En iyi bulduğum 7 süper güç animesi.

ÖNEMLİ NOT

 Bu liste herhangi bir kaynaktan alınmamıştır ve tamamen şahsi görüşlerimden oluşmaktadır.

7| Code Geass Series

Image

 Stüdyo: Sunrise | Yayın Yılı: 2006-?

 10 Ağustos 2010'da, Britanya imparatorluğu Japonya'ya savaş açar. Japonya, Britanya İmparatorluğu'nun en yeni silahı olan "Knightmare Frame"e karşı hiçbir şey yapamaz ve istila edilir. Japonya’nın adı “Alan 11” olarak değiştirilir ve vatandaşlarına da "11'ler" adı verilir. Japonya'da yaşayan Britanyalı Lelouch, Britanya’yı yok edeceğine yemin eder.

 Savaştan yedi yıl sonra; Lelouch lisede okumaktadır. İçinde askeri bir sır barındıran kamyonu çalan teröristler yoldan çıkarlar. Lelouch, kontrol etmek için kamyonun yanına gider. Duyduğu ses yüzünden içine bakmak ister ama içeride mahsur kalır. Kamyon tekrar hareketlenir, üstelik peşlerinde Britanya özel kuvvetleri vardır. Teröristlerden Karen, Nightmare olarak adlandırılan dev robot ile karşı saldırıya geçer. Kaçmayı başaramayan Lelouch kamyonun içerisinde yakalanır. Onu yakalayan çocukluk arkadaşı Suzaku’dur. Bu sırada kapalı olan bölme açılır ve içinden esrarengiz bir kız çıkar. Bu sırada olay yerine gelen Britanya askerleri Lelouch ve kızı yakalar. Leouch'un vurulmasına engel olmak isteyen Suzaku, Britanya askerleri tarafından vurulur. Lelouch’un öldürülmesine engel olmak isteyen kız da vurulur, ölmeden önce Lelouch’a özel bir güç “GEASS” verir. Lelouch, bu gücü Britanya İmparatorluğunu yok etmek için kullanmaya karar verir.

http://www.turkanime.tv/anime/code-geass-hangyaku-no-lelouch

6| Charlotte

Image

 Stüdyo: P.A. Works | Yayın Yılı: 2015

 Hikâyemiz, bir grup ergenlik çağındaki kız ve erkeğin arasında görülen özel yetenekleri konu almaktadır. Yuu Otosaka gücünü kimseye bir şey belli etmeden kullanıp, normal, sıradan bir okul hayatı yaşamaktadır. Birdenbire karşısına Nao Tomori adında bir kız çıkar. Onunla karşılaşmasından dolayı, özel güç kullanıcılarının kaderi açığa çıkacaktır.

 Charlotte içerdiği karakter kadrosuyla ve dramıyla beni kendisine çok sıkı bir biçimde bağlamış olan bir anime. Animenin yaratıcısı olan Jun Maeda aynı zamanda Angel Beats! animesinin de yaratıcısı. Zaten iki anime ilerleyiş bakımından neredeyse tıpatıp aynı. Animenin başları komedi ağırlıklıyken, bir yerden sonra iyice drama kaymaya ve asıl olayını bize göstermeye başlıyor. İkisi de 13 bölümde hikayelerini anlatıp bitiren kısa animeler. Charlotte'taki en büyük hayal kırıklığım ise kulüpteki dört arkadaşın arasındaki dostluğu iyi işleyememiş olmaları, ben o dördünün dostluğunun yavaş yavaş geliştiğini görmeyi çok isterdim ama maalesef anime farklı bir konu üzerinden ilerliyor.

http://www.turkanime.tv/anime/Charlotte

5| Mekakucity Actors

Image

 Stüdyo: Shaft | Yayın Yılı: 2014

 Kendisini 2 sene boyunca odasına kapatmış bir NEET olan Shintora Kisaragi, bir yıl önce isimsiz bir kişiden aldığı gizemli bir maili açtıktan sonra ortaya çıkan siber kız Ene'yle tanışana kadar hayatını normal bir şekilde sürdürüyordu. Bir gün, Shintaro Ene yüzünden klavyesine yanlışıkla soda dökünce, Shintaro 2 sene sonra yeni bir klavye almak için ilk defa dışarı çıkar ama yeni bir klavye almaya gittiği alışveriş merkezinde olaylar pek de yolunda gitmeyecektir.

 Mekakucity Actors tuhaf bir tarza sahip olan ama bu tarzı çok iyi bir şekilde kullanmayı başaran bir anime. Animede toplam 10 tane ana karakter var ama birkaçı hariç karakterleri işlemeyi, karakterleri anlatacak yeterli zamanları olmadığı için pek becerememişler. Ama sahip oldukları konuyu, senaryoya iyi bir şekilde yansıtmayı başarmışlar. Animenin en beğendiğim noktası ise son bölümlere kadar senaryoyu izleyiciye direkt vermemesi, eğer olayları iyi takip edemeyip, size verilen parçaları birleştirmezseniz son iki-üç bölüme kadar "ben ne izliyorum?" diye kendinize sorabilirsiniz.

http://www.turkanime.tv/anime/mekakucity-actors

4| Dies Irae

Image

 Stüdyo: A.C.G.T. | Yayın Yılı: 2017

 1945 yılında Sovyetler Birliği’nin Berlin’e girmesiyle, büyücüler ve tehlikeli çılgın insanların bir arada olduğu Nazi iktidarına sadık gizli bir grup korkunç bir ritüeli gerçekleştirmek için toplanmıştır. Dibe vurmuş kaderlerini tersine çevirmek için Longinus Dreizehn Orden’ı yani 13 Kutsal Süvari’yi diriltmeyi amaçlayan ve savaşta verilen sayısız kaybın emellerine ulaşmaları için tam yerinde bir kurban olduğunu düşünen bu grup savaştan sonra ortadan kaybolmuştur ve ritüelleri kendine sadece kulaktan kulağa dolaşan hikayelerde yer bulmuştur. Denilene göre insan suretindeki şeytanlar, Longinus Dreizehn Orden geri gelecektir ve o gün dünyanın sonu olacaktır. İkinci Dünya Savaşı’nın sona erişi ve Nazi Almanyası’nın çöküşü ardından 60 yıl sonra Japonya’ya gelindiğindeyse baş karakter Fujii Ren, ihanetine uğradığı en yakın arkadaşı Shiro ile girdiği kavga sonucu yattığı psikiyatri hastanesinden 2 aylık tedavi sonucu taburcu olmuştur. Ancak sürekli gördüğü kabuslar ona bir şekilde Longinus Dreizehn Orden’u ve grubun Nazilerle ilişkisini işaret etmektedir. Hayatını yeniden inşa etmek isteyen Ren kaos kapısına kadar geldiğinde onun için önemli olanı korumak için düşmanlarıyla aynı olan gücüyle onlara dur demek zorundadır.

 Dies Irae'yi tanımlamak için sadece bir kelime kullanacak olsam bu "tuhaf" olurdu. Karakterleri, konu ilerleyişi, senaryosu ve atmosferi ile tamamen tuhaf bir anime. Atmosferi o kadar karanlık ve boğucu ki yer yer içinizin karardığını hissedebilirsiniz. Gerçi bu atmosfer kötü bir seçim olmamış, animenin ismi zaten Latincede "mahşer günü" anlamına geliyor ve bu isme uyacak şekilde çok karanlık bir atmosfere sahip anime. Animede beğendiğim bir başka nokta ise konu işleyişi. Eğer animeyi çok iyi bir şekilde takip edip size verilen ipuçlarını birleştirmezseniz animeyi izledikten sonra hiçbir şey anlamamış şekilde kalabilirsiniz.

http://www.turkanime.tv/anime/dies-irae

3| Boku no Hero Academia Series

Image

 Stüdyo: Bones | Yayın Yılı: 2016-?

 Dünyanın bir çok yerinde özel güçler sahip insanlar yaşamaktadır. Bu artık o kadar normal bir hale gelmiştir ki, kahramanlık normal bir meslek halini almıştır. Ana karakterimiz Midoriya Izuku ise küçüklüğünden beri kahraman olmak isteyen ama hiçbir özel gücü olmayan bir gençtir. Bir gün kötü adamlardan birisi tarafından rehin alınan Midoriya, küçüklüğünden beri idolü olan bir numaralı kahraman All Might tarafından kurtarılır ve bu olay Midoriya'nın hayatının tümüyle değişmesine yol açacaktır.

 Boku no Hero Academia benim için sürpriz bir animeydi. Çıktığı zamanda shounen severler arasında çok büyük bir popülerlik yakalamıştı. Ben de shounen animelerden pek hoşlanmayan birisi olarak animeyi izlememiştim ama bir gün izleyecek güzel bir anime bulamamam sonucu bir göz atayım ne kaybedeyim ki diye girdim animeye ve animenin 38 bölümünü iki günde bitirdim. Anime klasik bir shounen mantığına sahip olsa da barındırdığı okul ve turnuva konseptlerini çok iyi işlemeyi başarmış bir anime ve ben bu iki konsepte bayılıyorum; zaten animedeki en sevdiğim kısımlar bu turnuva ve okul kısımları olmuştu. Eğer bu anime shounen ögeleri barındırmasa favori animelerimden birisi olabilirdi ama bu haliyle de çok iyi bir anime.

http://www.turkanime.tv/anime/boku-no-hero-academia

2| K

Image

 Stüdyo: GoHands | Yayın Yılı: 2012

 Yashiro Isana adlı lise öğrencisi normal hayatını sürdürürken bir gün serseri tipli kişilerden oluşan bir çete tarafından kovalanır. Yashiro'nun köşeye sıkıştığı anda ise Kurou Yatagomi adlı kişi gelerek Yashiro'yu kurtarır.

 Yashiro kurtulduğuna sevinirken bir anda Yatagomi'nin kendisinde kılıç doğrultmasıyla şaşkına döner. Yashiro'ya çok benzeyen biri önemli birisini öldürmüştür ve bu nedenle Yashiro farklı kişiler tarafından aranmaktadır.

 Bu animede beni en çok etkileyen karakterler, animeyi izleyenlerin çoğunda olduğu gibi Mikoto, Munakata, Misaki ve Fushimi olmadı. Ben Neko-Kurou-Shiro arasındaki ilişkiden çok fazla etkilendim ve son bölümde Neko ve Kurou'nun arasındaki konuşmada ağlamama engel olamadım. İlk sezonu çok sevsem de film fazla etki bırakmamıştı üstümde. İkinci sezondan ise nefret ediyorum, en nefret ettiğim animeler arasında. Çünkü ikinci sezon başka bir anime gibi hissettiriyor, köklerinden uzaklaşmış, saçma bir şeye dönüşmüş. İkinci sezonda nefret ettiğim bir çok nokta var ama beni en çok sinirlendiren ise ilk sezondaki tatlı Neko karakterini bir fanservice malzemesine dönüştürmeleri oldu...

http://www.turkanime.tv/anime/k

1| Ryuusei no Gemini

Image

 Stüdyo: Bones | Yayın Yılı: 2009

 Syndicate'e ihanet eden Hei ve Yin birlikte kaçarlar ama gerçekleşen bir takım olaylar sonucu Yin ortadan kaybolur. Hei ise Yin'i aramaya koyulur. Rusya'nın Vladivostok kentinde Hei, Suou Pavlichenko adlı 13 yaşındaki gizemli bir kızla karşılaşır. Bu sırada Hell's Gate hala Tokyo'dadır. Artık Contractor olan insanlara tehlike oluşturmasa da, bu bazı Contractor'ların güçlerini kötüye kullanmasını engellemez. Bir başka cepheden ise Misaki Kirihara ve ekibi, gittikçe artan Contractor davalarıyla ilgilenmektedir. 

 Darker than Black serisinin ikinci sezonudur

 Öncelikle eğer Darker than Black serisini izlemediyseniz ilk sezondan sonra direkt bunu izlemeyin. İkisinin arasında geçen olayları anlatan 4 bölüm special var önce onları izlemelisiniz.

 Ryuusei no Gemini benim favori animem. Çoğu kişi ilk sezonu ikinci sezondan çok daha fazla seviyor ve ikinci sezonu beğenmiyorlar sebepleri ise genellikle Hei'in asıl karakterini kaybetmesi, ana karakterliğin Suou'ya geçmesi ve olayların çok sığ olması oluyor. Bana göre ise tam tersi, Hei ilk sezonda bana çok odun bir karakter gibi geliyordu, karakteri sırf havalı olması için odun gibi duran, etrafındaki olaylara adam akıllı tepki vermeyen birisi yapmışlar gibi duruyordu ama bu havalıdan daha çok, rpg oyunlardaki odun gibi duran ve oyuncunun en ufak bir sevgi duymadığı ana karakterlerden birisine dönüşmesine yol açmış. Hei'in gerçekten bir karakter olduğunu hissettiğimiz tek yerler kız kardeşi ile ilgili sahneler oluyordu. İkinci sezonda ise Hei bir karaktere sahipti, sevdiği herkesi kaybettiği için kendini alkole vurmuş, daha karamsar, çökmüş bir karakterdi bu ve ben güçlü karakterlerin çökmesi konseptine bayılırım, asla yıkılmaz gibi görünen bir karakterin yıkılması, onun da bir insan olduğunu hatırlattığından daha gerçekçi ve hoş gelir bana. ü

 Suou kısmına gelirsek ben ana karakterin Suou olmasından oldukça memnunum, Suou gerçekten güzel yazılmış bir karaktere sahip. Sırf annesi ile tekrar buluşabilmek için, babasının katili olduğunu düşündüğü kişi ile Japonya'ya yolculuk yapması ve bu yolculuk sırasında onu yavaş yavaş öğretmeni gibi görüp yine de babasının ölmediğini öğrenene kadar ona karşı yavaş yavaş büyüyen sevgisini hiçe sayması, 13 yaşında yeni yeni ergenliğe giren bir kız için çok büyük bir yük ama Suou bu yükün altından başarıyla kalkmasını bilecek kadar güçlü bir karaktere ve iradeye sahip.

 Ve son olarak olay örgüsüne gelirsek, ikinci sezon ilk sezondan çok daha iyi bir olay örgüsüne sahip. Zaten ilk sezonun adam akıllı bir olay örgüsü de yoktu. Olaylar çok bölümsel ilerliyordu her bölümün ayrı bir hikayesi vardı resmen. İkinci sezon ise tek bir ana olayın üzerinden gittiği için daha çok hoşuma gitmişti benim ve bu olayı da çok iyi işlemişlerdi. Anime hakkındaki tek sıkıntım Tokyo'da geçen bölümler. Keşke Tokyo'da geçen bölüm sayısı sadece bir olsaydı, ben Rusya'nın o karlı, soğuk atmosferini çok sevmiştim. Gerçi bu sadece Ryuusei no Gemini'ye karşı olan bir sevgi değil ben genel olarak karlı, soğuk atmosferleri seviyorum.

http://www.turkanime.tv/anime/darker-than-black-ryuusei-no-gemini

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları