Neler izlemeli? Nelerden kaçmalı?

Enen no Shouboutai

Enen no Shouboutai

Konusu: Tokyo'da güneş çağının 198'nci yılında özel itfaiye ekipleri insanların kendiliğinden yanarak Infernolara dönüştüğü "Infernal” olarak adlandırılan durumla savaşmaktadır. Infernal ilk nesillerde sıradan yanma vakalarıyken ilerleyen nesiller insan formunu korurken alevleri kontrol edebilmeye başlamıştır. Ayağını istediği gibi ateşleyebilen Şeytan'ın Ayak İzi lakaplı Shinra Kusakabe karşılaştığı tüm Infernal olaylarını söndürmeye çalışmaktadır ve bu uğraşı sırasında diğer alev yönetenlerin oluşturduğu Özel İtfaiye Şirketi 8'e katılır. Infernal yaratan bir grubun ortaya çıkmasıyla, Shira 12 yıl önce ailesinin ölümüne neden olan gizemli yangının üzerindeki sır perdesini aralamaya başlar.

Yazar Görüşü: Sezonun iyilerinden olacağını umarak izlemeye başladığım seride ilk haftalar sonunda istediğimi elde etmiştim. Fakat senaryo kalitesinin giderek düşmesi, hikayenin karakter gelişimine izin vermeyecek derecede hızlı akması ve de insanı izlemekten soğutacak derecedeki aralara sokuşturulan fanservice ile sezonun maalesef ki en büyük hayal kırıklığı olmaya aday. David Production'ın çıkardığı işçiliğin bu şekilde heba edildiğini görmek üzücü olsa da ikinci yarıda bu hatalardan dönüleceğini umuyorum. Şans verilebilir.

Vinland Saga

Vinland Saga

Konusu: Thorfinn, Vikinglerin en büyük savaşçılarından birinin oğludur ve onun gibi bir savaşçı olmak istemektedir ancak babası paralı savaşçı Askeladd tarafından öldürüldüğünde, babasının intikamını almak için tüm hayatını buna adayarak yemin eder. Bu intikamını bir düello ile alıp kazanabilmek için Askeladd’ın lideri olduğu paralı savaşçılara katılır ve kendini İngiltere tahtı ve tacı için yapılan büyük savaşın ortasında bulur. 

Yazar Görüşü: Sezonun ve belki de senenin en iyilerinden olmaya aday bu Makoto Yukimura şaheseri için ne kadar övgüyle söz etsem azdır. Hikayeyi seyirciye dolu dolu ve durgun anlarda bile gelişigüzel yansıtmamayı seçen, baş karakter Thorfinn'in çektiği çileleri ve buna paralel olarak gelişimini inanılmaz bir görsellik ve her bölümde olmasa da olağanüstü animasyonlar ile (Thorkell'e bu sekansların coşturulmasını sağladığı için ayırca teşekkürler) bize sunan Wit Studio bir kez daha bizleri şaşırtmıyor. Tabii dolu dolu hikaye seriye belli bir yavaşlık da getiriyor. Bu yüzden serinin beklenenden daha az bir izleyici kitlesine (sürekli aksiyon ve efekt peşinde koşan kesimin tercih etmediği düşünüldüğünde) ulaştığını söyleyebiliriz. Her şeye rağmen kesinlikle izlenmeli.

Dr. Stone

Dr. Stone

Konusu: Uğursuz bir günde, tüm insanlık kör edici bir ışık parlamasıyla taşlaşır. Birkaç bin yıl sonra, lise öğrencisi Taiju uyanır ve kendini bir heykel dünyasında kaybolmuş olarak bulur. Ancak, yalnız değildir. Bilim aşığı olan arkadaşı Senku birkaç aydır çalışmalar yapmaktadır ve uygarlığı tekrardan bilimin gücüyle harekete geçirmek için büyük bir planı vardır.

Yazar Görüşü: Dr. Stone ideal bir kompozisyona sahip olmasa da, konsepti ve senaryosu ile bir şekilde seyirciye ağırlığını koymayı başarıyor. Özellikle de Senkuu gibi becerikli ve güçlü bir ana karakterle işleri daha eğlenceli hale getirebiliyorsunuz. Ne yazık ki diğer karakterlerde bu gibi özelliklere rastlamıyorsunuz ve zaman zaman sıkıcı bir hale bürünebiliyor seri. Fakat günün sonunda yine kendini bir şekilde izletmesini beceriyor. Tavsiye edilir.

Arifureta Shokugyou de Sekai Saikyou

Arifureta Shokugyou de Sekai Saikyou

Konusu: 17 yaşındaki Hajime Nagumo ortalama bir otakudur. Geceleri ders çalışıp okulda uyuduğu sıradan hayatı sınıfının geri kalanıyla bir fantezi dünyasına çağrılmasıyla tersine döner. Gittikleri dünyada arkadaşlarıyla birlikte kahraman gibi muamele görür ve insan ırkının neslinin tükenmesini önlemekle görevlendirir. Ancak tam da bir otakunun rüyası olacak bu olay bir anda Hajime'nin kabusu olur. Tüm arkadaşları tanrısal güçlerle kutsanmış olsada Hajime'nin sadece dönüşüm becerisi vardır. Zayıf olduğu için arkadaşlarının zorbalığına uğrar. Bir zindan arayışı onu grubundan ayırır. Najime canavarla dolu bu tehlikeli dünyada hayatta kalabilecek midir?

Yazar Görüşü: Aslında bu sene çıkan düşük bütçeli diğer isekai serileriyle kıyasladığımda nedendir bilinmez ama bundan zevk aldığımı söyleyebilirim. Belki de GATE'in abartılı bir versiyonu olarak gördüğümdendir bilemiyorum. Yalnız şunu çok iyi biliyorum ki berbat derecedeki CGI, ana karakterin yüzeye döndüğündeki saçma sapan kostümü ve novel'in başında gerçekleşen olayları serinin ilk bölümlerinde düzgün biçimde ekrana yansıtamaması Arifureta'nın izlenmemesi gerekenler listesine adını yazdırmasını sağlıyor.

Araburu Kisetsu no Otome-domo yo.

Araburu Kisetsu no Otome-domo yo.

Konusu: Lise edebiyat kulübündeki kızlar tanışma toplantısı düzenler. Burada "Ölmeden önce ne yapmak istiyorsun?" sorusu sorulur. Kızlardan biri boş bulunup seks der. Hakkında çok az şey bildikleri şok etkisi yaratan bu kelime farklı geçmişlere ve kişiliklere sahip bu kızları yetişkinliğe doğru sakar, komik, zor ve duygusal bir yola sokar.

Yazar Görüşü: Lise öğrencilerinin cinsellik üzerine yaşadıklarını gerçekçi, sezgisel ve dramatik şekilde seyirciye aktarmaya çalışan bu cesur deneyim için Mari Okada'ya teşekkür etmek gerek. Ancak en iyi çalışmalarından biri olduğunu söylemek zor. Zira sonu gelmeyen aşk üçgenleri, sıkıcı yanlış anlaşılmalar ve romantizm/drama/okul etiketlerini bulacağınız çoğu yapımdaki klişeler burada da mevcut. Ama özellikle komedi kısımlarında başarı yakaladığını söyleyebilirim. Şans verilebilir.

Kanata no Astra

Kanata no Astra

Konusu: Yıl 2061. Uzay yolculuğu gelişmiş ve ticari olarak yapılabilmektedir. Caird Lisesi gezegen kampına düzenlemektedir. Kamp sırasında 5B sınıfı kamp yerine ulaştığında gizemli bir ışık huzmesi 9 öğrenciyi 5012 ışık yılı uzağa savurur. Bu öğrenciler yakınlarında eski, insansız bir uzay aracı bulur. Öğrenciler güçlü olmalı, sınırlı kaynaklarını yönetebilmeli, sonsuz karanlıkta bir arada kalmalıdır. Ancak böylece Astra'ya tehlikeli ve yavaş dönüş yolculuğu süresince hayatta kalabileceklerdir

Yazar Görüşü: Sezonun belki de açık ara gözden kaçan en iyi animesi. Öncelikle animasyon işçiliği kısmında Lerche mükemmel bir performansa imza atmış. Kötü görünen sahne sayısı yok denecek seviyede. Ayrıca yönetmenin uzaydaki sahnelerde ekranı kırparak film havası yaratması da gerçekten hoş olmuş. 49 bölümlük mangayı acaba ite kaka mı uyarlayacaklar diye düşünürken (özellikle son kısımlarda çok fazla detay vardı) buna da çözüm getirmeleri esere olan saygılarını gösteriyor. Karakter kadrosu fazlasıyla geniş ve başlarda bilindik tiplemelerle karşılaşacağımızı sanıyoruz. Gezegenler arası yolculuklarda sıkılanlar olabilir ancak ben mangakanın araştırmacı ruhunu ve yarattığı yepyeni biyolojik ortamları okurken epey zevk almıştım. Hikayenin sonunda ise insanoğluna ve çocuk yetiştiren ailelere harika bir mesaj barındıran inanılmaz güzel bir macera/gizem ile karşılaşıyorsunuz. Kesinlikle izlenmeli.

Lord El-Melloi II Sei no Jikenbo: Rail Zeppelin Grace Note

Lord El-Melloi II Sei no Jikenbo: Rail Zeppelin Grace Note

Konusu: Lord El-Melloi Adra Kalesi'nin kendisine miras kaldığını öğrenir. Mirası almak için çırağı Gray'le birlikte yola çıkar. Ancak miras için çağrılan tek kişi o değildir. Kalenin eski sahibinin vasiyeti üzerine bir grup yarışmacı kale için zeka oyunlarında rekabet etmek zorundadır. Bu yarışmacılar içinde Luviagelita Edelfelt de vardır.

Yazar Görüşü: Fate külliyatının iyi taraflarını alarak, yaptığı hatalara düşmemeyi becerdiği için Lord El-Melloi de bu listede olmayı hak ediyor açıkçası. Seyircilerin favori karakterlerinden olan Waver Velvet'in büyümüş halini görmek bende büyük bir keyif yarattı. Dediğim dedik, yer yer fazlasıyla açık sözlü ve olaylara dedektif kafasıyla yaklaşan bir büyü eğitmeni olarak Velvet karakteri seriyi taşımayı becermiş. Ayrıca serinin bölümleri boyunca külliyatta yer alan diğer bazı karakterleri de görme fırsatını yakalıyoruz. Çetrefilli ve yaratıcı çözümlemeler gerektiren gizemleri, külliyata özgü büyü aksiyon sahneleriyle yedirmeyi başaran seride ayrıca mizah unsurlarının yanı sıra aşırıya kaçmayan felsefik göndermeler de bulunuyor. Bunlar üzerine bir de Yuki Kajiura bestelerini eklediğimizde serinin izlemeye değeceğini düşünüyorum.

Given

Given

Konusu: "Sesi içime işledi sanki. Kafamdan bir türlü atamıyorum. Mafuyu'nun sesi durdurulması imkânsız bir silah gibi adeta." Ritsuka Uenoyama artık gitar çalmanın ya da basketbol oynamanın severek yaptığı bir hobi olmaktan çıktığını fark etmiştir. Bir gün, elinde kırık gitarıyla oturan Mafuyu Sato ile karşılaşır. Ritsuka, isteksizce Mafuyu'ya gitar öğretmeye başlar, fakat Mafuyu'nun sesini duymasıyla birlikte işler aniden Ritsuka için değişmeye başlayacaktır.

Yazar Görüşü: Shounen-ai türüne fazla aşina olmadığı söyleyebilirim. Ancak iyi bir hikayeye asla hayır diyemem. Given'ın hikayesiyle izleyiciye sağladığı dokunaklılık ve keskinlik, bunun sadece karakter odaklı bir yapım olmadığını gösteriyor. Hafif komedi ile cana yakın karakterlerin harika bir karışımını ortaya koyan Given, dramatik unsurlarına gösterdiği özenle de gelecek bölümlerde seyirciye sunmayı planladığı duygu seli için enfes bir altyapı oluşturmayı başarmış. Kısacası bu ince ince örülmüş yapıma, shounen-ai etiketine bakılmaksızın kesinlikle şans verilmeli.

BONUS:

++ Dumbbell Nan Kilo Moteru? (Sizi güldürecek, her zaman seviyeli ve usturuplu espirileri olan ve "klişeleri yıkan" bir anime arıyorsanız Dumbbell-chan gününüze güzellik katacak bir anime.)

++ Granbelm (Klişe büyü dövüşü serilerinden uzakta, deneysel diyebileceğim açıkçası benim için sürpriz bir seri. Eksikleri elbette ki var ancak şans verilebilir.)



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları