Stay Night uyarlamalarının ilk halkası.

 Sahne Fuyuki, Japonya. İki gizemli figür büyük bir yangının ortasında savaşıyorlar ve birbirlerinin üstüne doğru atıldıktan sonra büyük bir patlama tüm şehri kaplıyor. Biz daha o gizemli figürlere ne olduğunu öğrenemeden anime bizi 10 yıl sonrasına götürüyor ve karizması sesinden okunan bir adam bize Kutsal Kase Savaşı'nın ne olduğunu anlatmaya başlıyor: 

"Zamanı geldi. Yedi büyücü katılacak. Bu Efendiler yedi ayrı sınıftan oluşan (Saber, Archer, Lancer, Rider, Caster, Assassin, Berserker) Hizmetkârların gücünü kullanarak eşi benzeri olmayan Kutsal Kâse için savaşacaklar. Bu, Kutsal Kâse Savaşı."

Ve işte ilk Fate animesi böyle başlıyor, oldukça umut verici bir açılış sahnesi; her ne kadar animenin devamı bu sahneden doğan umudu benim için karşılayamasa da.

Image

SENARYO

 Ailesini gizemli bir yangında kaybetmiş olan ve bir büyücü tarafından evlat edinilen Emiya Shirou, lise ikinci sınıfa giden 17 yaşında bir gençtir. Günlerini etrafındaki insanlara yardım etmek ve yapabildiği tek büyü olan Güçlendirme büyüsü üzerinde çalışmak ile geçiren Shirou, yine arkadaşlarından birisine yardım etme amacı ile onun okuldaki temizlik görevini üstlendiği bir akşam hizmetkâr adı verilen iki süper insan arasındaki bir dövüşe tanık olur. Bu hizmetkârlardan birisi onu fark ettikten sonra kaçmaya çalışan Shirou, bunu başaramaz ve ölümcül bir yara alır. Diğer hizmetkârın efendisi tarafından kurtarılan Shirou, çaresiz bir şekilde evine kaçar. Ancak, onu öldürmeye çalışan Hizmetkâr, Shirou'yu evine kadar takip etmiştir ve başladığı işi bitirmeye niyetlidir. Etraftan bulup büyüsü ile güçlendirdiği eşyaları kullanarak bu hizmetkârın elinden zar zor kurtulmayı başaran Shirou, can havliyle kendisini evinin arkasındaki depoya atar. Böyle bir yerde ölmek istemeyen Shirou, son anda bilinçsiz bir şekilde Saber sınıfı hizmetkârı çağırır ve hizmetkârının onu koruması sayesinde hayatı kurtulur. 

 Saber, Shirou'nun peşindeki hizmetkârı uzaklaştırdıktan sonra evin etrafında başka bir hizmetkârın varlığını hisseder ve Shirou'yu arkasında bırakıp onun peşinden gider. Saber, bu hizmetkârı (Archer'ı) ciddi bir şekilde yaraladıktan sonra Shirou yetişir ve Archer'ın efendisinin okuldan tanıdığı bir öğrenci olan Tohsaka Rin olduğunu öğrenir. Neler döndüğünü anlamayan Shirou'ya, Rin nasıl bir olayın içinde olduğunu açıklar ve daha detaylı bir açıklama için onu Kutsal Kâse Savaşı'nın gözetmeni olan Kirei'nin yanına götürür. Kirei'den, 10 sene önce ailesini kaybettiği yangının sebebinin 4. Kutsal Kâse Savaşı olduğunu öğrenen Shirou, benzer bir felaketin tekrar yaşanmaması için Saber'ın efendisi olarak her dileği yerine getirebilen Kutsal Kâse için savaşmaya karar verir.

Image

 Yedi büyücünün Herkül, Cu Chulainn gibi kahraman ruhlarını çağırıp birbirlerini öldürmeye çalışması konsepti her ne kadar kulağa oldukça havalı gelse de bunun F/SN (2006)'daki işlenişi gerçekten kötü. Öncelikle yedi tane efendinin olması olayı bir yalan, toplamda altı tane efendi var ve bunlardan iki tanesi gerçek büyücüler bile değilken, bir tanesi de son bölümlere kadar kendisini göstermiyor. Yani, eğer Caster'ı da sayarsak, elimizde toplamda dört tane aktif büyücü var ve bunlardan birisi sadece bir tane büyü kullanabiliyor. Eğer büyücüler arasındaki büyü savaşları için buradaysanız büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

 Ama en azından elimizde yedi ayrı sınıfa mensup süper insan özelliklerine sahip yedi ayrı hizmetkâr var, değil mi? Evet ama burada da iki tane hizmetkâr hiç beklediğiniz tarzda hizmetkârlar değiller. Archer ve Assassin sınıfındaki hizmetkârlar sınıf isimlerini bir gram bile yansıtmıyor. Archer, çift bıçak ile dövüşüyor ve yayını anime boyunca sadece bir iki kere kullanıyor. Assassin ise bir suikastçıdan çok ikinci bir Saber gibi hissettiriyor. Gerçi Archer'ın durumu hikayedeki bir sürpriz sayesinde (her ne kadar o sürpriz Stay Night hakkında bilgisi olmayanlar için fazla anlaşılır olmasa da) biraz mantıklı bir duruma geldiğinden ona bir eksi demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Ancak, Assassin'in durumu tam bir saçmalık; çünkü animenin ona getirdiği açıklama aşırı baştan savma. Bence gerçek bir suikastçımız yerine ekstradan bir kılıç ustamızın olmasının nedeni sadece orijinal yaratıcının Doğulu ve Batılı kılıç ustaları arasında bir kılıç dövüşü görmek istemesinden geliyor; ama tabii ki bu sadece benim varsayımım.

Image

 Konseptin işlenişini bir kenara bırakıp olay örgüsüne baktığımızda da pek iç açıcı şeyler göremiyoruz. Öncelikle, bu anime senaryo konusunda bariz bir dizayn hatasına sahip. F/SN (2006) 24 bölümden oluşuyor ve ilk 10 bölüm çoğunlukla karakter tanıtımları ve Shirou'nun karakter gelişimine odaklanıyor; 11. bölüm bir geçiş bölümü iken, 12. bölüm de gerçek aksiyonun başladığı nokta. Bunun ile ilgili bir hata olduğunu düşündüğüm nokta: 12-24. bölümlerin, çok fazla senaryo elementini bir arada vermeye çalışması nedeniyle aşırı derecede bir sıkışıklığa sahip olması. Bu bölümlerde Shirou ve Saber ikilisi, Rin ve Archer'ın da yardımlarıyla, beş hizmetkâr ve dört efendiye karşı mücadele ediyor; ve bu hizmetkârlar ile efendiler hakkında gerçek hedefleri veya arka plan hikayeleri gibi önemli detayları görmek için yeterli zamanımız olmadığından Shirou ve Saber'ın anime boyunca karşılaştığı düşmanlar, tek varoluş amaçları Shirou ve Saber tarafından alt edilmek olan kuklalarmış gibi hissettiriyorlar. Bu da doğal olarak senaryonun değersizleşmesine sebep oluyor. Benim bunu bir dizayn hatası olarak görmemdeki en büyük sebep ise şu: Eğer Shirou'nun karakter gelişimi daha kısa tutulsaydı, bu aksiyon dolu bölümler çok kolay bir şekilde daha geniş bir aralığa yayılabilir ve yan karakterlerin işlenişi daha iyi bir hale getirilebilirdi. Evet, Shirou'nun karakter gelişimi belki daha az gerçekçi hissettirirdi ama yine de kötü işlenmiş olmazdı; çünkü, Shirou'nun yaşadığı gelişim öyle uzun uzadıya anlatılmaya ihtiyaç duyan bir gelişim değil.

Image

KARAKTERLER

Emiya Shirou

Image

 Shirou; ciddi, yardımsever, çalışkan ve dürüst bir genç. Hiçbir zaman kendisini düşünmeyip herkesi kendisinin önüne koyan, karşısındaki kim olursa olsun ona yardım etmekten geri durmayan birisi. Etrafındaki kişilerin onun bu iyi niyetini suistimal ettiğinin farkında olsa ve bu yüzden bazı kişiler tarafından aptal olarak çağırıldığını bilse bile bunu umursamayıp elinden geldiği kadar iyilik yapmaya çalışan idealist bir insan. Bunun yanı sıra etrafındaki hiç kimseden yardım istemeyip her şeyi kendi başına halletmeye çalışıyor ve buna hizmetkârlar ile savaşmak da dahil. Her ne kadar bunun asıl nedeni başkalarının kendisi yüzünden zarar görmesini istememesi olsa da anime bunu izleyiciye hiçbir zaman açık bir şekilde söylemediği için Shirou, düşünceli bir karakterden daha çok inatçı birisi olarak gözüküyor ve böyle bir karakteri izlemesi benim hiç eğlenceli değildi. Saber tehlikeli bir şey yapmaya kalkıştığı her seferinde, "Kız başına ne o öyle, sen otur ben savaşırım." dediği için animenin ilk yarısında bana resmen saç baş yoldurmuştu. Zaten sadece bu hareketleri bile beni çileden çıkartmaya yeterken bir de üstüne F/SN (2006)'yı izlemeden önce Fate/Zero'yu bitirmiş olduğum için Saber'ın gerçek kimliğini biliyordum ve bu her şeyi daha da çekilmez bir hale getiriyordu.

 Ancak, Shirou yerinde sayan bir karakter değil. Hem Saber'ın onun ile bu konuda çok fazla tartışması hem de geçen bölümler süresince hizmetkârlar ile alakalı daha iyi bir fikir sahibi olup onlar ile tek başına mücadele edemeyeceğini anlaması ile her şeyi tek başına yapma inadından vazgeçip sırtını Saber'a dayamaya razı geliyor. Lâkin, senaryo kısmında da söylediğim üzere, bunun yaşanması çok uzun sürüyor ve bu da aksiyon kısımlarının sıkışık bir hal almasına yol açıyor. Bence Shirou'nun gelişimi rahatlıkla yedi veya sekizinci bölümde tamamlanabilir, aksiyon kısımları çok daha geniş bir aralığa yayılarak daha iyi işlenebilirdi.

Saber

Image

 Orijinal Saber karakteri popülerliği sayesinde o kadar fazla animede kendine yer buldu ki artık onun gerçek bir kişiliği olduğunu söylemek bile zor. Kendisini bir animede şirin şirin hareketler yapıp liseli bir kızmış gibi davranırken görürken; başka bir animede ise tamamen ciddi, şövalye adabına uygun davranan bir kadın olarak davranırken de görebilirsiniz. Fate rotasının anime uyarlaması olan F/SN (2006)'daki Saber ise en az efendisi kadar inatçı ve ciddi bir karakter; yani en azından animenin ilk yarısında. Tıpkı Shirou gibi o da işleri kendi yolundan halletmenin en iyisi olduğunu düşünüyor ve bu konuda Shirou ile sürekli tartışıyor. Anime ilerledikçe o da tıpkı Shirou gibi kendi fikirlerini en üstte tutmak yerine karşısındaki kişi ile bir orta yol bulmanın daha iyi olduğunu anlayıp gelişiyor ama animedeki belli bir olaydan sonra kişiliği öyle bir değişiyor ki o değişiklikten sonra Saber'ı izlerken resmen kusasım geldi. Ancak, bundan animedeki romantizm kısımları hakkında konuşurken bahsetmem daha doğru olacağından şimdilik es geçiyorum.

Tohsaka Rin

Image

 Rin, tam anlamıyla bir örnek öğrenci. Notları ve davranışları ile okulda aşırı popüler olan ve kimsenin yanına yaklaşmaya cesaret edemediği birisi, ayrıca büyü konusunda da tam bir uzman. Ancak, iş Fate/stay night görsel romanının anime uyarlamalarına geldiğinde oldukça şanssız bir karakter. Çünkü, Rin'in karakter gelişimi üç rotanın tamamına yayılmış durumda. Bu rotalardan birisi bile eksik olsa karakter yarım hissettiriyor. Bu her ne kadar tam olarak bitirebilmek için üç rotanın üçünün de oynanmasının gerektiği görsel roman formatında bir sıkıntı çıkarmasa da anime uyarlamalarında çıkartıyor ve F/SN (2006) bu konuda bir istisna değil. Her ne kadar anime boyunca Rin hakkında birçok detaya değinilse de bunların hepsi yüzeysel kalıyor ve Rin neredeyse hiçbir gelişme gösteremeden animeyi bitirmiş oluyor.


Yardımcı Karakterler

 F/SN (2006) yapısı gereği birçok yardımcı karaktere ev sahipliği yapıyor ama bu animede önem arz eden tek karakterler Shirou ve Saber. Rin'i bir kenara bırakırsak bu iki karakter dışındaki tüm karakterler -her ne kadar kendilerine has kişilikleri bulunsa da- hikaye boş durmasın diye konulmuş kuklalar gibi hissettiriyorlar. Hani sadece Shirou'nun günlük hayattan tanıdığı karakterlerde bu yaşansa neyse diyeceğim ama senaryo kısmında da bahsettiğim üzere olay örgüsünde önemli yer kaplaması gereken diğer efendi ve hizmetkârların da kukla gibi hissettirmesi F/SN (2006)'nın içi boş bir anime olmasına yol açıyor.

Image

GÖRSELLİK

 Neredeyse 15 yıl önce çıkmış olan Fate/stay night maalesef görsel olarak pek de iyi yaşlanmış bir anime değil ve ayrıca iyi bir atmosfere de yok; bu yüzden de onu bugün izlemek herhangi bir görsel tatmin vermiyor. Ancak, 2005-07 aralığından yeteri kadar anime izlemiş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki Fate/stay night'ın görselliği çıktığı yıl için bile iyi bir kaliteye sahip değil, bu şovun görsel kalitesini en fazla ortalama (hadi biraz zorlarsam ortalamanın hafif üstü) olarak adlandırabilirim ve ortalama kalitede bir görsel kalite aksiyona bu kadar fazla odaklanan bir şov söz konusu olduğunda benim için yeterli değil.

Image

 F/SN (2006)'yı geçen haftalarda tekrar izlediğim sırada karakter ve çevre çizimlerindeki detayın gayet iyi olduğunu gördüğümde başta biraz şaşırmıştım, çünkü bu animenin görsel kalitesi aklımda tam bir fiyasko olarak kalmıştı. Ancak, birkaç bölüm ilerledikten sonra asıl sorun yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Bu anime çok boş hissettiriyor. Animeyi izlerken Fuyuki gerçek değil de maket bir şehirmiş hissine kapıldığım çok oldu. Çünkü, arka planda bulunan insan ve nesne sayısı çoğu sahnede aşırı az. Fuyuki'nin gerçek bir şehirmiş gibi hissettirdiği tek sahneler, şehrin büyük bir kısmının uzaktan gösterildiği manzaralar ve öğrenciler ile dolu okul bahçesinde geçen sahnelerdi. Bir de bunun yanı sıra çok ucuz durdukları için keşke hiç eklenmeselermiş dediğim birkaç görsel efekt ve dengesiz animasyon kalitesini de işin içine kattığımızda, Fate/stay night'ın görsel kalitesi çıktığı yıl için bile oldukça ortalama bir görsellik haline geliyor. Görsellikten keyif alabildiğim tek yerler 9, 12 ve 14. bölümlerdeki dövüşler oldu ve sadece üç tane bölüm maalesef benim gözümü boyamak için yeterli değil.

Image

SES

 Şimdi gelelim F/SN (2006)'nın benim için en iyi olduğu konuya, yani müziklere. Bu animenin müzikleri için Studio DEEN, Kenji Kawaii (Higurashi, Barakamon, Mob Psycho) ile anlaşmış ve Kenji Kawaii de hem görsel romandaki bazı müzikleri kendi tarzı ile yeniden yorumlayarak hem de sıfırdan müzikler besteleyerek bu animeyi kötü kategorisine düşmekten son anda kurtarmış. 

 F/SN (2006)'da birden fazla stilde, her duruma uyum sağlayan müzikler bulunuyor ve bunların her birisi harika. Normalde bu tarz birden fazla stilde müziklerin bulunduğu animelerde bazı stildeki müzikler diğerlerine bariz bir üstünlük sağlar; mesela aksiyon sahnelerindeki müziklerin, gerilimli sahnelerdeki müziklerden daha iyi olması gibi. Ancak, F/SN (2006)'daki müziklerin her biri ayrı ayrı harika. 

 F/SN (2006)'da konu müzik olduğunda üç ana stil bulunmakta. Bunlar; aksiyon, mistik ve günlük. Adlarından da anlaşılacağı üzere; aksiyon müzikleri dövüş sahnelerinde, mistik müzikler gizemli sahnelerde ve günlük müzikler de Kutsal Kâse Savaşı'na ara verilen sahnelerde kullanılıyor. F/SN (2006) çoğunlukla aksiyon odaklı bir anime olduğu için günlük stildeki müzikler biraz geri planda kalıyor ve animenin asıl atmosferini oluşturma işini aksiyon ve mistik stildeki müziklere bırakıyor. Bu iki stilden de mistik daha çok ön plana çıkıyor. Çünkü, her ne kadar aksiyon müzikleri de oldukça özgün ve muazzam olsalar da, ben daha önce bu animedeki mistik müziklerin benzerini daha başka hiçbir animede duymadım; özgünlükleri sayesinde animeye apayrı bir hava katıyorlar.

 Fate serisinin ana animeleri, yetenekli seslendirme sanatçılarından oluşan kadrosu sayesinde her zaman iyi seslendirmelere sahip olmuştu ve F/SN (2006)'da da durum hemen hemen aynı. Doğal olarak kendinden sonra gelen uyarlamalardan biraz daha alt seviyede seslendirme performanslarına sahip olsa da -sonuçta diğer uyarlamalar sırasında seslendirme sanatçıları daha da tecrübelenmiş oluyorlar- hala daha harika seslendirmelere sahip, bir istisna hariç. O da altın saçlı arkadaşımız; ismini vermem daha önce hiç bir Stay Night uyarlamasını veya Fate/Zero'yu izlememiş olanlar için spoiler olacaktır ama izleyenler kimi kastettiğimi anladı. Bu arkadaşımızın seslendirme sanatçısı oldukça yetenekli birisi ve zaten diğer uyarlamalarda da bu yeteneğiyle tam anlamıyla şov yapıp bize işitsel bir şölen sunuyor. Lâkin, bu animedeki seslendirme performansı çok aşağıda kalmış ve bu öyle alelade bir vasatlık değil. Bu, diğer uyarlamalardaki performansı ile kıyas yapmadığımızda bile oldukça vasat kalan bir seslendirme performansı. Seslendirme konusunda beni rahatsız eden tek detay bu oldu.


 Açılış ve kapanış kliplerinde ise her ne kadar kapanış klibi çok sıradan ve bahsedilmeye değmeyecek bir klip olsa da açılış klibi tek kelime ile harika. Aksiyon animeleri için daha yaygın olan hızlı ve vurucu bir tarz yerine Fate/stay night'a daha uyumlu olabilecek hafif gizemli hafif de hızlı bir şarkı yapmayı seçmeleri bence çok iyi bir tercih olmuş. Hem anime ile uyumlu hem de tek başına harika olan bir şarkıya sahip bu açılış klibine bir de oldukça güzel görseller eklenince ortaya muhteşem bir iş çıkmış. 

 Ses efektleri konusunda ise konuşmaya değer pek bir şey yok. Ne çok iyiler ne de kötüler, hiçbir yerde rahatsızlık vermeseler de etkileyici olduklarını da söylemem.

TÜR İŞLENİŞLERİ

 Animenin iyi olduğu yegâne konudan bahsettiğimize göre artık kötü kısımlara dönebiliriz. Fate/stay night (2006) bünyesinde bir sürü farklı tür barındırsa da bunlardan sadece ikisi gerçekten ön plana çıkıp ağırlığını hissettirebiliyor: aksiyon ve romantizm.


 F/SN (2006) aksiyon konusunda maalesef sınıfta kalan bir yapım. Animede sürüsüyle küçük ve büyük aksiyon sahnesi olmasına rağmen çoğunu izlerken sıkıntıdan tükendim. Bunun başlıca nedeni animenin görsel anlamda yetersiz kalıyor oluşu. F/SN (2006) her ne kadar gerilimli aksiyon sahnelerine sahip olsa da elindeki silahı sağa sola savururken hiçbir doğallık göstermeyen ve bunu yaptığı sırada da yüzünden güller saçan bir Herkül'ü görünce ister istemez tüm tadım tuzum kaçıyor. Bunun üstüne Shirou ve Saber'ın karşısında savaşan kişilerin karton maketlerden ibaret olması da eklenince aksiyon sahneleri etkileyicilikten çok uzakta kalıyor.

 Bu animede gerçekten iyi olduğunu söyleyebileceğim sadece iki tane aksiyon sahnesi var. Bu sahnelerin benim için iyi yaptığı şeyler ise; birisinde sonunda Saber'ın gerçek kapasitesine yakın performansını görebilmemiz ve diğerinde ise Archer'ın tam anlamıyla şov yapması. Hatta öyle bir şov yapıyor ki görseller aşırı eskimiş olmasına rağmen animeyi beş sene sonra tekrar izlediğim sırada bile heyecandan ekrana tam anlamıyla kilitlendim. Keşke Archer'ın bu harika aksiyon sahnesini modernize edilmiş görseller ile yeniden izleyebilseydik ama görünüşe göre animenin yönetmeni öldüğünden ve Stay Night serisinin yeni uyarlamalarını yapan stüdyonun -yani ufotable'ın- vefat etmiş yönetmenin mirasına saygı duymasından ötürü Fate rotasının yeniden yapımını asla göremeyeceğiz.

Image

 Geldik F/SN (2006)'nın benim gözümde en kötü olduğu, böyle yapacaklarsa animeye hiç koymasalarmış en azından rezil olmazlarmış dediğim kısma; yani romantizm türünün işlenişine.

 Fate/stay night hikayesinin üç rotasından birisi olan Fate rotasında başkahramanımız Shirou'nun aşık olduğu karakter Saber. Animenin başlarında birbirlerine tamamen yabancı olan ve zıt görüşlere sahip bu ikilimiz anime ilerledikçe birbirlerinin duygularını daha iyi anlamaya başlasa da yine de aralarındaki buzlar tam anlamıyla erimiyor, ta ki animenin ikinci yarısındaki malum bir olay yaşanana kadar. Bu olaydan sonra ne hikmetse, kendini bir dişi olarak görmediği için Shirou'nun onu çıplak görmesinden rahatsız bile olmayan Saber hanımefendi birden bire Shirou ile en ufak yakınlaşmalarda utanmaya başlıyor. Yok eğer kılıç taliminde Shirou'ya fazla yüklenirse vücutlarının çarpışacağından çekinmeler, yok elleri yanlışıkla çarpıştığında utanmalar filan derken oldukça düz bir çizgide ilerleyen Saber'ın kişiliği benim için birden bire izlemesi işkence olan bir hikaye ögesine dönüştü. Hani, o malum olay bunların yaşanması için gerçekten mantıklı bir sebep sunsa anlayacağım ama o da yok. Animede Shirou ve Saber arasında geçen o olay, Saber'ın bir anda Shirou'nun etrafındayken daha çekingen olmasına neden olabilecek kadar büyük bir şeymiş gibi hissettirmiyor. Hadi neyse bu gereksiz utanma olayları belli bir yerden sonra kesiliyor ve yerini biraz daha çekilebilir bir romantizm işlenişine bırakıyor ama burada da diyalogların kalitesizliği devreye giriyor. Shirou ve Saber arasında gerçekleşen diyaloglar bazı yerlerde aşırı ruhsuz bazı yerlerde ise aşırı dramatik, asla bir ortası yok; ve bunun ile ilgili asıl komik olan nokta ise eğer bu diyalogların altı önceki bölümlerdeki romantizm sahneleri sayesinde doldurulmuş olsaydı, bu kadar dengesiz hissettirmezlerdi. Peki bu diyalogların altı neden dolu değil? İşte orada yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Animenin ilk 10 bölümündeki olaylar o kadar gereksiz uzatıldı ki Shirou ve Saber arasındaki romantizme gelişmesi için yeterli süre verilemedi.

Image

ARTILAR:

+ Her duruma uyan ve her biri harika olan müzikler

+ 14. Bölüm

EKSİLER:

- İlk 10 bölümdeki olayların gereksiz uzatılması

- Karton maketten hallice olan düşmanlar

- Gerçek bir şehirden çok maketmiş gibi hissettiren Fuyuki

- Shirou ve Saber arasındaki romantizm

- Çoğu aksiyon sahnesindeki yavanlık

 Berbat hikaye anlatısı, kötü karakter yazımı, ortalama görsel kalite, tür işlenişlerindeki vasatlık ve bunların hepsinin ortasında karanlıktaki bir fener gibi parlayan müzikler; işte Fate/stay night (2006) benim gözümde böyle bir anime. Müzikleri onu kötü olmaktan kurtarsa da iyinin yakınından bile geçemeyecek kadar vasat bir şov. Ancak, eğer daha önce hiçbir Fate animesi izlememişseniz ve bu seriye giriş yapmak istiyorsanız başlangıç animesi olarak şu anlık daha iyi bir seçeneğiniz maalesef yok.

Image

İzleme Linki

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları