İlk iki sezon çok iyiydi, bakalım üçüncüsü de öyle mi…

KISA BİR AÇIKLAMA

 Yaklaşık üç haftalık bir aradan sonra sonunda yeni içerik paylaşabildim. Üniversitemin başlaması yüzünden son haftalarım çok yoğundu ama yine de bu incelemeyi geçtiğimiz pazar günü yayınlamayı planlıyordum fakat yeni aldığım bilgisayar, incelemenin %70'lik bir kısmı bitmişken, kanser Windows 10 güncellemeleri yüzünden hata verince ve ben de bu hatayı düzeltemeyince bilgisayarı aldığım yerdeki teknik servise götürmek zorunda kaldım. Bu yüzden de inceleme baya gecikti.

---

 Shounen-aksiyon türü ile aram hiçbir zaman iyi olmamıştı. Anime izlemeye ilk başladığım zamanlarda fazlaca shounen-aksiyon animesi izlesem de hiçbirini doğru düzgün beğenememiştim. O zamana kadar, her ne kadar bir türe mensup çoğu yapımı sevmesem de, yine de o türde sevdiğim birkaç yapım her zaman çıkıyordu ve shounen-aksiyon animelerinde sevdiğim bir yapım karşıma çıkmayınca resmen afallamıştım. Çünkü bir türden nefret ettiğini söyleyen kişilere her zaman, “Bir türü beğenmemek nedir? Her ne kadar türü beğenmediğini düşünsen de o türde seveceğin bir yapım illa ki vardır.” demiştim. 

 Bu olanlardan sonra ise sevebileceğim bir shounen-aksiyon animesi arayışına girdim ve karşıma doğru düzgün sevebileceğim hiçbir shounen-aksiyon animesi çıkmadı. Ben artık umudumu kesmiş ve, “Sanırım cidden insan bazı türleri gerçekten sevemiyor.” diyordum ki karşıma o anime çıktı: Akame ga Kill!. Akame ga Kill! bana shounen-aksiyonların bile güzel olabileceğini göstermişti. Her ne kadar sadece bir tane olsa da, benim de sevdiğim bir shounen-aksiyon animesi vardı. Ancak ondan sonra aradan iki buçuk yıl geçmesine rağmen bir daha onun gibi bir shounen-aksiyon ile karşılaşmadım. Arada, Fullmetal Alchemist: Brotherhood ve Zetsuen no Tempest gibi beğendiğim yapımlar da vardı tabi ama hiçbiri Akame ga Kill! kadar harika değildi. Tam, herhalde Akame ga Kill! çok büyük bir istisna, bir daha gerçekten sevebileceğim bir shounen-aksiyon animesi bulamayacağım derken o anime ile karşılaştım: Boku no Hero Academia.

Image

 Çocukluğumda, süper kahramanlara pek fazla ilgi duyan birisi değildim. Evet, her çocuk gibi süper kahramanları seviyordum ama bir süper kahraman çizgi filmi hariç (BEN 10), polisiye, gizem ve fantastik orta çağ temasında geçen hikayelere daha fazla ilgi duyan bir çocuktum. 

 Bir gün televizyonun karşısına geçmiş, ilgimi çekecek bir film ararken; kanallardan birisinde Kahramanlar Okulu isminde bir filme denk geldim ve biraz göz attıktan sonra ilgimi çekince izlemeye devam ettim. Film her ne kadar berbat olsa da, filmin konsepti aşırı hoşuma gitmişti: Süper Kahraman Okulu. Ama her ne kadar konsept kalbimi çalmış olsa da böyle bir konsepte sahip bir yapıma bir daha hiç denk gelmedim ve Kahramanlar Okulu da zamanla hafızamın derinliklerinde kayboldu.

Image

 Boku no Hero Academia’yı görür görmez aklıma ilk gelen şey ise, “Yaşasın, süper kahraman okulu konseptinde bir anime varmış!” falan değil, “Oha lan, şu süper kahraman okulu filminden fena çakmışlar.” olmuştu. Hem iki yapım arasındaki büyük benzerlikler hem de animenin bir shounen-aksiyon animesi olması üzerine ön yargılarım yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı. Çünkü, başta da dediğim gibi shounen-aksiyon türü ile aram hiçbir zaman iyi olmamıştı. İlk zamanlarda animeyi görmezden gelmeye çalışsam da bir yerden sonra başaramadım, çünkü anime her yerdeydi. Ve bir gün izleyecek animem kalmayınca, “Bari şu BnHA’yı izleyeyim, zaten ilk sezonu 13 bölümmüş. Bir çırpıda izler, 4 veya 5 puan verip kurtulurum.” dedim, ama işler pek beklediğim gibi gitmedi, çünkü anime beklediğimden çok daha iyiydi. Animeyi o kadar fazla beğenmiştim ki iki günde iki sezonunu da silip süpürdüm, ardından ise üçüncü sezonu beklemeye başladım.

 Ve oldukça uzun olan bir girişten sonra işte üçüncü sezona geldik. Umarım spoilerları seviyorsunuzdur, çünkü bu incelemede fazlasıyla var, hadi daha fazla uzatmadan senaryo kısmına geçelim.

Image

SENARYO

 Bu sezon da tıpkı ikinci sezon gibi iki arctan oluştuğu için senaryoyu ikiye bölüp anlatmak zorunda kalacağım.

İlk Arc:

 Hikaye, ikinci sezonun kaldığı yerden devam etmektedir. Stain’in getirdiği büyük sesin üzerine, kötülerin çoğu onun ideolojisini benimsemiş ve Kötüler Birliği’ne katılmaya başlamıştır. Aynı sırada da UA öğrencileri, Yaz Kampı Eğitim Programı için herkesten gizli tutulan bir alana gitmişlerdir. Burada eğitimlerinin gerekliliklerini yerine getirirken, kötü adamlar nereden edindikleri bilinmeyen bilgiler sayesinde bu eğitim alanını bulurlar ve saldırı düzenlerler.

Image

İkinci Arc:

 UA öğrencileri, Kötüler Birliği’nin eğitim kampına saldırısından sonra okul yurtlarında kalmaya başlamıştır ve All Might’ın, All For One ile arasında geçen dövüşten sonra kahramanlıktan emekli olması sonucunda sırtlarına eskisinden çok daha büyük bir yük binmiştir. Bütün bu olanların yanı sıra, geçici lisans sınavı hızla yaklaşmaktadır. Eğer bu sınavı geçebilirlerse, geçici lisanslarını alıp kahramanlık yolundaki önemli adımlardan birisini atmış olacaklardır.

Image

 Benim BnHA’yı sevme sebebim hiçbir zaman kötü adamlar ile yapılan savaşlar olmamıştı. Ben bu seriyi sadece okul kısımları için sevmiştim, geri kalan kısımları hiç ilgimi çekmemişti. Bu sezon için de aynısı geçerli. Okul kısımları eğlenceli ama kötülerle savaştıkları kısımlar, Bakugou’yu kurtarma operasyonu hariç, hiç ilgimi çekmedi. Bunun sebebi ise kötüler ile olan kısımların klasik bir shounen-aksiyon animesinden pek bir farkı olmaması. Bir okul ile ilgili olan kısımlara bakıyorum, bir de kötü adamların olduğu kısımlara; sanki ikisi farklı animelermiş gibi hissettiriyor.

Image

 Ancak, bence bu sezondaki okul kısımları ilk iki sezona göre fazla sönük kalmış. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, eğitim kampını kötülerin basmasını ve ardından Bakugo’yu kaçırmaları üstüne All Might ile All For One’ın kapışmasını ilk sezonun ikinci yarısı ile karşılaştırabiliriz. Bana göre ilk sezon bu kısımlardan açık ara daha iyiydi.

 Geçici lisans sınavını da spor festivalleri ile karşılaştırabiliriz ama bence karşılaştırmaya değmez, çünkü geçici lisans sınavı ikinci sezonun sonundaki iki kişinin bir öğretmene karşı dövüştüğü sınavlardan bile daha zayıf kalıyor. Kısaca üçüncü sezon senaryo açısından kendi başına iyi olsa bile benim BnHA standartlarımın altında.

Image

KARAKTERLER

 Shounen-aksiyon animelerinin çoğunda, asıl karakterin yanında birden fazla, ana ve yardımcı karakterler bulunur, ama ben bunların içinden sadece birkaç tanesini severim ve anime boyunca sadece onları görmek isterim. Ancak BnHA’da bu olmadı. 1-A sınıfındaki tüm karakterleri sevdim, evet bazılarını diğerlerinden daha fazla sevmiştim ama sevmediğim ya da nefret ettiğim hiçbir karakter olmamıştı. Üçüncü sezonda da bu geçerli, karakter gelişimleri yaşansa da neticede hala aynı kişiler.

Image

 Kötü karakterlere gelirsek… Erkek ve kadın hayranlarının ilgisini çekecek birer tane kötü karakter olsa da, diğerleri gram ilgi çekmeyen klişe kötülerden oluşuyor. İkinci sezonda, kendi mantıklı idealleri olan, sağlam bir kötü adam gördükten sonra bu sezonda kötü adamlardan beklentim fazlaydı ama hayal kırıklığına uğradım. Özellikle All For One. Bu adamı bize gösterdikleri ilk günden itibaren şişirdiler de şişirdiler. Yok bu adam şu kadar yıldır hayatta, bir sürü farklı özgünlüğe sahip, şu ana kadar tam anlamıyla kimse yenemedi filan. Peki ne oldu? İlk başta aşırı havalı bir giriş yaptı, herkesi dağıttı. Sonra da sanki sadece iki-üç özgünlüğü varmış gibi, All Might ile kapışırken adam akıllı bir şey yapmadı. Zaten All For One ile All Might’ın arasında geçen dövüş BnHA serisindeki en kötü dövüştü ama o konuya işleniş kısmında değineceğim.

Image

GÖRSELLİK

 Boku no Hero Academia’nın çizim kalitesine iyi veya kötü demek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Çünkü BnHA’nın kendi tarzı var. Serinin mangakası, oldukça değişik bir çizim tarzına sahip ve ben bunu çok seviyorum. Birbirinin aynısı olan çizim tarzlarından sıkıldıktan sonra BnHA’yı izlemek ilk iki sezonda çok iyi gelmişti, keza üçüncü sezonda da öyle. 

 Mangasının sadece ilk başlarını okumuş birisi olarak bile, Bones stüdyosunun çizim tarzı bakımından harika bir uyarlama ortaya koyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mangadaki çizimleri animeye bire bir aktarmışlar ve üstüne de oldukça güzel eklemeler yapmışlar. Böylece hem aslına sadık kalıp hem de bir animasyona uygun bir iş çıkarabilmişler. Örnek vermek gerekirse Bakugou’nun kendini fırlatma sahnesi animeye harika uyarlanmıştı.

 Bazı stüdyoların, “Biz manganın aslına sadık kaldık.” diyerek, aslının üstüne hiçbir şey koymadan mangayı bire bir animeye uyarlama tembelliğini yaptıklarını göz önüne alırsak bu gerçekten güzel bir şey.

Image

 Boku no Hero Academia serisinde animasyonlar benim için her zaman bir ikilem olmuştu, çünkü her ne kadar aksiyon sahnelerinde animasyonlar muhteşem olsa da bu sahnelerin sayısı çok fazla değildi ve muhteşem animasyonlar orada kullanıldıktan sonra kayboluyorlardı. Normal sahnelerde ise ortalama, hatta bazen ortalamanın altındaki animasyonları görüyorduk. Üçüncü sezon da tam olarak böyle işliyor. Kısaca animasyon kalitesi ne iyi ne de kötü, tam ortada.

Image

 Abartılı ve gerçek dışı çizimleri sevmediğimi yazılarımda defalarca söylemiştim. Ancak Boku no Hero Academia’daki bu tarz çizimler istisnalardan bir tanesi. Çünkü, BnHA’da bu tarz çizimler genelde komedi sahnelerinde kullanılıyor ve neredeyse hiçbir zaman dramatik veya ciddi sahnelerin ortasında girmiyor. Ayrıca var olan komediye de harika bir eklenti olmayı başarıyorlar. Zaten benim bu tarz çizimleri sevmememin en büyük nedeni karakterin duygularını izleyiciye yansıtmak için tek yol olarak kullanılmasıydı. Ancak BnHA’da abartılı çizimler kullanılmadan bile karakterlerin ne hissettiklerini rahatlıkla anlayabildim. Bunun nedeni ise tabi ki de serinin karakterleri izleyiciye çok iyi ısındırması.

Image

 BnHA serisinin görselliği ile ilgili sadece tek sevmediğim bir yön var o da ışıklandırmaları. Akşam geçen sahnelerde bir problem olmasa da gündüz ve okul dışında geçen sahnelerde ışıklandırma şehir çizimlerine göre gereğinden fazla parlak. Ama zaten benim ilgimi çeken kısımlar okulda geçen sahneler olduğundan bunu pek fazla kafaya takmıyorum.

 Üçüncü sezona özel olarak konuşursak, ben görsel kalite olarak bir gelişme kaydettiklerini düşünmüyorum. Belki ufak detay gelişmeleri vardır ama genele bakıldığında, BnHA görsel kalite bakımından yerinde sayan bir seri.

Image

MÜZİKLER ve SESLENDİRME

 BnHA’nın ilk sezonunun açılış klibine tek anlamıyla bayılmıştım. Sözler, ritim, müzik, video, her şeyiyle harika bir açılış klibiydi. İkinci sezonun ilk açılış klibi ise her ne kadar sözler, ritim ve müzik bakımından en az ilk sezonunki kadar iyi olsa da şarkı-video uyumu iki-üç sahnede çok kötüydü ama yine de o da harika bir açılış klibiydi. Sonra ikinci sezonun ikinci açılış klibi geldi, ilk iki açılış klibi bu kadar harika olunca benim beklentilerim üst düzeydeydi. Ancak yeni açılış klibi benim için tam anlamıyla fiyasko olmuştu. “Neyse canım, bir açılış klibinin kötü olmasından bir şey olmaz. Yeni sezonda yine harika açılış klipleri görürüz.” diyordum ama keşke demeseydim. Üçüncü sezonun ilk açılış klibi de tıpkı ikinci sezonun ikinci açılış klibi gibi bir fiyako oldu. Artık umutlarım iyice tükenmiş ve, “BnHA’da artık, ilk iki açılış klibi kadar harika bir açılış klibi göremeyeceğiz galiba.” derken, üçüncü sezonun ikinci açılış klibi ile umutlarım tekrardan yeşermeye başladı. Evet, ilk iki açılış klibi kadar harika değildi belki ama yine de iyi bir açılış klibiydi.

 Kapanış kliplerine gelirsek, BnHA’da şu ana kadar sadece şu orta çağ fantezi temalı kapanış klibi ilgimi çekmişti, diğerlerini ise pek umursamadım, bu sezonda da ilgimi çeken bir kapanış klibi yok.

 İlk iki sezonda ilgimi çeken tek soundtrackler dramatik olanlardı ve bu sezonda da öyle. Bones, dramatik sahnelerde öyle güzel müzikler kullanıyor ki, insan sahneye fazla üzülmese bile müzik yüzünden ağlayası gelebiliyor. Yani nasıl desem, bu soundtrackler insanın kalbine dokunmayı başarıyor.

 Bir de bunlara ek olarak Bakugou’nun kendini havadaki üçlüye doğru fırlattığı sahnedeki soundtrack de harikaydı.

 Seslendirmeler tıpkı ilk iki sezondaki gibi başarılı. Yeni karakterlerden All For One’ın seslendirmesini oldukça başarılı buldum, biraz Dark Knight Rises’daki Bane’in seslendirmesini andırıyor, hatta karakter direkt tip olarak Bane’i andırıyor ama orası ayrı konu… Ve bu kadar. Bu sezondaki seslendirmeler de geçen sezonlardaki gibi çok başarılı, ekstra bir eklemeye gerek yok.

İŞLENİŞ

 Temeline bakıldığında BnHA bir süper kahraman animesi ve aksiyon, komedi, okul, süper güç türlerini bünyesinde barındırıyor. Her zamanki gibi teker teker gidelim ve bu sefer benim işlenişini en çok sevdiğim türden başlayalım.

 İncelemenin başında da söylediğim gibi benim bu animeyi sevmemin en büyük sebebi, süper kahraman okulu konseptine sahip olması ve bunu çok iyi bir biçimde işlemesi. Ancak bu sezonda okul konsepti tek başına bakıldığında iyi olsa da ilk iki sezona göre pek de iyi değildi. Eğitim kampındaki antrenman kısımları oldukça güzeldi fakat geçici lisans sınavı kısımları önceki sezonlara, özellikle de spor festivaline göre fazla sönüktü.

Image

 BnHA’nın komedisi… Kötü değil ama kahkahalar attıracak kadar da güldürmüyor. Bu sezonda da aynısı geçerli sadece tek bir fark ile. Iida’nın üstünden işlenen komedi sıktı artık. Tamam başlarda güzeldi, gülüyorduk ama aynı komedi tarzını üç sezon üst üste izlemek sahnelerin komikliğini yok etmeye başladı. Ayrıca geçici lisans sınavı sırasında animeye yeni gelen öğretmenin Aizawa ile arasında geçen komedi sahneleri çok hoşuma gitti.

Image

 Bu sezonun, diğer sezonlara göre, en sevdiğim yanı süper güçler yani özgünlükler oldu. Bir sürü yeni ve güzel özgünlükler tanıtıldı. Özellikle geçici lisans sınavındaki birkaç öğrencinin özgünlüğüne bayıldım.

 Özgünlüklerin nasıl işlendiğinden bahsedecek olursak, bence hala spor festivali kısımları bu konuda liderliğini koruyor ama Deku’nun gelişimi, eğitim kampını kötülerin basması ve Bakugou’yu kurtarma operasyonundaki özgünlük işlenişleri de çok iyiydi.

Image

 Şimdi gelelim bana göre en sıkıntılı olan noktalardan birisine, yani aksiyona. Yıllar boyunca shounen-aksiyon denilince benim aklıma, birbirleri ile dövüşen iki kişiden daha çok savaşın %90’ında birbirleriyle laf dalaşına giren iki kişi aklıma gelmişti. Bunun sebebi de tabi ki stüdyoların bütçeden kısmak istemesi ve tembel olması. Hatta bu sadece shounen animelerde değil, neredeyse tüm aksiyon animelerinde olan bir sorun. Yani şimdi, sürekli hareket edip birbirleri ile savaşan iki kişi yerine karşı karşıya durup sadece ağızlarını oynatan iki kişi tabi ki de daha az masrafa mal oluyor ve stüdyolar tembellik edip bu sahneleri gerçek animasyonların bulunduğu sahnelere göre daha fazla kullanıyor.

 Tabi yine de, karakterlerin savaşırken çok az konuştuğu ve çoğunlukla dövüştüğü, Rokka no Yuusha ve Sword Art Online gibi bazı animeler de var ama bunlarda da o aksiyon sahneleri çok kısa sürüyor. 

 Bana sorarsanız ben, %70 aksiyon %30 konuşmayı ideal olarak görüyorum. Mesela Fate/Zero bunu yapmıştı ve gayet de güzel olmuştu. (Aha başka bir animenin incelemesinde Fate/Zero’yu övdü kesinlikle bir Fate/Zero fanboyu olmalı.) Gerçi Fate/Zero’nun bunu yapabilmesindeki en büyük neden ufotable’ın muazzam bütçesi.

Image

 Ancak Boku no Hero Academia’daki aksiyon sahneleri her ne kadar çok fazla konuşma içerse ve donuk olsa da ben yine de onları sevmiştim. Çünkü karakterleri sevmiştim. BnHA’daki dövüşlerin hepsinde bize karakterlerin iç dünyası ve geçmişi gösteriliyordu ve bunların çok büyük oranda dramatik olması da BnHA’daki dövüşleri sevmemdeki en büyük nedenlerden birisiydi.

 Üçüncü sezonda da aynısı geçerli, neredeyse tüm dövüşleri beğendim, tek biri hariç. All For One vs All Might. Bu dövüş BnHA’daki şu ana kadar olan tüm dövüşlerden farklıydı. Evet, All Might’ın geçmişini bize gösteriyorlardı ancak diğer dövüşler ile kıyaslayınca bize gösterdikleri sahneler birbirinin tekrar eden ve All Might ile ustası hakkında bize çok az şey anlatan bir dövüştü. Ayrıca neredeyse hiç aksiyon yok gibi bir şeydi. Eminim 20 dakikalık bölümden konuşmaları ve flashbackleri çıkarsak All Might vs All For One dövüşü en fazla 1.5-2 dakika filan sürüyordur.

Image

 Bahsetmek istediğim son konu ise yirminci bölüm. Böyle bir bölüm neden var? Bölümün ne kadar iyi olduğu hakkında yorum yapamayacağım çünkü izlemedim. Ben yirminci bölüme geçtiğim sırada yirmi üçüncü bölüm çoktan yayınlamıştı ve böyle alakasız bir bölümü atlayıp direkt olarak yirmi birinci bölüme geçtim. Ama sonuçta bu güncel yayınlanan bir anime o yüzden ona göre ele almamız lazım.

 Tam geçici lisans sınavının ortasındayız, anime oldukça heyecanlı ilerliyor. Sıradaki bölümü heyecanla bekliyoruz, acaba geçici lisans sınavının devamında ne olacak filan diyoruz. Ama bu sırada çat hiç alakasız saçma sapan bir bölüm araya giriyor. Niye? Niye animenin çok güzel ilerleyen temposunu böyle bir bölüm ile bozuyorsun Bones? Bırakın, koymayın böyle bir bölüm sezon yirmi dört bölüm olsun ne değişecek. Hadi yapımcı şirket izin vermedi diyelim, bari bu bölümü yirmi dördüncü veya yirmi beşinci bölüm yapın da ana hikaye aksamaya uğramasın.

Image


ARTILAR:

+ Yeni tanıtılan özgünlükler çok güzel

+ Seslendirmeler harika

EKSİLER:

- All Might vs All For One BnHA standartlarına göre çok aşağıdaydı

- 20. Bölüm

PUANLAMA

 Genel Puanın değerlendirmesini artık, daha detaylı olması için 100 üzerinden yapmaya karar verdim ama hala MyAnimeList ölçeğini temel olarak kullanıyorum. Yeni ölçeği görmek için tıklayınız.

Görsellik: 7

Müzikler ve Seslendirme: 9

Senaryo: 6

Karakterler: 8

İşleniş: 7

 İncelemeyi yazarken sanki fazla sevmediğim bir animeden bahsedermiş gibi bir hava oluştu ama kesinlikle öyle bir şey yok. Ben BnHA’nın üçüncü sezonunu sevdim, zaten verdiğim puan da bunun bir göstergesi. Böyle bir hava oluşmasının tek nedeni ilk iki sezonun çıtayı çok yükseğe koymuş olması ve benim de incelemede bu sezonu sık sık  önceki sezonlar ile karşılaştırmamdı. Zaten ilk iki sezona yüz üzerinden bir puan verecek olsaydım ikisinin de puanı birbirine eşit ve 85 civarı olurdu.

GENEL PUAN:

Image

http://www.turkanime.tv/anime/boku-no-hero-academia-3rd-season

KAPAK FOTOĞRAFI

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları