahip olmadıkları için RE-MAIN'e verdiler, o yüzden de pek kaliteli bir görsellik ortaya çıkaramadılar ama Masafumi Nishida reis, sen bu animenin hem yönetmeni hem orijinal yaratıcısı hem senaristi hem de ses yönetmeni değil misin? Sen MAPPA'ya aklında bir fikirle gittin de sana zorla yüzmeli bir şeyler yap da hazır yaz gelmişken üstü çıplak erkekler ile para kasarız dedikleri için mi böyle tembelce bir karakter motivasyonu yazdın? İlk bölümde Minato su topunu yaşadığı olaylardan sonra bırakmaya karar veriyor ama hepimiz er ya da geç onun tekrardan su topuna döneceğini biliyoruz, bu yüzden de bakalım acaba nasıl dönecek diye merakla izliyoruz. Peki sen bize ne veriyorsun? Yok lisede Japonya'nın en iyisi olacağına dair iddiaya girmiş de kaybederse 220.000 yen (yaklaşık 2200 dolar ediyor, her zamanki gibi direkt sondaki iki sıfır atıp dolardan hesapladım, çünkü kaç TL olduğuna bakıp moralimi bozmak istemiyorum) ödeyecekmiş ondan su topuna geri dönmeye karar vermişmişmişmişmişmişmişmiş... Bu sahneden sonra acaba animeyi salsam mı diye düşünsem de sonra bir daha nerede su topu animesi bulacağız diyerekten izlemeye devam ettim. Ancak, eğer bu yazıyı yayınladığım günün akşamında çıkacak olan 4. bölümde bir önceki bölümde yüzmek için bir amacı kalmadığını iddia edip su topu kulübüne katılmayı reddeden "Duygularını göstermeyen karakter koyalım abi, havalı olur" karakterimiz "ay sizinle yüzme yarışı yaptıktan sonra yüzmeyi ne kadar çok sevdiğimi tekrardan hatırladım o yüzden kulübe katılıyorum ehe" şeklinde bir nedenle su topu kulübene katılırsa işte o akşam bu animeyi bırakırım beni kimse tutamaz.

İzleme Linki

Vanitas no Carte Part 1

Image

Stüdyo: Bones

Türler: Doğaüstü, Dram, Gizem

Bölüm Sayısı: 5/12 (Part 2'nin de 12 bölüm olacağı duyuruldu)

Kaynak: Manga

Özet: 19. yüzyıl Paris'inde Noé adlı genç bir vampire "Vanitas'ın Kitabı"nın peşine düşer. Deliliğe sürüklenmiş bir vampire tarafından saldırıya uğramışken bir insan araya girip Noé'yi kurtardığı gibi delirmiş vampiri de iyileştirir. Elinde tuttuğu Vanitas'ın Kitabı'nı istediği gibi kullanan ve kendini Vanitas olarak tanıtan bu doktor, Noé'yi amacı tüm vampir ırkını "tedavi etmek" olan görevine davet eder. Kendini Vanitas olarak tanıtan doktorun hal ve tavırları Noé'yi sinir etse de amacına ulaşmak için doktorun teklifini kabul eder.

İlk Bakış: Bu sezon izlediğim animeler içerisinden beni en çok sinir etmeyi başaran karakter açık ara fark ile Vanitas oldu. Ben bu şova oldukça pozitif bir kafa yapısı ile başlamıştım. Her ne kadar fujoshi bait olacakmış gibi hissettirse de Bones'un görsel kalitesi ve Yuki Kajiura'nın harika müzikleri sayesinde oldukça heyecanla bekliyordum ama Vanitas'ın beni animeden hafifçe soğutması için sadece 10 dakika, tamamen uzaklaştıracak duruma getirmesi için ise 3 bölüm yetti. Daha ilk bölümde Noé ona oldukça mantıklı bir soru sorduğunda saçma sapan gülerek evinsiz bir cevap vermesi ile yüzümü ekşitmesinin yanı sıra hal ve tavırları ile de Noé'ye böyle birisiyle sıkışıp kaldığı için acımama neden olmuştu. Bir de bunlar yetmezmiş gibi üçüncü bölümde yaptığı hareketler ile yazarın o sahneleri ayıkken yazıp yazmadığını sorgulattı.

 Şöyle düşünün. Daha ilk görüşte sizi kendisinden soğutan bir karakter var ve siz bu karakter ilerleyen bölümlerde belki onu sevebileceğiniz birkaç özellik ortaya koyar diye sabırla animeyi izlemeye devam ediyorsunuz ve sonra önünüze zorlanmış bir öpücük sahnesi koyuyorlar. Bu ne lan? Tamam, "pislik ana karakter" konsepti iyi kullanıldığında hoş bir tiplemedir, güzel bir tiplemedir ama yazar en azından bu ana karaktere sevilesi birkaç özellik eklemek zorundadır ki eğer ilerde bu ana karaktere harika bir karakter gelişimi yazıp onu düzgün bir karaktere çevirmek istiyorsa bu karaktere hızlıca ısınamamış bazı izleyiciler/okuyucular o kısımlara kadar en azından "bu karakter pisliğin teki ama aslında iyi yanları da var" diyebilsin ya da bir şekilde empati kurabilsin. Vanitas no Carte'de ise bu yok, Vanitas dümdüz pisliğin teki. Noé'ye cidden acıyorum.

İzleme Linki

Sonny Boy

Image

Stüdyo: MADHOUSE

Türler: Bilim Kurgu, Gizem

Bölüm Sayısı: 3/12

Kaynak: Orijinal

Özet: Hepsi normal lise öğrencileri olan bir okul dolusu genç birden bire farklı bir boyuta geçiş yapar. Bu boyutta süper güçler kazanan öğrenciler birlikte çalışıp kendi dünyalarına dönmenin bir yolunu mu bulacaklar yoksa egoları nedeniyle birbirlerine mi düşeceklerdir?

İlk Bakış: Sonny Boy senaryo açısından oldukça klişe başladı. İlk bölümlerinde klasik belirli bir alanda kapalı kalan bir grup insan ve bu insanların arasındaki hiyerarşi yarışı ile bazı kişilerin dışlanması konseptlerini işleyen animemiz, bana her ne kadar yazım kalitesi konusunda pek umut vermese de görsel olarak çok ilgimi çekti. Hem sanat tasarımı göze oldukça hoş geliyor hem de animasyon kalitesi çok iyi. Bana bir yandan Masaaki Yuasa animelerini anımsatıyor ama o animelerdeki gibi ne çizimler ne de animasyonlar tembelce yapılmış gibi hissettirmiyor. Sonny Boy, benim izlemiş olduğum Masaaki Yuasa işlerinden (Tatami Galaxy hariç) görsel anlamda daha detaylı ve o işlerin aksine kare sayısı eksikmiş gibi hissettirmeyen daha akıcı bir animasyona sahip. Bu sebeple de her ne kadar senaryodan pek bir umudum olmasa da ellerindeki harika animasyonu kullanmak için çok geniş bir alana sahip oldukları Sonny Boy'un konsepti ile ne gibi yaratıcı sahneler ortaya çıkaracaklar çok merak ediyorum.

İzleme Linki

Bokutachi no Remake

Image

Stüdyo: feel.

Türler: Dram, Komedi, Yaşamdan Kesitler 

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: 28 yaşındaki Hashiba Kyouya, bir oyun geliştirme şirketindeki işini kaybettikten sonra boşluğa düşmüştür. Aslında, hayran olduğu yaratıcı endüstrilerde çalışmak için düzenli ofis işini bırakmış olsa da onun gibi motive olmuş bir genç için bile bu endüstrilerin fare kapanı gibi olduğunu zor yoldan öğrenmiştir. İşinden ayrıldıktan sonra aile evine dönen Kyouya, 10 sene öncesinde sıradan bir üniversite bölümüne gitmek yerine risk alıp sanatsal becerilerini geliştirebileceği bir üniversite bölümüne gitmiş olsaydı ne olacağını düşünürken kendisini birden bire 10 sene öncesinde, üniversite seçim zamanında bulur. Artık geçmişte yaptığı hataları telafi etme şansını elde eden Kyouya'nın önünde zorlu ama ödüllerle dolu bir yol bulunmaktadır.

İlk Bakış: Eğer zaman yolculuğu konseptine ilgiliyseniz ve izleyecek bir şeyler arıyorsanız Bokutachi no Remake aradığınız şey değil. Bu şovda zaman yolculuğu sadece sos olarak bulunmakta. Senaryoya etki ettiği yerler var ama ana odak her zaman Kyouya'nın "yeni" hayatında neler yapacağı. Yani, geçmişine dönüp geleceğe dair bilgileri sayesinde olacak olayları önceden bilip onları değiştirmeye çalışan bir adamın hikayesini görmeyi beklemeyin. Şovun ne olup olmadığını açıkladıktan sonra içeriğine bakacak olursak ise orada da pek bir şey beklemenizi tavsiye etmem. Bunu anime kötü olduğu için söylemiyorum. Aksine, oldukça güzel bir ilk üç bölüm izledik (bu kısımları yazarken dördüncü bölüm her ne kadar çıkmış olsa da izlemeye fırsatım olmadı). Ancak, ilerleyen bölümlerde, özellikle de ikinci yarıda, olayların dallanıp budaklanacağını ve dram türünün hakkını verecek sahneler göreceğimizi beklemiyorum. Görüp görebileceğimiz en ekstrem şey büyük ihtimalle sırf duygusallık olsun diye konulmuş ve sunum kısmına özen gösterilmeden hazırlanmış kıytırık bir sahne olacak. Kısaca, her ne kadar Bokutachi no Remake'i şu ana kadar beğenmiş olsam da devamı için beklentilerim düşük. Tek isteğim karakterlerin arasındaki ilişkileri saç baş yolduracak şekilde gereksiz karıştırmadan, düzgün bir biçimde anlatmaları ve sonra da çekip gitmeleri. İkinci bir sezon için beklentim de yok. Çünkü, bu feel. adlı güzide stüdyomuz çok nadiren bir seriye devam sezonu çıkarıyor. Sezonluk izleyecek güzel bir şeyler arıyorsanız Bokutachi no Remake hoş bir tercih, sadece beklentilerinizi yüksek tutmayın ve eğer animeyi beğenirseniz hiçbir devam projesi beklemeden gidip hafif romanını okuyun.

İzleme Linki

Meikyuu Black Company

Image

Stüdyo: SILVER LINK.

Türler: Fantezi, Komedi

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: Her türlü iş ahlakından yoksun olan Kinji, boş gezenin boş kalfasıdır. Bir gün, kendisini başka bir dünyaya ışınlanmış hâlde bulur fakat herkes tarafından kolları açık bir şekilde beklenen bir kahraman değildir. Kendisini fantezi dünyasında kötü bir madencilik şirketinin kölesi olarak bulur. Kinji, çarpık etik değerleri ile bu şirkette yükselmenin bir yolunu aramaya koyulur.

İlk Bakış: SILVER LINK. kendini zamanında çıkarmış olduğu iki berbat isekai animesi için affettirmeye tüm hızıyla devam ederken bu zincirdeki üçüncü animemiz olan Meikyuu Black Company'ye -her ne kadar Hamefura kadar olmasa da- tam anlamıyla bayıldım. Her ne kadar klişe kısımları olsa da (korkunç ejderha 4 dakika sonra şirin loliye dönüşüyor) bu klişeleri güzelce işleyen, ana karakterin ne beyaz atlı prens ne de tam anlamıyla pislik olmadığı, yan karakterlerinin eğlenceye eğlence kattığı hoş bir anime Meikyuu Black Company. Ayrıca, SILVER LINK.'in şu anki iş politikasını düşündüğümüzde anime eğer iyi satarsa ikinci sezonu da büyük ihtimalle gelecektir. Hoş bir sanat tasarımına sahip, bazen sıksa da çoğunlukla komedisiyle sizi gülderecek bir isekai arıyorsanız MBC'ye kesinlikle göz atmanızı öneriyorum. Umarım SILVER LINK. "isekai olduğu için zaten nasıl olsa satacak, en azından değişik bir şeyler uyarlayalım" politikasını devam ettirir de konu isekai olduğunda SILVER LINK.'den babam çıksa yerim kafa yapısına bürünebilirim.

İzleme Linki

Heion Sedai no Idaten-tachi

Image

Stüdyo: MAPPA

Türler: Aksiyon, Fantezi, Macera

Bölüm Sayısı: 3/11

Kaynak: Manga

Özet: Tanrılar, iblis saldırıları nedeniyle insanlık yok olmanın eşiğindeyken ortaya çıkar. 'Idaten' denilen bu tanrılar 800 yıl önce gerçekleşen şiddetli savaşta iblisleri kendileri ile beraber mühürler ve geriye sadece en gençleri olan Rin'i bırakırlar. Şimdilerde ise hiç savaş görmeyen tanrıların barışçıl neslinin huzuru, şeytanların tekrar diriltilmesiyle tamamen bozulacaktır. Çünkü tanrılar, insanlar ve iblisler arasında, üç taraflı bir savaş başlamak üzeredir!

İlk Bakış: Çok güzel bir renk kullanımı ve sanat tasarımı, iyi animasyonlar, aşırı güçlü karakterler ve gayet hoş dövüş sahneleri. Idaten beklediğimden çok daha iyi başladı ve böyle gitmesini de umut ediyorum. Son zamanlarda shounenler hariç iyi animasyonlu saf aksiyon animesi sadece birkaç tane çıkmıştı, o yüzden her ne kadar 11 bölümde ortaya harika bir iş çıkacağı konusunda pek umutlu olmasam da Idaten'in yine de gideri var. Saf aksiyon animesi arıyorsanız bu yoklukta iyi gider. Tanrılar ile şeytanlar kapışıyor, mis.

İzleme Linki

Uramichi Oniisan

Image

Stüdyo: Studio Blanc

Türler: Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/13

Kaynak: Manga

Özet: Yetişkin olmak zordur. 31 yaşındaki Uramichi Omota için bu iç karartıcı gerçek omuzlarına yük olmaktadır. Televizyondayken, bir çocuk programı için iyimser bir egzersiz eğitmeni olsa da bazen hayat hakkındaki alaycı ama bir o kadar da karamsar yorumlarını söylemekten kendisini alıkoyamamaktadır. İşin kötüsü, iş arkadaşları da ona bu konuda eşlik etmektedir.

İlk Bakış: 18-22 yaşlarında gelecek kaygısı olan bir genç misiniz? O zaman Uramichi Oniisan ya tam ihtiyacınız olan ya da ne olursa olsun uzak durmanız gereken bir şov. Eğer yaklaşık 10 sene sonra gelebileceğiniz hali izlemek sizi daha da depresifleştirecekse o zaman sakın izlemeyin. Ancak, eğer zaten daha depresif olamam, en azından 10 sene sonra geleceğim hali mizahi bir dille ele alan bir şov izleyeyim de bu depresifliği az da olsa üstümden atayım diyorsanız işte o zaman Uramichi Oniisan'ı sakın kaçırmayın. Sizi bol bol güldürecek, biraz da olsa kaygılarınızı gülümsemeye çevirebilecek bu anime altın niteliğinde.

İzleme Linki

Shinigami Bocchan to Kuro Maid

Image

Stüdyo: J.C. Staff

Türler: Komedi, Romantizm

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: Elini bile tutamazken nasıl aşık olabilirsin? Bir çocukluk laneti nedeniyle, Dük'ün dokunduğu her şey ölmektedir ve bu da onun ile sürekli flört eden hizmetçisinin davranışlarını daha da şok edici hale getirmektedir! Dükün laneti bir şekilde bozmasının bir yolu var mı, yoksa aşkın sonsuza dek ulaşamayacağı bir hayata mahkum mu?

İlk Bakış: Ana kadın karakterin ana erkek karaktere muziplik olsun diye şakalar yaptığı bir başka animeye daha hoş geldiniz. Şahsen benim bu tür şovlarla pek aram olmasa da iyi yapıldıklarında haftalık izlemeyi seviyorum. Ancak, maalesef ki Shinigami Bocchan pek de iyi yapılmış bir anime değil. Bunu senaryosu veya karakterleri için söylemiyorum, animenin o ögeleri için kötü bir yorumda bulunmak için daha çok erken, çünkü animede daha pek bir şey yaşanmadı. Daha doğrusu, ilk iki bölümde pek bir şey yaşanmadı diyeyim, çünkü ben animedeki CGI'a dayanamadım ve ikinci bölümden sonra izlemeyi bıraktım. Animede bildiğin kareler eksik. İlk bölümde ana erkek karakterimizin kurabiye yediği bir sahne var, çocuk kurabiyeyi ağzına götürüp ağzını açıp kapadıktan sonra kurabiye resmen başka bir boyuta ışınlanıyor. Hal böyle olunca da zaten ilgimi çekmeyen bir konsepti bu kadar kötü bir CGI ile izlemek istemediğimden dolayı hızlıca uzaklaştım. Siz eğer bu tarz animeleri seviyorsanız ve berbat CGI'dan rahatsız olmuyorsanız göz atabilirsiniz.

İzleme Linki

Tantei wa mou, Shindeiru.

Image

Stüdyo: ENGI

Türler: Doğaüstü, Dram, Gizem, Komedi, Romantizm

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Gümüş saçlı güzel dedektif Siesta ile beraber bir uçak kaçırma olayını engellemek Kimihiko'nun önündeki üç yılı asla hayal edemeyeceği bir yola saptırır. Başarıları, Siesta ölene kadar büyük çaplı suçları çözme ve dünya çapındaki endikalarla yüzleşmelerine yol açar. Siesta'nın ölümünden sonra Kimihiko aklında bir ton farklı düşünceyle beraber normal hayatına geri döner. Ancak, karşılaştığı yeni bir olay bir suikastçıya, geniş çaplı bir komploya ve ölmüş olan eski ortağına bağlanmak ile beraber Kimihiko'nun kapanmış yaralarını da yeniden açacaktır.

Not: İlk bölüm, standart olan 24 dakikanın aksine 46 dakikalık yayın süresine sahiptir.

İlk Bakış: Her sezon hafif roman uyarlamalarında olmazsa olmazımız, "ortalama bir hikayenin kötü görsel kaliteyle uyarlanması" kontenjanımızda bu sezon Tantei wa mou Shindeiru bulunuyor. Klişe bir yol izleyip Siesta ve Kimihiko'nun üç senelik macerasını anlatıp finalde de Siesta'yı öldürerek dram yapmak yerine ikinci bölüme direkt bu olayların sonrasından başlayan hikayemiz her ne kadar olay örgüsünde klişelerden kaçmayı bir nebze de olsa başarsa da diğer hiçbir şeyde bunu başaramamış. Google'a random character generator yazıp ilk çıkan siteden alınmış gibi duran bir erkek ana karakter, beyaz saçlı waifubait ve vücudu hariç hiçbir özelliğiyle öne çıkmaya çalışmayan sinir bozucu bir tsundere. Bu üçünün üstüne sıkıcı diyaloglar ve kötü görsel kalite de eklenince ortaya çıkan iş beni hiç içine çekemedi ve geri kalan bölümler için de hiçbir umudum yok. Tantei wa mou Shindeiru da büyük ihtimalle yayınlandığı sırada popüler olsa da son bölümünden 2 hafta sonra bir anda herkesin konuşmayı bırakacağı animelerden birisi olacak.

İzleme Linki

Genjitsu Shugi Yuusha no Oukoku Saikenki

Image

Stüdyo: J.C. Staff

Türler: Aksiyon, Fantezi, Macera, Romantizm

Bölüm Sayısı: 5/13

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Aniden bir fantezi dünyasına çağrılan ve prensesle nişanlanan Kazuya Souma, kraliyet ailesine etkileyici tavsiyelerde bulunduktan sonra yeni kral olarak taç giyer. Krallığı yönetmek için geleneksel olmayan (ve oldukça insani) bir idari reform yolunu izleyen Kazuya'nın bu eşsiz yolu ejderhalar ve elfler diyarında etkili olacak mıdır?

İlk Bakış: Bir başka "random character generator"dan fırlama, mucizevi bir şekilde her şeyi başarabilen ve tanıştığı her kadının ağzının suyunu akıtan bir ana karaktere sahip başka bir şov. Genkoku'nun bu tarzdaki diğer isekailardan tek farkı içerisine politika ögeleri yerleştirilmiş olması. Ancak, bu ögeler giriş seviyesinin ötesine geçemiyor. Eh tabi bir de ortalamanın altındaki görsel kalite de eklenince Genkoku, politika izlemeyi sevenlere bile öneremeyeceğim bir şov haline geliyor. Gönül rahatlığı ile göz atmadan geçip gidebilirsiniz.

İzleme Linki

Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu

Image

Stüdyo: C2C

Türler: Aksiyon, Fantezi, Komedi, Macera

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Makoto Misumi, aniden başka bir dünyaya "kahraman" olarak çağrılan ortalama bir gençtir. Ancak, bu dünyanın tanrıçası ona çirkin der ve kahramanlık statüsünü elinden alıp onu dünyanın sonuna gönderir. Makoto, çorak topraklarda ejderhalar, örümcekler, orklar, cüceler ve diğer birçok insan olmayan ırkla tanışır. Kahramanımız, eski dünyasında yapamayacağı sihir ve dövüş kullanımında potansiyel gösterir. Makoto, farklı kişilerle tanıştığı bu zorlu dünyada hayatta kalabilecek midir?

İlk Bakış: Stüdyo kısmında C2C'yi görünce bu animeden büyük beklentilerim vardı. Yazım kalitesi olarak ortalama bir isekai bekliyordum ama iş görsel kaliteye geldiğinde C2C'nin Majo no Tabitabi'de yaptığı gibi döktürmesini ummuştum. Maalesef umduğumu bulamadım. C2C'nin bu animeyi "düşük efor-yüksek kazanç" kafasında hazırladığı net bir şekilde belli oluyor. Eğer sıradan power fantasy isekai animelerini seviyorsanız bir şans verebilirsiniz ama onun dışında uzak durmanızı öneririm.

İzleme Linki

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları