2021 dopdolu bir sezon ile çok hızlı başladı.

Shingeki no Kyojin: The Final Season

Image

Stüdyo: MAPPA

Türler: Aksiyon, Dram, Fantezi, Gizem

Bölüm Sayısı: 8/16 (Bu sezondan sonra manganın son kısımlarına uyarlayacak bir devam projesinin geleceği onaylandı; ancak, bu projenin bir film mi yoksa PART 2 niteliğinde bir devam sezonu mu olacağı daha kesinleşmedi)

Kaynak: Manga

Özet: Gabi Braun ve Falco Grice, Marley'in kontrolü altındaki yedi devden birini miras almak ve Paradis Adası'ndaki Eldialıların kökünü kurutmak için eğitilmektedir. Ancak, bu iki öğrencinin huzur dolu günleri Eren Yeager'ın Marley'e ulaşması ile çok farklı bir yola girecektir. Yeager ailesinin bodrum katına ulaşan ve devleri çevreleyen karanlık geçmişi öğrenen Keşif Birliği, ortaya çıkarmak için çaresizce mücadele ettikleri cevapları nihayet bulmuş ve duvarların ötesindeki dünyaya doğru yola çıkmışlardır.

 Shingeki no Kyojin'in final sezonunda Paradis'in uzun süren özgürlük savaşı sona doğru yaklaşırken tamamen farklı iki dünya birbirleriyle çarpışacaktır.

İlk Bakış: Shingeki no Kyojin, uzun macerasındaki son dönüşünü tamamlarken çok farklı bir yola girdi. Eski sezonlarda da çocuk askerler ve savaşın masumlar üzerindeki etkisi gibi etmenler bulunsa da bunlar hem çok az işleniyordu hem de savaştaki taraflar arasındaki çizgi belli bir noktaya (Annie, Reiner ve Berthold) kadar fazla keskindi. İnsanları yiyen devler vardı ve insanlar kendilerini onlardan korumaya çalışıyordu, kimin iyi kimin kötü olduğu çok belliydi. Season 3 Part 2'deki büyük plot twistten sonra ise hikaye final sezonunda kendi haklı davaları için savaşan taraflar, kendilerinin hiçbir suçu olmamasına rağmen ailelerinin işlediği suçlar yüzünden acı çeken masum çocuklar, savaşın göbeğine gönderilen çocuk askerler, istemiyor olmasına rağmen hayatta kalmak için masum insanları öldürmek zorunda kalan kişiler, savaşın askerler üzerindeki etkisi ve beyni propaganda ile yıkanıp ölüm makinesine dönüştürülmüş çocuklar gibi birçok tema ön plana çıkmaya başladı; ve ben buna bayıldım. Shingeki no Kyojin'in "İnsanlar devlere karşı" ve "Duvarın içinde rahat rahat yaşayan şerefsiz asiller masumlara acı çektiriyor" tarzı konseptleri işleyişini pek de beğenmeyen ve duvarların ötesine geçmeyi isteyen birisi olarak bu sezon çoktan favori Shingeki no Kyojin sezonum oldu.

 Ancak, şunu da söylemeden geçmeyeyim, ben ilk bölümün çıkmasına bir gün kalana kadar bu sezonun çok kötü bir şekilde çakılmasını bekliyordum. Bu çakılmayı beklememin nedeni ise hikaye ve karakterler değil prodüksiyondu. Wit'in köpek gibi çalışmasına rağmen Shingeki no Kyojin'den hak ettiği geliri elde edememesinden dolayı (paranın çoğu yapımcılara gidiyordu ve Wit bu yapımcıların arasında yoktu) seriyi S3P2'den sonra bırakmasının ardından serinin yapımcıları projeyi birçok farklı stüdyoya götürmüş ama bu stüdyoların neredeyse hepsi bu kadar kısa bir süre içerisinde böyle bir projeyi yapamayacakları için reddetmişti, tek bir stüdyo hariç: MAPPA.

 MAPPA her ne kadar büyük bir stüdyo olsa da yönetmenin de değişecek olmasından dolayı ben bu değişime başta pek sıcak bakmamıştım. Wit'ten MAPPA'ya geçmek pek dert edilecek bir şey değildi ama SnK'yı çocuğu gibi seven Araki Tetsurou'nun projeden ayrılması kötü bir haberdi. Yeni yönetmenimiz Hayashi Yuuichirou kendisini Dorohedoro'da kanıtlamış olsa da Araki Tetsurou gibi büyük bir ismin yerine gelmesine ben biraz şüpheci yaklaşıyordum. Ardından Ekim 2020'de çıkması beklenen sezon Aralık 2020'ye ertelendi ve prodüksiyondan ses seda kesildi. Belli ki ellerindeki aşırı kısa sürede harıl harıl çalışıyorlardı ki başka bir şey ile uğraşacak vakitleri yoktu, yani en azından ben öyle umuyordum. Stüdyodan ses yokken içeriden sızan birkaç bilgi ilk bölümün bir ay öncesinde, yani 7 Kasım'da, sonunda anime ile alakalı bölüm sayısı gibi birkaç detayı öğrenebileceğimizi söylüyordu ama tarih 7 Kasım'ı gösterdiğinde stüdyodan hala ses yoktu. Tek bildiğimiz tıpkı üçüncü sezonda olduğu gibi bu sezonun da iki parça halinde olacağıydı. Artık çıkış tarihine iyice yaklaştığımız zamanlarda ortada bir fragmanın bile olmamasından dolayı (mayısta çıkan fragmanın konsept olduğu ve gerçek işi yansıtmadığı animenin çıkmasından aylar önce söylendiği için onu saymıyorum) ben çok endişeliydim. Yine stüdyo değişimi yüzünden bir serinin mahvolmasından korkuyordum. Ardından ilk bölüm çıktı ve bölümü izledikten sonra tüm endişelerim kayboldu.

BÖLÜM 1: Bu bölüm uzun süreden sonra görsel anlamdaki en iyi Shingeki no Kyojin bölümüydü. Animasyonlar, çizimler ve 3DCG harikaydı. Canavar Dev'in 3DCG modelinin yetişmemiş olduğu aşırı bariz olsa da diğer üç büyük devin hem modelleri hem de animasyonları muhteşemdi (Zırhlı Dev'in havadan düştüğü sahne hariç). Devlerin yanı sıra savaş alanındaki askerlerin animasyonları ve yüzlerindeki detaylar MAPPA'nın doğru seçim olduğuna beni ikna etmişti. Tek problem, Zırhlı Dev'in sanki bir animeden değil de PS4 oyunundan fırlama gibi bir tarza sahip olmasıydı ama 3D animasyonları -bir Orange seviyesinde olmasa da- ortalama animenin fersah fersah ötesinde olduğu için görmezden gelebilmiştim. Yeni eklenen önemli karakterlerin (çocuk savaşçılar) seslendirme sanatçılarının da yetenekli isimler olması bu sezon için olan umutlarımı tekrar yeşertmişti.

BÖLÜM 2: Bu bölüm ilk bölümün yeşerttiği umutlarıma bir darbe niteliğinde oldu. Her ne kadar sinematik anlamda harika bir iş çıkarmış olsalar da bölüm açık bir şekilde zamanında yetiştirilememişti. Karakterleri takip eden kamera ve ışıklandırmalar harikaydı ama rotoscope kalitesi çok dengesizdi. Udo sahnesindeki rotoscope gayet iyiyken, yemek masası sahnesinde Gabi'de ve babasında kullanılan rotoscope kötüydü. Ayrıca yine yemek masası sahnesindeki Reiner'ın çizimi üç boyutlu bir insandan daha çok karton maketi andırıyordu. Karakteri çizerken derinliği eklemeyi unutmuşlar gibi hissetmiştim. Bu bölümün yarım yamalak olmasının nedeninin sıkışık takvimden değil de bölüm yönetmeninin uygulamak isteği teknikleri zamanında yetiştirebileceğini sanıp yetiştirememesi olduğunu umarak üçüncü bölümü beklemeye koyuldum.

BÖLÜM 3: Üçüncü bölüm açıkça gösteriyordu ki ikinci bölüm, bölüm yönetmeninin zaman yönetimini doğru ayarlayamaması yüzünden o halde çıkmıştı. Çünkü, bu bölüm hem tamamlanmış bir bölümdü hem de görsel açıdan harikaydı. Reiner, Annie ve Berthold üçlüsünün Paradis'e nasıl geldiğini gösterirken kullandıkları kareler ve renkler muhteşemdi. Çizimlerdeki detay ikinci sezon ile yarışabilecek seviyedeydi. Ayrıca, Marley komutanlarının Savaşçıları ve miras aldıkları devleri izleyiciye tanıttıkları sahnedeki yönetmenlik harikaydı. Sanki bir anime değil de soğuk savaş döneminde geçen bir sinema filmi izliyormuş edası veriyordu. Manga okuyucularının söylediğine göre bölümden birçok önemli sahne çıkarılmıştı ama mangayı okumamış birisi olarak benim tuhafıma giden tek yer Annie ve Kenny'nin karşılaştığı sahneydi. Annie'nin Kenny'yi neden takip ettiği ve Kenny onu kovalarken nasıl kaçtığı gibi detayları öğrenmek için açıp mangadan birkaç kısmı okumam gerekti. Ancak, bunun dışında taş gibi bir bölümdü.

BÖLÜM 4: Yine harika bir bölüm daha. Animasyonlar harika olmasa da hala yerli yerinde, Marley hakkında daha fazla bilgi ediniyoruz, çizimler her zamanki gibi harika, Willy ve Magath'ın konuşması hikayenin bilmediğimiz kısımlarına ışık tutuyor, festival sahnesi ise oldukça eğlenceli; genel olarak mutlu ayrıldığım bir bölümdü. Ayrıca, bu bölüm sayesinde ilk üç bölümde aklıma gelmeyen bir şey geldi: Neden böyle bir karakter tasarımı seçmişlerdi? Karakter tasarımları güzeldi güzel olmasına ama bu tasarımların animasyonları zorlaştırdığı bu bölümde çok belli oluyordu. Hani bu sezonu yapmak için bir seneden az bir vakitleri olmasa ortaya hem detaylı çizimler hem de harika animasyonlar ile muazzam bir iş çıkabilirdi ama bu kadar kısa bir süreye sahipken böyle karakter tasarımları kullanmanın intihar olduğunu bu bölümdeki animasyonların bazı kısımlarda tökezlemesi sayesinde net bir şekilde fark edebildim.

BÖLÜM 5: İşte bu bölüm Wit Studio'nun kalitesine geri döndüğümüz bölüm oldu. Wit'in en nefret ettiğim yönü birinci ve üçüncü sezonlarda aksiyon sahnelerinde harika animasyonlara sahip olan bir iş ortaya koyarken, iş konuşma sahnelerine geldiğinde animasyonların dibi boylamasıydı. Bu bölümde de o vardı. Tamamı konuşma ile geçen bir bölümdü ve animasyonlar her ne kadar bazı sahnelerde göz alıcı olsa da çoğu kısımda kötüydü. Ancak, Willy'nin konuşması sırasında seçilen kareler ve ortaya çıkarılan çizim kalitesinin etkileyiciliği bu animasyonları görmezden gelmeme yetti. Bir de Eren'in yüzünün açık bir şekilde off-model olması gibi bir eksi söz konusuydu ama bu, BD versiyonunda çözülebilecek bir sorun olduğundan pek dert etmedim. Zaten, Eren ve Reiner'ın arasındaki konuşma hem diyaloglar hem de kullanılan arka plan müziği açısından o kadar nefes kesiciydi ki altyazılara odaklanmaktan karakterlere bakabilecek fırsatı nadiren buldum. Bu off-model olayı, bölümü ikinci kez izlemesem kesinlikle fark edebileceğim bir detay değildi.

BÖLÜM 6: Altıncı bölüm tüm sezondaki -izleyici kitlesi açısından- en olaylı bölüm oldu. Bir taraf bölüme bayılırken diğer taraf fazlaca 3DCG barındırması yüzünden beğenmedi. Ben bölüme bayılan taraftaydım; ama neden sevdiğime geçmeden önce hemencecik bölümün kötü bulduğum taraflarından bahsetmek istiyorum. Saldırı Dev'in vücut modeli güzel olsa da saçı berbattı, ayrıca openingden önceki sahnedeki vücut animasyonu ve bölümün sonuna doğru Willy'nin bir önceki bölümde konuşmasını yaptığı sahnenin altındaki kristali çıkardığı sahnede de animasyon çok kötüydü. Bunun dışında Keşif Birliği'nin 3D animasyonları -Mikasa'nın animasyonları hariç- vasatın altındaydı. Keşif Birliği üyelerinin 3D modellerinin yüzleri de baya kötüydü ama bu da BD'de çözülebilecek bir sorun olduğundan eksi olarak yazmıyorum. Yine BD'de çözülebilecek ve izleyenlerin çok şikayet ettiği başka bir sorun ise Floch ve Jean'in yüzlerinin off-model olmasıydı; ben bu olaya laf edenleri görünce baya şaşırmıştım, çünkü sanki karakterler sezonun geri kalanında böyle gözükecekmiş gibi davranıyorlardı. Bu kişilerin endişelerinin yersiz olduğunu yedinci bölümdeki çizimlerin harika olması ile hep beraber gördük.

 Bu bölümü neden beğendiğim kısmına gelirsek, öncelikle Gabi'nin karakterinin harika yansıtıldığını düşünüyorum. Bir anda evi olarak gördüğü şehrin ortasında düşman devi belirip, sevdiği kişiler bir anda ortaya çıkan düşmanlar tarafından öldürülürken yüzünü kaplayan çaresizlik ve seslendirme sanatçısının ortaya koyduğu harika performans olağanüstüydü. Eren&Mikasa ve Warhammer Titan arasındaki dövüş de oldukça güzeldi. Warhammer'ın hem 2D hem de 3D animasyonları harikayken, Eren'in 3D animasyonları da tatmin ediciydi. Warhammer'ın ilk ortaya çıktığı ve Eren'in onu yumruk manyağı yaptığı sahnede kullanılan müzik çok hoşuma gitti. Hatta sadece o sahne değil, tüm bölümde kullanılan müzikler harikaydı. Ses yönetmeni Masafumi Mima, ilk üç sezonda yaptığı gibi bu sezonda da müzik kullanımı açısından çok hoş bir iş çıkarmış. Bunların yanı sıra, Porco'nun Keşif Birliği tarafından köşeye sıkıştırıldığı kısımdaki çaresizliğini izlemek de oldukça eğlenceliydi. Son olarak, bölümdeki tüm 2D Dev çizimleri de harikaydı. Nasıl olsa 3DCG model kullanıyoruz diye 2D çizimleri boşlamamaları hoşuma gitti.

BÖLÜM 7: Bu bölüm için bir şey söylememe gerek var mı bilmiyorum. Net olarak tüm serideki en iyi birkaç bölümden birisiydi. Keşif Birliği üyelerinin kötü 3DCG model ve animasyonları hareketli kamera ile çok güzel saklanmıştı. Canavar Dev'in 3DCG modeli ilk bölümden sonra aradaki sürede düzeltilmiş ve bu bölüm için harika bir hale getirilmişti. Saldırı Devi'nin saçında ve yüzünde hala problemler vardı ama animasyonları gayet iyiydi. Çene Dev'in hem 3DCG modeli hem de animasyonları o kadar iyiydi ki bir iki sahne dışında Orange seviyesine çok yakındı, ayrıca 2D çizildiği sahnelerde de muazzam duruyordu. Armin'in devi 2D çizilmişti ve göz alıcı gözüküyordu, özellikle de o adım attığı tek bir sahnedeki animasyon ve ses o kadar tatmin ediciydi ki kendisi geri sardırıp sardırıp defalarca izletebiliyordu. Son sahnede Gabi, Falco ve Reiner'ın seslendirme performansları tüm serinin zirvesine oynuyordu. Pieck ve ekibinin alt edildiği sahne hem duygusal hem de bir o kadar tatmin ediciydi. Ceviz kıracağı sahnesi ise hem tempo hem de müzik bakımından muhteşemdi. Bölümün genelindeki müzik kullanımı geçtiğimiz iki bölümde olduğu gibi yine harikaydı. Jun Shishido ve Hayashi Yuuichirou ikilisinin yönetmenliğinde ortaya harika bir iş çıkmıştı ve hemen hemen herkes mutluydu.

BÖLÜM 8: Bu bölüm bir tuhaftı. Sanki Part A (ilk 14 dakika) ve Part B'yi (son 8 dakika) tamamen farklı kişiler yapmış gibiydi. Part A'daki animasyonlar ve çizimler aşırı dengesizdi. Bir sahne harika gözükürken, diğer sahne saçma derecede tuhaf gözüküyordu. Ayrıca, ortada yönetmenlik açısından da iyi sayılabilecek bir iş yoktu. Ancak, Part B'de çizimler ve yönetmenlik muazzamdı. Connie'nin diğerlerine acı haberi vermeye geldiği ve Mikasa ile Armin'in [SPOILER]'ın başında ağlıyor olduğu sahne duygu yüklüydü ve hem temposu hem de ses kullanımı çok iyi ayarlanmıştı.

 Şu anda MAPPA elindeki kısıtlı sürede harika bir iş çıkarıyor, umarım sezonun ikinci yarısında da böyle devam edebilirler.

İzleme Linki

Wonder Egg Priority

Image

Stüdyo: CloverWorks

Türler: Aksiyon, Dram, Fantezi, Gizem, Korku, Psikolojik

Bölüm Sayısı: 3/12

Kaynak: Orijinal

Özet: Gece yarısı yürüyüşü sırasında gizemli bir ses tarafından yönlendirilen 14 yaşındaki Ai Ohto bir yumurta alır. Ses onu ikna eder: "Geleceği değiştirmek istiyorsan, sadece seçmen gerekiyor. Şimdi kendine inan ve yumurtayı kır."

Yumurtanın kırılmasından sonra Ai'yi neler beklemektedir...

İlk Bakış: Wonder Egg Priority benim için bu sezonun en güzel sürprizlerinden birisi oldu. CloverWorks'ün üç ayrı TV animesi yayınladığı bu sezona girmeden önce WEP'in küçük bir takım tarafından az kaynak ile geliştirilen ortalama bir anime olmasını bekliyordum ama daha ilk bölümden yanıldığımı anlamam uzun sürmedi.

 Wonder Egg Priority, prodüksiyon kalitesi anlamında CloverWorks'ün bu sezondaki en iyi işi. Renk tercihleri ve bu renklerin kullanımı, animasyon kalitesi, seslendirmeler, efektler, 3DCG vb. elementlerin hepsi harika. İlk üç bölüm itibari ile görsel ve ses anlamında eksi sayabileceğim sadece iki yön var. Bunlardan ilki Ai'nin seslendirmesi. Ai'nin seslendirme sanatçısı daha sadece 16 yaşında ve Ohto Ai rolü de çıkış yaptığı ilk iki rolden birisi. Kendisi yeni başlayan birisine kıyasla harika bir iş çıkarıyor olsa da Ai'nin ilk üç bölümde aşırı duygusallaşıp bağırarak konuştuğu iki sahnedeki performansı da oldukça yavandı. İkinci eksi ise aksiyon sahnelerinde görsel kalitenin büyük oranda düşmesi. İkinci bölümdeki aksiyon sahnesinde çizim kalitesinde pek bir düşüş olmasa da yer yer animasyon kalitesinde büyük düşüşler vardı. Üçüncü bölümdeki aksiyon sahnesinde ise animasyonlarda kalite düşüşü olmamasına rağmen arka plan çizimleri aşırı detaysız ve çirkinken, karakter tasarımları da ağırlığını kaybetmişti. Eğer WEP, ana odağı aksiyon olan bir anime olsaydı aksiyon sahnelerinde çizimlerin detayını kaybetmesi benim için büyük bir eksi olurdu ama şu anki durumumuzda pek dert etmiyorum; çünkü animenin asıl odağı olan senaryo ve karakterler aşırı iyi.

 Wonder Egg Priority'yi daha önce birçok Japon TV dizisinde yazarlık yapmış olan Shinji Nojima yazıyor ve toplumsal birçok probleme değiniyor. İlk üç bölüm özelinde bu problemler; liselerde yapılan zorbalık, spor eğitmenlerinin öğrencilerine fiziksel ve zihinsel şiddet uygulaması ve ünlülere gereksiz yere aşırı bağlanıp kendilerine zarar veren idol fanları. WEP, ana karakterlerimizin Persona'daki "Shadow World" tarzı mekanlara gidip burada az önce saydığım toplumsal problemlerden dolayı intihar etmiş olan kişilerin ruhlarını bir nevi huzura kavuşturması üzerine kurulu. Ana karakterlerimizin bunları yapma amacı ise yine benzer problemlerden dolayı intihar etmiş olan sevdiklerini ölümden geri getirmek istemeleri.

 Kısaca, Wonder Egg Priority toplumsal sorunlara değinen ve bunu harika bir görsellik eşliğinde yapan orijinal yapım (herhangi bir kaynaktan uyarlanmamış) bir iş. Umarım son zamanlarda çıkan orijinal animelerin birçoğunda olduğu gibi WEP de iyi başlamasına rağmen ikinci yarıda batıran bir anime olmaz.

İzleme Linki

Yakusoku no Neverland 2

Image

Stüdyo: CloverWorks

Türler: Aksiyon, Dram, Fantezi, Korku, Macera

Bölüm Sayısı: 4/11

Kaynak: Manga

Özet: 15 çocuk, sahte bir cennet olan Grace Field House'dan özgür olma umudu ile kaçmışlardır. Bunun yerine, daha önce hiç görmedikleri bitki ve hayvanlarla karşılaşır ve iblisler tarafından kovalanırlar. Dış dünya çok güzel olsa da aynı zamanda da çok acımasızdır. Yine de çocuklar pes etmeyi reddederler. Daha iyi yaşam arayışlarında onlara, Minerva'dan bir mesaj ve Norman'ın hâlâ içeride sıkışıp kalmış ailesini kurtarmak için eve dönme sözünü yerine getirmek üzere geride bıraktığı bir kalem rehberlik eder.

 Yakusoku no Neverland animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: İki koca senenin ardından sonunda çıkış yapan Yakusoku no Neverland 2 büyük bir hayal kırıklığını da beraberinde getirdi. Mangasını okuyup sevmişlerin animenin izlediği orijinal yoldan rahatsız olduğu, ilk sezondaki psikoloji ve korku öğelerini sevenlerin bunların eksikliğinden hoşnutsuzlandığı ve ilk sezona ayılıp bayılmasa da duvarın ötesindeki dünyayı merak edenlerin hevesinin kursağında kaldığı dört haftayı geride bırakırken ben üçüncü gruptandım. Her ne kadar animenin ilk sezonunu beğenmiş olsam da asıl merak ettiğim şey tıpkı Shingeki no Kyojin'de olduğu gibi duvarın ötesinde ne olduğuydu. 11 bölüm olacağı söylenen bu sezonda hızlıca dünyaya dair bilgiler edinmek ve duvarın ötesindeki maceraya atılmak istiyordum. Ancak, elime geçen şey bir grup veledin yeni buldukları mağarada ve ardından da sığınakta arkalarını yayıp eğlenmelerini izlemek oldu. Dördüncü bölümün ikinci yarısındaki gerilimli olayın da ormanın içinden rastgele bir şekilde çıkan canavarın bizimkileri kovalayan askerleri yemesiyle son bulması ise hayal kırıklığıma eklenen son parçaydı. Önümüzdeki anime orijinal bölümler ne getirir bilinmez ama Yakusoku no Neverland 2 çoğu kişi için olduğu gibi benim için de çok büyük bir hayal kırıklığı olarak ilerliyor.

İzleme Linki

Dr. STONE: STONE WARS

Image

Stüdyo: TMS Entertainment

Türler: Aksiyon, Bilim Kurgu, Komedi, Macera

Bölüm Sayısı: 3/11

Kaynak: Manga

Özet: Senku, taş dünyada bir akıllı telefon için planlar hazırlarken Tsukasa ve imparatorluğu yaklaşan savaşa hazırlanır. İnsanlık mücadelesinde galip kim olacaktır?

 Dr. Stone animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Dr. Stone: STONE WARS adına söyleyebileceğim pek fazla bir şey yok. Çünkü, bildiğimiz Dr. Stone kaldığı yerden devam ediyor. En son Senku ve arkadaşları Tsukasa'nın krallığında yaşayan Taichi ve Yuzuhira'ya telefon göndermeye niyetlenmişlerdi ve ilk sezon orada bitmişti. Bu sezon ise ilk bölümün ilk yarısındaki özet niteliğindeki kısımlar haricinde araya hiçbir şey koymadan senaryoyu devam ettiriyor. Ancak, ben yine de bu sezonu şimdiden ilkinden daha fazla beğendim. Çünkü kar var. Arka plan çizimleri zaten kabul edilebilir seviyede olan bir animeye kar manzarası eklenince benim o animeden aldığım zevk otomatik olarak artıyor ve Dr. Stone: STONE WARS buna bir istisna değil. Tahminimce bu sezon Senku ve Tsukasa arasındaki savaşın sonlandığı yerde bitecek, umarım bitene kadar kar manzaraları ile dolu bir sezon izleriz.

Image

İzleme Linki

Re:Zero kara Hajimeru Isekai Seikatsu 2nd Season PART 2

Image

Stüdyo: White Fox

Türler: Aksiyon, Dram, Fantezi, Gerilim, Macera, Psikolojik

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Re:Zero kara Hajimeru Isekai Seikatsu animesinin ikinci sezonun ikinci yarısıdır.

İlk Bakış: Re:Zero S2P2'nin hikayesi hakkında konuşmak istemiyorum, çünkü bu sezon aslında tek parça olarak tasarlandığı için ne söylesem spoiler olur. Onun yerine görsellik ve seslerden bahsedeceğim.

 2020 için hazırladığım en sevdiklerim listesinde şöyle bir şey söylemiştim:

Şimdi tek yapmaları gereken Part 2'de ilk sezondan bile daha iyi bir görsel iş ortaya koymaları, zaten senaryo kısmı eğer ağır batırmazlarsa kaynak materyali sayesinde oldukça iyi olacağı için bir de iyi bir görsellik sunarlarsa tadından yenmez.

Maalesef ki yaklaşık beş sene önce çıkmış olan ilk sezondan daha iyi iş çıkaramamışlar. Ancak, bunun için White Fox'a kızamıyorum. Bu sezonu pandemi yüzünden çok zor şartlar altında yapmak zorunda kaldılar ve bu zor şartlara rağmen yine de kabul edilebilir bir iş koymayı başarmışlar. Seslendirme sanatçılarının ve ses yönetmeninin de her zamanki gibi döktürmesi sayesinde zaten güzel olan sahneler seviye atlamış. Tam ikinci sezon üzerinde çalışırken pandeminin patlak vermesi White Fox için çok şanssız olsa da günün sonunda elimizde tatmin edici bir iş var. Özellikle bölümlerin her birisinin otuz dakika olması ve opening & ending kullanılmaması çok güzel bir tercih olmuş. Bu sayede senaryo daha hızlı ilerleyebiliyor ve görsellikten gelen eksilerin bir kısmı kapatılabiliyor.

 Son olarak şu eklemeyi yapıp bir sonraki başlığa geçmek istiyorum: Eğer Re:Zero'nun ikinci sezonunu tüm bölümleri çıktıktan sonra izlemek gibi bir planınız var ise ve ilk sezonu aşırı net bir şekilde hatırlamıyorsanız kesinlikle ilk sezonu tekrar izleyip öyle ikinci sezona geçmenizi öneriyorum. Çünkü, White Fox iki sezonu çıkarmalarının arasında dört senelik bir süre olmasına rağmen ikinci sezona ilk sezonu hatırlatacak yeteri kadar sahne koymamış. İkinci sezon sanki son bölümün çıkmasının üstünden sadece bir hafta geçmiş gibi ilk sezonun tam olarak bıraktığı yerden devam ediyor. Eğer ilk sezonu net olarak hatırlamıyorsanız, bazı önemli noktalara anlam veremeyebilir ve kopukluk hissiyatı yaşayabilirsiniz.

İzleme Linki

Tenchi Souzou Design-bu

Image

Stüdyo: Asahi Production

Türler: Fantezi, Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı. Ayrıca gezegeni doldurmak için çok çeşitli hayvanlar yarattı. Ancak, kriterleri dahilinde yeni fikirler düşünmenin çok yorucu olduğunu hissetti. Tanrı, bu sorunu çözmek için kendisi yerine bu işi yapacak bir organizasyon (Cennetin Tasarım Ekibi) atadı!

İlk Bakış: Tenchi Souzou, ilk dört bölümü itibari ile benim için bu sezonun en hoş sürprizlerinden birisi oldu. Genel olarak tasarım ekibinin Tanrı'dan hayvan tasarlama emri alması ve pegasus, ejderha, unicorn gibi aşırı uçuk kaçık tasarımlar ile başlayan olayın aşama aşama tasarımın bir parçasının değişmesi ile bildiğimiz bir hayvana dönüşmesi olayı çok hoşuma gitti. Ayrıca bunu yaparken eğitici bir yanının olması da oldukça hoştu. Hayvanların tasarımları her zaman gerçekte böyle bir şey olsa nasıl olurdu yolundan ilerlediği için, ata boynuz taktığımızda vücudunun bunu neden kaldıramayacağı ve atın öleceği gibi teknik detaylara girmesi ile bu tarz şeyleri merak edenleri de çekebilecek bir şov olmuş. Bunların yanı sıra renk paleti de oldukça hoşuma gitti. Renk paletini saymazsak Tenchi Souzou'nun aşırı sıradan bir sanat tasarımı olduğu için, canlı renklerin kullanılması animeyi sıkıcılaşmaktan kurtarmış. Eğer çerezlik olarak izleyebileceğin hem güldüren hem de öğreten bir şov arıyorsanız Tenchi Souzou'yu kesinlikle izlemelisiniz.

İzleme Linki

Horimiya

Image

Stüdyo: CloverWorks

Türler: Komedi, Romantizm, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/13

Kaynak: Manga

Özet: Gizli bir yaşam, ortak olan tek yönleridir. Okulda sosyal ve popüler bir kız olan Hori, aslında evin tüm işleri ile ilgilenen ev kuşu bir gençtir. Miyamura ise okulda kasvetli bir kişilik iken okul dışında gençler için aykırı sayılabilecek özelliklere sahip kibar birisidir. Bir gün şans eseri birbirlerinin sakladıkları yönlerini öğrenen bu iki gencin arasındaki ilişki nasıl şekillenecektir?

İlk Bakış: Horimiya bundan 5 sene önce çıkmış olsa benim oldukça severek izleyeceğim bir anime olurdu ama ben artık bu tarz rom-comlardan kusma derecesine gelecek kadar bıktım. Her şey sıradan ilerlerken araya sıkıştırılan gereksiz yere dramatikleştirilmiş olaylardan gına geldi. Zaten geçen sene çıkan Tonikaku Kawaii ve Kaguya-sama 2'yi beğenmemin en önemli sebeplerinden birisi de buydu. Tonikaku Kawaii gereksiz dramatikleştirmelere hiç bulaşmadan ilerleyip bitiyordu; Kaguya-sama 2'de ise dramatikleştirilen anlar olsa da hem bunun yeri ve zamanı çok iyi ayarlanıyor hem de bu olaylar karakterlerin hayatlarındaki en büyük noktalardan birisi olduğu için gereksiz hissettirmiyordu. Horimiya'nın devamında aynı gereksiz dramatikleştirilen sahneler olacak mı bilmiyorum ama zaten sıkışık olan bir sezonda risk almaya hiç niyetim olmadığı için Horimiya'yı üçüncü bölümden sonra saldım. Belki Wonder Egg Priority bu sezon çıkmasaydı güzel görselliği hatırına biraz daha dayanabilirdim; ama WEP'i gördükten sonra Horimiya'ya bir daha dönüp bakasım gelmedi. İkinci sezonu çıkmadığı sürece de bıraktığım yerden izlemeye devam etmeye pek niyetim yok.

 Eğer siz benim aksime gereksiz dramatikleştirilen sahnelere katlanabilen birisiyseniz benim dediklerime kafa takmadan hiç çekinmeden izleyebilirsiniz. Çünkü, animenin temeli sağlam. Sevilebilir karakterleri, güzel görselliği ve saçmalamayan diyalogları ile zamanınız varsa göz atmanıza değecek bir yapım. Ben sadece bu tarz Yaşamdan Kesitler animelerini 2017-2019 yılları arasında kusma derecesine gelecek kadar deneyim ettiğim için biraz ara vermek istiyordum ve Horimiya da tam bu döneme denk geldi.

İzleme Linki

Mushoku Tensei: Isekai Ittara Honki Dasu PART 1

Image

Stüdyo: Studio Bind

Türler: Dram, Fantezi, Macera

Bölüm Sayısı: 4/11 (Part 2'nin geleceği duyuruldu)

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Bir yabancıyı trafik kazasından kurtarırken ölen 34 yaşındaki işsiz, yeni doğmuş bir bebek olan Rudeus Greyrat olarak büyülü bir dünyada yeniden canlanır. Önceki hayatından kalan bilgi, deneyim ve pişmanlıklarıyla Rudeus, tatmin edici bir yaşam sürmeye ve geçmiş hatalarını tekrarlamamaya yemin eder. Şimdi muazzam bir büyü gücünün yanı sıra bir yetişkinin zihnine de sahip olan Rudeus, yeni ebeveynleri tarafından bir dahi olarak görülmektedir. Kısa süre sonra, kendisini kılıç ustası babası ve Roxy Migurdia adında bir büyücü gibi güçlü savaşçıların yanında yeteneklerini geliştirmek için çalışırken bulur. Ancak, Rudeus hala bir yetişkinin zihnine sahiptir ve masum dış görünüşünün de getirdiği avantajı kullanarak bir yandan büyü gücünü geliştirirken ufak yaramazlıklar yapmaktan kendisini geri tutmayacaktır.

İlk Bakış: White Fox ve Egg Firm ortaklığında kurulan Studio Bind'in ilk animesi Mushoku Tensei ilk duyurulduğunda gözüme çarpan bir isim değildi. Ancak, fragmanları düşmeye başladıktan sonra 2021 Kış Sezonu'nda en çok beklediğim şovlardan birisi haline geldi. Mushoku Tensei için yayınlanan fragmanlar hem çizimlerin hem de animasyonların kalitesi ile o kadar göz alıcıydı ki daha yeni kurulmuş bir stüdyonun ilk işlerinde böyle harika bir şey ortaya koyabileceğini aklım almıyordu. Bir de üstüne en sevdiğim tür ikilisi olan Fantezi-Macera türünde bir iş olacak olması heyecanımı daha da arttırdı. Animenin çıkış tarihi yaklaşırken fragmanları tekrar tekrar izliyordum ve aklıma o anda gerçek olmasını asla istemeyeceğim bir şey geldi, bu kadar harika görsel kaliteye sahip bir animeyi yepyeni bir stüdyonun yapabilmesinin tek yolu çıkaracakları sezonu ikiye bölmeleriydi. Sezonu ikiye bölmek animatörlerin yükünü hafifletecek olsa da izleyicileri en az üç aylık bir boşluğa sokmak şovun tüm hype'ını öldürürdü; ve sonra kötü haber geldi. Mushoku Tensei iki parça olacak ve ilk parçası 11 bölümden oluşacaktı. Ben bu animeyi fantastik bir dünyadaki macerası için izleyecek olduğumdan kesin benim istediğim kısımlar ikinci parçada olacaktır diye düşünüp animeye karşı olan tüm heyecanımı kaybettim. Ardından anime çıktı, görseller tıpkı fragmandaki gibi mükemmele yakındı. Bir de üstüne Studio Bind'ın orta çağ elementlerine gösterdikleri özen de eklenince ilk bölümlerde harika bir iş ortaya çıkmıştı. Her ne kadar ilk üç bölüm tamamen karakter tanıtımları ve ana karakterimizin eski hayatındaki travmalarından kurtulması ile geçse ve bir tık "meh" olsa da üçüncü bölümde hiç beklemediğim bir şekilde ana karakterimizin yeni hayatındaki babası olan Paul'un karakterine bu kadar derinlemesine bakmamız güzel bir sürpriz oldu ve ilk parçaya dair umutlarımı arttırdı. Eğer ilerleyen bölümlerde de bu tarz karakter işlenişleri olursa, maceraya hemen atılmasak bile, ben ilk parçadan mutlu ayrılacağım gibi duruyor. Oradan sonra da tek yapmaları gereken büyük ihtimalle asıl maceranın olacağı ikinci parçada da aynı görsel kaliteyi korumaları.

İzleme Linki

5-Toubun no Hanayome ∬

Image

Stüdyo: Bibury

Türler: Dram, Komedi, Romantizm

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: 5-Toubun no Hanayome animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Gerek kötü karakter işlenişleri, gerek berbat komedileri, gerekse de aptal erkek ana karakterleri olsun, harem en az beğendiğim türlerin başını çekiyor. 5-Toubun no Hanayome'ye bunlardan tamamen arınmış bir anime demek yanlış olacak olsa da yine de diğer harem animelerine karşı bu tarz sinir bozucu özellikleri çok az. İlk sezonu, diğer bazı bazı animelerde olduğu gibi 5 bölüm gereksiz komedi 1 bölüm karakter işlenişi şeklinde gitmek yerine karakter işlenişleri ve etkileşimlerini ön planda tutarak benim gözümde diğer türdaşlarının arasından sıyrılmayı başarmıştı. İkinci sezonu duyurulduktan sonra stüdyonun değişecek olması birazcık endişe yaratmış olsa da aşırı kötü derecede batırmadıkları sürece karakterler bir şekilde animeyi götürür diye düşünmüştüm ve düşündüğüm de oldu. Bibury her ne kadar iyi bir stüdyo olmasa da aldıkları işi ilk dört bölüm itibari ile batırmamışlar. Bu hala aynı 5-Toubun no Hanayome. Yer yer kendi türünün klişelerini kullansa da karakterler her zaman bir numaralı öncelik. Fuutaro ve beşizler arasındaki ilişkiler ve beşizlerin kendi arasındaki aile problemleri iyi işlenmeye devam ettiği sürece oldukça tatlı bir sezon olacakmış gibi gözüküyor.

İzleme Linki

BEASTARS 2

Image

Stüdyo: Orange

Türler: Dram, Psikolojik, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: BEASTARS animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Beastars'ın ikinci sezonunun çıkmasına hem üzülüyor hem seviniyorum. Sevinmemin nedeni zaten ilk sezonunu sevdiğim bir animenin devamının da aynı kaliteyi koruyarak çıkmış olması. Üzülmemin nedeni ise Houseki no Kuni'nin ikinci sezonunu Beastars'ın ikinci sezonundan daha çok bekliyor olmam. İki anime de aynı stüdyo tarafından 2D ve 3D karıştırılarak yapılsa da Houseki no Kuni'deki karakter modelleri daha sade olduğu için 3D animasyonlara daha çok önem verilebilirmişti ve göz alıcı duruyorlardı. Bu yüzden de zaten kaliteli 3DCG işinin az olduğu bir ortamda Houseki no Kuni 2'yi Beastars 2'ye tercih ederdim. En azından BEASTARS 2 ilk sezonundaki kaliteyi koruyarak devam ediyor. Eiji Inomoto 3DCG konusunda harika bir iş çıkarıyor, Legoshi'nin karakteri her saniye gelişmeye devam ediyor, seslendirme sanatçıları muhteşem bir iş çıkarıyor ve Louis alfalığını ortaya koymaya devam ediyor. Umarım bu sezondan sonra Orange, Netflix parasına doyar ve bize BEASTARS 3'ten önce Houseki no Kuni 2'yi verir.

İzleme Linki

Yuru Camp△ SEASON 2

Image

Stüdyo: C-Station

Türler: Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/13

Kaynak: Manga

Özet: Yuru Camp animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Son bir sene içerisinde iyashikei türü ile çok fazla içli dışlı olduktan sonra Yuru Camp'ın ikinci sezonunu ilkinden daha çok seveceğimi düşünmüştüm ve bir noktaya kadar öyle de oldu. Hem iyashikei türünü harika işlemesi hem de renkleri bu sefer kış atmosferine daha çok uyacak şekilde seçmeleri benim için ikinci sezonu kısa bir süre içerisinde ilkinden çok daha iyi yaptı. Ancak, Yuru Camp'ın benim hiç hoşuma gitmeyen öyle bir sorunu var ki bu sezonu daha ikinci bölümünde bırakmama sebep oldu: Karakterler ve arka plan çizimlerinin sanki farklı animelerdenmiş gibi hissettirmesi. Bu olay ilk sezonda da vardı ve ikinci sezonu geçerken bunu düzelteceklerini ummuştum ama düzeltmemişler. Iyashikei her ne kadar favori alt türlerimden olsa da zaten karakterlerini pek sevmediğim bir animede bir de bu tarz bir sorun olunca hiç devam edesim gelmedi. Fakat eğer siz bu sorunu dert etmiyorsanız ve ilk sezonu sevdiyseniz, büyük ihtimalle ikinci sezonu daha da çok seveceksiniz. İyi eğlenceler.

İzleme Linki

Non Non Biyori: Nonstop

Image

Stüdyo: SILVER LINK.

Türler: Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: Non Non Biyori animesinin üçüncü sezonudur.

İlk Bakış: Non Non Biyori: Nonstop daha ilk çeyreğinde benim favori NNB sezonum olmayı başardı. NNB'nin ilk sezonu komediye çok odaklanıp iyashikei'i işin içine pek dahil etmiyordu; ikinci sezon olan Repeat ise her ne kadar bu dengeyi daha iyi kurmuş olsa da hala daha eksik hissettiriyordu. Nonstop ise kendisinden önceki iki sezondan çok daha iyi bir komedi-iyashikei dengesi elde etmiş. Serinin yönetmeni Shinya Kawatsura, ikinci ve üçüncü sezon arasındaki altı yıllık süreçte kendisini oldukça geliştirmiş olacak ki iyashikei sahnelerinde her zamankinden daha iyi bir yönetmenlik ortaya koyarak iyashikei ve komediyi çok güzel bir şekilde dengelemeyi başarmış. Bir de üstüne yeni eklenen bir iki karakter ve zaten var olan karakterlerimizden birisinin hiç görmediğimiz bir yanını öğrenmemiz de eklenince, mevsimin ilk ayını geride bıraktığımız bu günlerde Non Non Biyori: Nonstop, 2021 Kış Sezonu'nun en sevdiğim işlerinden birisi oldu. Renk paleti hala bana biraz yavan gelse de Yuru Camp 2'yi yarıda bıraktığım bir dönemde iyashikei açlığımı gidermek için hala yeterli bir şov. Son olarak, eğer ilk iki sezonu izleyip de üçüncü sezona hala geçmediyseniz ve görsel kalite anlamında bir gelişme bekliyorsanız beklemeyin. Animasyon kalitesi hala aynı. Eğer ilk iki sezonu 720p olarak izlediyseniz, deneyim edeceğiniz tek görsel gelişme 1080p'ye geçmek olacak.

İzleme Linki

Tensei Shitara Slime Datta Ken 2nd Season PART 1

Image

Stüdyo: 8-bit

Türler: Fantezi, Komedi, Macera

Bölüm Sayısı: 3/12 (Part 2'nin yaz sezonunda geleceği onaylandı)

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Jura Fırtına İttifakı artık daha da büyümeye devam ederken, artık Eurazania'nın hayvan krallığıyla tanışacak ve Kral Gazel ile yeniden buluşacaklardır. Bu sırada canavarlar ve insanlar arasındaki gerilim artarken Rimuru şu ana kadar karşılaştığı en güçlü düşman ile yüzleşecektir.

 Tensei Shitara Slime Datta Ken animesinin ikinci sezonudur.

İlk Bakış: Tensei Shitara Slime Datta Ken ya da kısa adı ile TenSura, türün popülerliğinden yararlanma amacı güderek düşük uğraşla yüksek kazanç elde etmeye çalışanlar ve yaptıkları işi gerçekten önemseyip yüksek kazanç elde etmeye çalışanlar olarak ikiye ayrılan isekai animeleri içerisinde daha az yapıma sahip olan ikinci gruba ait olması ile önemli bir isim. Hikaye ve karakterleri öyle ahım şahım yazılmamış olsa da ortalamanın üstünde prodüksiyon kalitesine sahip bir iş ve sahip olduğu sıfırdan ülke kurma ve yönetme teması ile de ayrı bir yere sahip. Bu yüzden de ikinci sezonunun çıkacağını duyduğumda ilk sezonu belli başlı karakterler ve animasyonlar haricinde pek beğenmemiş olmama rağmen prodüksiyon kalitesi düşmezse ve ülke yönetme teması üstüne daha çok giderlerse ikinci sezonun yüksek kalite bir iş olabileceğini düşünmüştüm; ve ilk üç bölümden sonra ne kadar saf olduğumu anladım.

 Bu yine aynı TenSura. Sık sık fanservice'in dibine vuran, vurmadığı sahnelerde ise ortalamanın altında diyalog kalitesine sahip olan bir anime. Bir örnek vermek gerekirse; ikinci bölümdeki bir sahnede canımızın içi olan ülkemize ait bir grup işçi mahvolmuş bir yolu tamir etmeye çalışıyor ama o da ne! Malzeme yeterli değil. Bunu gören işçilerden birisi oradan sorumlu şefe gidip bu durumu bildiriyor. Şef de ne kadar malzeme gerektiğini sormadan, "tamam, gerekli malzemeyi sipariş veririm" diyor. Şimdi diyebilirsiniz ki şef sonradan ne kadar malzeme gerektiğine bakıp bu siparişi verebilir, bunu bize göstermelerine gerek yok. Hayır güzel kardeşim, gerek var. Eğer ülke yönetimi üzerine bir hikaye yazıyorsan, bu konsepte en ince ayrıntısına kadar odaklanman lazım. Yoksa bu konsepte sahip olmanın bir amacı kalmaz. Eğer uzun bölümler boyunca hiç aksiyona odaklanmadan sadece diplomasi ve ülke yönetimi üzerine giden bir hikayen varsa bu tarz detayları en ince ayrıntısına kadar seve seve işleyeceksin. Ben bu olayın ilerleyen bölümlerde de aynı şekilde ilerleyeceğini düşünüyorum. O yüzden bu animeyi tıpkı yaklaşık son 10 bölümde olduğu gibi sadece Shion üzerinden yapılan fanservice için izlemeye devam edeceğim. Zaten Shion da olmasa ilk sezondan sonra bırakırdım bu seriyi; takım elbiselere olan zaafım beni ileri doğru itmeye devam ediyor.

İzleme Linki

Tatoeba Last Dungeon Mae no Mura no Shounen ga Joban no Machi de Kurasu Youna Monogatari

Image

Stüdyo: LIDENFILMS

Türler: Fantezi, Komedi, Macera

Bölüm Sayısı: 5/12

Kaynak: Hafif Roman

Özet: Lloyd, son zindanın yanındaki Kunlun Köyü'nde doğup büyümüş bir gençtir. Her ne kadar kendisi farkında olmasa da dünyanın geri kalanında yaşayan insanlara kıyas ile çok güçlüdür. Kendisini zayıf birisi olarak gören Lloyd, güçlenmek için asker olmaya karar verir ve başkente doğru yola çıkar. O her ne kadar farkında olmasa da asker olma macerası sırasında eğlenceli olaylar onu beklemektedir.

İlk Bakış: Tatoeba bir fantezi, güç fantezisi ve komedi animesi. Ana karakterimiz aşırı güçlü olmasına rağmen bunun farkında değil ve komedi genelde bunun üzerinden dönüyor. Ben komedisine fazla bayılmasam da yine de ilk dört bölüm boyunca oldukça eğlenerek izledim. Arada ufak tefek bayık şakalar olsa da esprilerin geneli benim mizah anlayışıma uyan şekildeydi. Özellikle komedi ağırlıklı ilerlerken araya ciddi olayların girmesi ve bu olayların da yine komedi ile çözülmesi olayını güzel işlemişler. Ancak, şöyle bir sorun var; o ciddi olaya gelmeden önce yine ciddi diyaloglar ile bu olayın altyapısı hazırlanıyor ve bu kısımlardaki diyaloglar çok kötü. İlerleyen bölümlerde o altyapı kısımlarını azaltırlar ya da en azından diyalogların kalitesini arttırırlarsa harika olur; ama Tatoeba bu haliyle bile oldukça eğlenceli bir komedi animesi. Eğer haftada bir gün 20 dakikanızı ayırarak fazla kafa yormadan eğlenceli bir şeyler izlemek istiyorsanız Tatoeba'ya göz atmanızı öneririm.

İzleme Linki

2.43: Seiin Koukou Danshi Volley-bu

Image

Stüdyo: David Production

Türler: Dram, Spor, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Roman

Özet: Ortaokul öğrencisi Kimichika Haijima, Tokyo'daki ortaokulunun voleybol kulübünde sorun çıkardıktan sonra memleketi Fukui'ye geri döner. Fukui'de olağanüstü fiziksel yeteneklere sahip olsa da baskı altında kalmaya gelemeyen çocukluk arkadaşı Yuni Kuroba ile yeniden bir araya gelir. Haijima, voleybola olan büyük tutkusu ve yeteneğiyle, Kuroba ile yıldız bir ikili oluşturur. Ancak, yaz turnuvasında yaşanan birkaç olay sonucu ortaokuldaki son senelerinde araları açılır ve uzun bir süre küs kalırlar. İkisinin Seiin Lisesi'ne kayıt olmaları sayesinde bu voleybol ikilisinin aralarını düzeltmek için bir şansı olur.

İlk Bakış: Bir spor animesi izlerken ilk önceliğim her zaman, spor odaklı sahnelerin iyi kurgulanmış ve yönetilmiş olmasıdır. Karakterler ve senaryo benim için spor sahnelerinden sonra gelir. Mesela Haikyuu'nun karakterlerinden pek hoşlanmasam da voleybol maçlarının kaliteli olması sayesinde ilk sezondan sonra seriyi bırakmak yerine tüm sezonlarını izlemiş ve ikinci sezondaki voleybol sahnelerine bayılmıştım. 2.43'ten de beklentim karakterler ve senaryo iyi olmasa bile spor sahnelerinin iyi olmasıydı. Sonuçta anime David Production tarafından yapılıyordu ve eğer işleri çalışma takviminde berbat etmedilerse animasyon açısından iyi bir iş göreceğimizi ummuştum. Nitekim öyle de oldu; karakter animasyonları gayet güzeldi ve voleybol sahnelerindeki yönetmenlik Haikyuu seviyesinde olmasa da idare ederdi. Ancak, voleybol topundaki animasyonlar o kadar kötüydü ki zaten karakterlerine ilk üç bölümde gıcık olduğum bu animeyi anında bırakmama sebep oldu. Artık daha önce bir spor animesinde çalışmış bir animatör bulamadılar mı ne oldu bilmiyorum ama bu animedeki top çok yapmacık hissettiriyor ve tüm voleybol sahnelerini berbat ediyor. O yüzden eğer Haikyuu: To The Top'un yarattığı hayal kırıklığından kurtulmak için izleyecek bir voleybol animesi arayışında 2.43'e denk geldiyseniz bunu izlemek yerine Haikyuu'nun ilk üç sezonunu bir daha izlemenizi tavsiye ederim.

İzleme Linki

EX-ARM

Image

Stüdyo: Visual Flight

Türler: Aksiyon, Bilim Kurgu, Ecchi

Bölüm Sayısı: 4/12

Kaynak: Manga

Özet: 2014 yılında makinelerden nefret eden bir lise öğrencisi olan Akira Natsume, kendini geliştirmek ister ve bunu yapmak için ilk adımı atar... Ama hemen ardından bir kamyon tarafından ezilir. Aradan 16 sene geçer, Minami Uezono adlı bir polis memuru ve ortağı android Alma, "EX-ARM" adlı bilinmeyen bir silah için Tokyo Limanı'nda devam eden ticaret anlaşmasının yapıldığı alana sızar. Daha sonra "EX-ARM" No. 08 ile silahlanmış bir düşman tarafından saldırıya uğrarlar. Bu ölüm kalım meselesi içine düşmandan çaldıkları “EX-ARM” No. 00'u aktive etmeye karar verirler ve...

İlk Bakış: Çöp. Fragmanını izlemeniz yeterli. Ben fragmanı ilk izlediğimde herhalde şaka yapıyorlar, bu kadar kötü bir şeyi yapmış olmalarına imkan yok demiştim; ama yapmışlar. Animenin şu anda MyAnimeList puanı 2.25, veri tabanındaki tüm animeler içerisinde en düşük dördüncü puana sahipken TV animeleri içerisinde ise en düşük puana sahip. Fragmanı izledikten sonra animenin kendisini izlemek için tek bir sebep var o da ne kadar kötü olduğuna bakıp gülmek. Şahsen anime o kadar kötü ki ben çok eğleniyorum. Özellikle dövüş sahneleri tam bir cümbüş. Eğer sırf gülmek için bile olsa zamanınıza değer mi yoksa değmez mi diye kararsız kalırsanız ilk bölümü izlemenizi öneririm. Eğer oradaki dövüş sahnesini kahkaha atarak izlerseniz ikinci bölüme doğru devam edin, eğer komik bulmazsanız da orada bırakın.

İzleme Linki

Praeter no Kizu

Image

Stüdyo: GoHands

Türler: Aksiyon, Bilim Kurgu, Fantezi

Bölüm Sayısı: 4/13

Kaynak: Orijinal

Özet: Tokyo'nun Akatsuki Özel Koğuşundaki bir isyanın ardından hükümet çöker ve vatandaşlar kendi başlarına kalmaya terk edilir. Her birinin kendine özgü güçlere sahip olduğu İlahi Dövmeler ile Scard olarak bilinen ajanlar yükselip barışın koruyucusu haline gelir. Ancak, üç rakip kuruluşa sadık olarak, kendi adalet tanımlarına hizmet etmek için suçlulardan daha fazlasıyla yüzleşmek zorunda kalacaklardır.

İlk Bakış: Çöp. Fragmanı izlemeniz yeterli. Tıpkı Ex-Arm gibi bu da fragmanından ne olduğu belli bir animeydi ama belki o kadar kötü olur ki en azından kötülüğüne gülerek eğlenirim diye izleyeyim dedim. Fakat işler öyle olmadı. Çünkü, Ex-Arm'ın aksine Praeter no Kizu ne yaptığı hakkında az biraz fikri olan insanlar tarafından yapılmış. Tek sıkıntısı sanat yönetmenine ve senariste para ödememiş olmaları. Praeter no Kizu'da çevredeki hemen hemen her nesne 3DCG ile yapılmış ve modeller her ne kadar kötü olmasa da herhalde sanat yönetmenine para ödememiş olacaklar ki her şey bir üniversite öğrencisinin mezuniyet projesinden fırlamış gibi duruyor. Modellerde sıkıntı yok ama ortada estetikten eser de yok. Senaryo ve karakterler ise aynısından defalarca gördüğümüz klişe bir tarzda yazılmış ve diyaloglar da bu klişelere benzin döker derecesinde kötü. GoHands şu anda bir yandan Tokyo Babylon'un animesini yapıyor, umarım onda da böyle batırmazlar.

İzleme Linki

Back Arrow

Image

Stüdyo: Studio VOLN

Türler: Aksiyon, Bilim Kurgu, Fantezi, Macera, Mecha

Bölüm Sayısı: 4/24

Kaynak: Orijinal

Özet: Lingalind, Duvar ile çevrilidir. Duvar, toprağı kaplar, korur, işler ve besler. Duvar Tanrı'dır. Bir gün dağın eteklerinde bir köy olan Edger'da Back Arrow adında gizemli bir adam belirir. Arrow, hafızasını kaybettiğini ve tek bildiği şeyin Duvar'ın dışından gelmiş olduğunu iddia etmektedir. Arrow, anılarını geri kazanmak için Duvar'ın ötesine geçmeye çalışır ama bu sırada art arda gelen olaylar silsilesine kapılır.

İlk Bakış: Code Geass'ın yönetmeni ve Tengen Toppa Gurren Lagann'ın yazarının ortak işi olan Back Arrow, ilk dört bölümü ile benim beklentilerimi karşılayamadı. TTGL'nin yazarı genelde başlarda yavaş ama sonradan açılan işler yazıyor olsa da ilk dört bölümdeki senaryo o kadar klişeydi ki daha animenin ilk çeyreğine kadar dayanamadan bile insanı hikayeden koparacak cinstendi. Bir de üstüne Studio VOLN'un bayık karakter tasarımları ve renk paleti de eklenince TTGL'de yaşadığım "İlk yedi bölümde dayanayım ve devamında güzelleşmesini umayım" motivasyonunu yaşayamadım. Şu an sadece ilerleyen bölümlerde senaryonun açılıp ilginçleşmesini umarak izlemeye devam ediyorum; ama eğer sevgili yazarımız "aslında dünya uzaylılar tarafından ele geçirilmiş ve insanların kralı ırkını korumak için duvarın içinde güvenli bir yaşam oluşturmuş" tarzında TTGL ve Shingeki no Kyojin karışımı bir senaryo ile karşımıza çıkarsa işte o zaman kafayı yerim.

İzleme Linki

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları