2019'da birçok güzel anime çıktı ama içlerinden bazıları hak ettikleri ilgiyi göremedi. Senenin sonuna yaklaşırken bu listede, muhteşem olmamalarına rağmen güzel olduklarını düşündüğüm az izlenmiş 7 animeden bahsedeceğim.

Doukyonin wa Hiza, Tokidoki, Atama no Ue.

Image

Stüdyo: Zero-G

Yayın Sezonu: Kış

Türler: Komedi, Slice of Life

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Web Manga

Özet: Mikazuki Subaru, 23 yaşındaki utangaç bir roman yazarıdır. Dışarı çıkıp insanlar ile etkileşime geçmektense evde kalıp kitap okumayı tercih etmektedir. Zaten aşırı yalnız olan Subaru, ebeveynlerinin trajik bir kazada ölmeleriyle daha da yalnızlaşır. Subaru ebeveynlerinin mezarını ziyaret ettiği bir gün, Haru isimli ufak bir sokak kedisi ile karşılaşır ve onu evine götürür. Ancak, daha kendisine bile doğru düzgün bakamayan Subaru'nun bu kediye bakması oldukça zor olacaktır.

 Kedilere bayılan birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu anime kedi severler için izlemesi harika bir Iyashikei animesi. Her bölümünden ayrı bir keyif aldım ve Haru'yu gördüğüm her sahne tüm stresimi alıp götürdü. Ayrıca, harika bir Iyashikei olmasının yanı sıra aynı zamanda oldukça iyi bir karakter gelişimine de ev sahipliği yapıyor. On iki bölümlük bu kısa ama güzel animenin her bir bölümünde ana karakterimiz Subaru, Haru'nun hayatına girmesi sayesinde yeni insanlar ile tanışıyor ve Haru'ya ilgi göstermesinin yanı sıra bu yeni tanıştığı insanlar ile de etkileşimlere girerek evine kapanmış şekilde yaşayan bir insan olmaktan kurtulup güzel arkadaşlar ediniyor ve anime bunu izleyiciye oldukça doğal bir şekilde aktarıyor. Hiçbir karakter ilişkisi, "Şimdi seninle tanıştım bu yüzden artık seninle arkadaşım." kafasında ilerlemiyor, Subaru'nun yeni tanıştığı insanlarla kaynaşması gerçekten sancılı bir süreç şeklinde geçiyor. Kısaca bu ben merkezci, içine kapanık genç adamımız anime boyunca Haru sayesinde kendisinden başka kişilere de değer vermeyi öğreniyor.

 Bu anime ile ilgili beğendim noktalardan birisi de Haru ve Subaru arasındaki ilişkinin klasik bir evcil hayvan-sahip ikilisinden çok, birbirlerine sahip çıkan iki arkadaş şeklinde olması oldu. Animenin yirmi dakikalık bölümleri ikiye ayrılmış durumda; ilk 15 dakikada tıpkı herhangi bir normal animede olduğu gibi olaylar yaşanıyor ve bu olaylar seyirciye normal bir bakış açısı ile aktarılıyor, son 5 dakikada ise bu yaşanan olaylar seyirciye bir de Haru'nun gözünden aktarılıyor ve böylelikle yaşanan olayları hem Subaru'nun hem de Haru'nun gözünden görerek her iki karakterin de birbirlerine sahip çıkıp, korumak için ne kadar uğraştığını fark ediyoruz. Bu yöntem sayesinde de hem Subaru'ya hem de Haru'ya bölümler geçtikçe daha da fazla bağlanmaya başladım ve bunun sonucunda da animeyi oldukça beğendim. Ancak, bu demek değil ki animenin kötü yönleri yok. Aksine oldukça can alıcı bir eksisi var, o da senaryosunun çok vasat olması. Her ne kadar yaşanan olaylar sonucu oluşan karakter gelişimleri güzel olsa da bu olaylar oldukça klişe ve bayat. Özellikle son bölüm klişe konusunda resmen zirveye oynuyor.

 Doukyonin wa Hiza, Tokidoki, Atama no Ue. her ne kadar öyle ahım şahım bir anime olmasa bile yine de oldukça iyi ve kedileri seven herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir anime.

https://www.turkanime.net/anime/doukyonin-wa-hiza-tokidoki-atama-no-ue

Kanata no Astra

Image

Stüdyo: Lerche

Yayın Sezonu: Yaz

Türler: Bilim Kurgu, Macera, Shounen, Uzay

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Manga

Özet: Yıl 2061, uzay yolculuğu gelişmiş ve ticari olarak yapılabilmektedir. Caird Lisesi gezegen kampı düzenlemektedir. Kamp sırasında 5B sınıfı kamp yerine ulaştığında gizemli bir ışık huzmesi 9 öğrenciyi 5012 ışık yılı uzağa savurur. Bu öğrenciler yakınlarında eski, insansız bir uzay aracı bulur. Öğrenciler, evlerine tehlikeli ve yavaş dönüş yolculuğu süresince hayatta kalabilmek için güçlü olmalı, sınırlı kaynaklarını yönetebilmeli ve sonsuz karanlıkta bir arada kalmalıdır.

 Yeni çıkan kaliteli animelerin neredeyse hepsinin ya devam sezonları ya da yarım biten animeler olduğu şu günlerde Kanata no Astra, kendi içinde başlayıp yine kendi içinde son bulan bir anime olarak resmen ilaç gibi geldi. Düzgün senaryosu, güzel yazılmış karakterleri ve son çeyreğinde yaşanan olayları sayesinde beni koltuğuma çiviledi. Evet, normalde neredeyse her zaman telefondan anime izleyen birisi olarak "koltuğuma çiviledi" diyorum; çünkü bu lanet olası anime, dış uzayda geçmeyen neredeyse her sahnede ekranın üst ve alt kısımlarına siyah şeritler koymuş. Bu yüzden de telefondan izlerken kapalı bir kutunun içerisindeymiş gibi hissettim ve kısa süre içerisinde bilgisayara geçiş yaptım. Her ne kadar bu siyah şeritler animenin son çeyreğindeki plot twistler için güzel bir sembolizm barındırıyor olsa da içimi daralttıkları bir gerçek.

 Senaryo ve karakterlerinden bahsedecek olursam, final bölümü hariç, her ikisini de oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Animenin ilk çeyreği izleyiciyi ortama alıştırmak için biraz yavaş geçiyor ama bu alıştırma süreci bittikten sonra yüksek tempolu bir şova dönüşüyor ve bununla ilgili en iyi olay, her ne kadar her şey çok hızlı gerçekleşse de bu yüksek hızı izleyiciye hissettirmemesi. Yaşanan olaylar ve gerçekleşen karakter gelişimleri hızlı olsalar da doğru hissettiriyorlar. Ayrıca oluşan arkadaşlık bağları, temelinde arkadaşlık teması bulunan bazı animeler gibi; "Seninle tanıştık artık sonsuza kadar en iyi arkadaşız." kafasında da ilerlemiyor. Karakterlerin zorlukların üstesinden beraber gelmeleri sayesinde yavaş ve acele edilmemiş bir şekilde arkadaş olduklarını hissedebiliyorsunuz. İkinci ve üçüncü çeyrek de bittikten sonra son çeyreğe geliyoruz ve olaylar iyice değişiyor. Hali hazırda ortalamanın üstünde olan animemiz, bu çeyrekte art arda gelen ve her biri birbirinden iyi olan plot twistler ile beraber iyi bir anime haline geliyor. Tek sıkıntısı bu plot twistler üzerine hiçbir şey inşa etmemesi ve bu yüzden de plot twistlerine çok fazla bel bağlaması. Yani eğer Kanata no Astra'nın son çeyreği ile ilgili bir spoiler yediyseniz geçmiş olsun, büyük ihtimalle animeden alacağınız zevk yarı yarıya düşecek. 

 Kanata no Astra, sadece plot twistlerine bel bağlamayıp finali oldu da bittiye getirmeseydi benim için yılın animelerine girebilirdi ama bu haliyle bile oldukça güzel bir anime.

https://www.turkanime.net/anime/kanata-no-astra

Midara na Ao-chan wa Benkyou ga Dekinai

Image

Stüdyo: Silver Link.

Yayın Sezonu: İlkbahar

Türler: Ecchi, Komedi, Romantizm, Shounen

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Manga

Özet: Ao, anaokulundayken, bir erotik kitap yazarı olan babasının ismini nasıl ona verdiğini arkadaşlarına anlatır: Armutun ''a''sı, orgazmın ''o''su. O gün anlattığı bu olay, on yıl sonra tek amacı seçkin bir üniversiteye girip bağımsızlığını bir an önce kazanmak olan Ao'nun peşini bırakmaz. Ne gençliğini, ne de erkekleri düşünecek zamanı vardır. Fakat bir gün sınıf arkadaşı Kijima, ona olan aşkını itiraf eder. Ao, Kijima'dan kurtulmaya çalışsa da bunu başaramaz. Aklı kirli düşüncelerle boğulduğu zaman fark eder ki bu düşüncelere kapılmasını sağlayan babasıdır ve onun etkisi altında kalmıştır!

 Midara na Ao-chan için İlk Bakış: 2019 Bahar Sezonu yazımda, ilk bölümün aşırı berbat olduğunu ama iki ile üçüncü bölümlerde biraz olsun toparladığını ve her bölümü ile biraz daha ileriye gidecek olduğunu düşündüğümü söylemiştim ve haklı da çıktım. Midara na Ao-chan, her bölümü ile daha da ileriye gidip harika bir sezon finali ile işi noktaladı. İlk bölüm her ne kadar berbat ötesi başka bir ecchi animesi olacakmış hissiyatı verse de ilerleyen bölümler ile beraber hiç beklemediğim bir şekilde başkahramanımız olan Ao'nun iç dünyasına daha çok odaklanan bir anime haline geldi. Animenin ana teması komedi olsa da neredeyse her bölüm, babasının işi yüzünden etrafında tamamen cinsel konular bulunurken büyüyen bir kızın iç dünyasına bir yolculuğa çıktık. Hatta biraz daha abartıp animenin, "Kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu o'dur." sözü etrafında şekillendiğini bile söyleyebiliriz ama az önce de söylediğim gibi bu psikoloji esintileri animede bir yan tema, ana odak her zaman komedi.

https://www.turkanime.net/anime/midara-na-ao-chan-wa-benkyou-ga-dekinai

Carole & Tuesday

Image

Stüdyo: Bones

Yayın Sezonları: İlkbahar-Yaz

Türler: Bilim Kurgu, Dram, Müzik

Bölüm Sayısı: 24

Kaynak: Orijinal

Özet: İnsanoğlu Mars'a taşınmaya başlayalı neredeyse 50 yıl geçmiştir. Kültürün çoğunun yapay zekâ tarafından üretildiği bir çağda, insanlar pasif tüketiciler olarak yaşamaktadır. Alba Şehri metropolünde yarı zamanlı çalışarak zar zor geçimini sağlamaya çalışan Carole bir yandan da müzisyen olmanın hayallerini kurmaktadır. Fakat her zaman bir şeyler eksikmiş gibi hisseder. Herschel Şehri başkentinde zengin bir ailenin kızı olan Tuesday de bir müzisyen olmayı istemektedir ama etrafındaki kimse onu anlamaz. Dünyanın en yalnız insanıymış gibi hisseder. Bu iki kız şans eseri karşılaşıp bir araya gelir. Şarkı söylemek isterler. Müzik yapmak isterler. Birlikte bir şansları olduğu inancındadırlar. Sadece küçük bir etki yaratabilecekken, sonunda kocaman bir etkiye yol açarlar...

 Carole & Tuesday, 2019'un en çok beklediğim animelerinden birisiydi. Görsel olarak harika duruyordu, müzik teması ilgimi çekmişti, ana karakterleri biraz klişe gibiydi ama yine de onlar da hoş duruyordu ve yönetmen koltuğunda, Zankyou no Terror'ün yönetmeni olan Shinichiro Watanabe'nin bulunuyor olması beni oldukça heyecanlandırmıştı. Zaten bu animeyi heyecanla bekliyorken bir de tüm bölümleri çıkınca izlemek için 6-7 ay ertelememden ötürü heyecanım daha da artmıştı. Nihayet anime bitti ve ben de hevesli bir şekilde izlemeye koyuldum. Ancak, ilk 7-8 bölümde gördüğüm şeyler beni tam anlamı ile hayal kırıklığına uğrattı. 

 Öncelikle bu bölümlerde senaryo yazımı aşırı zayıftı ve hikaye çok az bir gelişim gösteriyordu. Özellikle ilk bölümler kağnı hızında ilerliyordu. Bir de bu yavaşlığın üstüne hikaye ilerleyişine gram etkisi olmayan şu dolandırıcı robot bölümü eklenince neredeyse bir yıldır beklediğim bu animeyi izleme hevesim tam anlamı ile kaçmıştı. Ancak, ne zaman şarkı yarışması bölümleri başladı işte o zaman anime benim için güzelleşti.

 Bu yarışma bölümlerinde hem her bir şarkı muazzamdı hem de ilk bölümlerden beri bize gösteriyor oldukları Angela karakterine tam anlamıyla bir rol veriliyordu. Zaten turnuva tarzı hikaye arclarına bayılan birisi olan benim için bu bölümler altın değerindeydi ama bu yarışma bitip de ikinci yarıya geçtiğimizde anime benim için tekrardan düşüşe geçti. Ancak, düşüşe geçmesine rağmen ikinci yarı yine de animenin başlarından kat kat daha iyiydi. Hatta finale doğru Angela karakterinin hikayesi sonlanırken onun için aşırı duygulandım. 

 Hazır Angela demişken şunu da ekleyeyim; bu animenin ana karakteri Angela olsaydı bence daha iyi olurmuş. Kendisi hem Carole ve Tuesday ikilisinden daha ilgi çekici bir karakterdi, yani en azından benim için, hem de onun üstünden çok daha iyi bir dram döndürülebilirdi. Kendi adıma konuşmak gerekirse, ben ne Carole ne de Tuesday üstünden işlenen dramdan pek etkilenmedim. Hatta son çeyreğe girerken DJ Ertegun karakterine odaklanan bir bölüm vardı ki o bölümde Ertegun karakterinin işlenişi bence tüm anime boyunca olan Carole ve Tuesday karakterlerinin işlenişinden çok daha iyiydi. Bir de şunu da eklemeden bitirmeyeyim, animenin finalini hiç ama hiç beğenmedim. Anime, Carole ve Tuesday karakterlerinin sıfırdan başlayıp tepeye kadar çıkmalarını anlatmayı bitirse daha iyi olurmuş gibime geldi. Çünkü, aslında animenin ilk bölümden yirminci bölüme kadar yaptığı her şey bununla alakalıydı. Biz yirmi bölüm boyunca bu iki karakterin gelişimini izlemiştik ama sonra nedense birden bire hikaye yön değiştirip finalde, "Hadi el ele tutuşup şarkı söyleyerek Dünya'ya ve Mars'a barış getirelim!" gibi bir olaya döndü ve ben de bunu hiç beğenmedim.

 Son iki paragraftan ötürü sanki animeyi beğenmemişim gibi bir algı oluşabilir ama oluşmasın. Çünkü, ben Carole & Tuesday animesini çok beğendim. Hatta bu anime geçen sene çıkmış olsa kesinlikle yılın en sevdiğim animelerine girerdi. Bu son iki paragrafta yazdıklarım, zaten çok iyi olan bir animenin beğenmediğim birkaç yönüydü. Bu kötü yönler de olmasa favori animelerimden birisi olabilme potansiyeline sahip olduğu için bu eksilere değinmek istedim. Yoksa Carole & Tuesday zaten çok iyi bir anime, bu listedeki diğer altı animenin hepsini toplasak benim için bir Carole & Tuesday etmezler. Hatta benim bu anime ile ilgili bir inceleme yazasım bile vardı ama müzik bilgimin, müziği bu kadar net bir biçimde odak noktası yapan bir animeyi incelemeye yetmeyeceğini düşünüp vazgeçtim. Aranızda neden bu yazıda animenin müziklerine değinmediğimi merak edenler varsa sebebi işte bu: Müzik bilgim yetersiz.

https://www.turkanime.net/anime/carole-tuesday

Joshikousei no Mudazukai

Image

Stüdyo: Passione

Yayın Sezonu: Yaz

Türler: Komedi, Okul

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Web Manga

Özet: Bir gün can sıkıntısı çeken Tanaka, sınıf arkadaşlarının tuhaflıklarına dayanarak takma adlar vermeye karar verdi. Arkadaşı Sakuchi, asosyal hobilerinden dolayı "Wota" oldu ve diğer arkadaşı Saginomiya, duygusuz kişiliği nedeniyle "Robo" oldu. Misilleme olarak arkadaşları Tanaka'ya "Baka" adını vermekte karar kıldı. Bunlar, gençliklerinin zirvesini iddia eden (ya da edemeyen) üç lise arkadaşının gülünç günleri.

 2018'de üç tane çok iyi komedi animesi izledikten sonra (Grand BlueHinamatsuriChio-chan) komedi açlığım büyük ölçüde giderilmişti. Bir de üstüne Kaguya-sama gibi oldukça güzel bir animeyi izleyince artık iyice doymuştum ve Joshikousei no Mudazukai için içimde hiçbir heyecan yoktu. Ancak, kendisini her bölüm kahkahalar eşliğinde izledim. Bir de bunun yanında bol karakter kadrosundaki bazı karakterler üzerinden güzel birkaç bölüm döndürmesi sayesinde animeden tatmin olmuş bir biçimde ayrıldım.

 Her ne kadar komedi konusunda yukarıda saydığım üç anime ile boy ölçüşemeyecek olsa da eğer kısa bir komedi animesi izlemek istiyorsanız Joshikousei no Mudazukai oldukça güzel bir alternatif.

https://www.turkanime.net/anime/joshikousei-no-mudazukai

https://www10.gogoanime.io/category/joshikousei-no-mudazukai

Araburu Kisetsu no Otome-domo yo.

Image

Stüdyo: Lay-duce

Yayın Sezonu: Yaz

Türler: Dram, Komedi, Okul, Romantizm, Shounen

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Manga

Özet: Bir lisenin edebiyat kulübündeki kızlar birbirlerini tanımak için şu soruyu sorarlar: "Ölmeden önce yapmak istediğiniz şey nedir?" Kızlardan biri ağzından "Seks" kelimesini kaçırır. Hakkında çok az şey bildikleri bu kelimenin ortaya çıkardığı kargaşa, farklı geçmiş ve kişiliğe sahip kızları, yetişkinliğe yönelik kendi sakar, komik, acı dolu ve duygusal yollarına iter.

 Araburu, sahip olduğu teması itibari ile birçok türdaşından ayrılan bir anime. "Liseli gençlerin cinselliği öğrenmedeki çabaları" teması ile yola çıkan bir yapım. Bu temaya sahip bir anime kulağa tamamen fanservice üstünden yürüyen bir yapımmış hissi uyandırabilir ama uyandırması. Çünkü, Araburu'nun bu temayı işleyiş biçimi daha çok psikolojik. Cinsellikle yeni tanışmış gençlerin, aralarındaki romantik ilişkiler sırasında istemeyerek de olsa her şeyi cinselliğe bağlamalarını işleyen ve kendi benliklerini keşfetmeye çalışmalarını anlatan bir hikaye. Her ne kadar son iki bölümünde sırf final yapmak için olaylar ışık hızında ilerlese de yine de güzel bir anime olduğunu düşünüyorum. Eğer gençlerin arasındaki dramı kendine odak noktası yapan kısa bir anime izlemek istiyorsanız, Araburu Kisetsu no Otome-domo yo. bu senenin kaçırmamanız gereken animelerinden birisi.

https://www.turkanime.net/anime/araburu-kisetsu-no-otome-domo-yo

Machikado Mazoku

Image

Stüdyo: J.C.Staff

Yayın Sezonu: Yaz

Türler: Büyü, Komedi, Slice of Life

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: 4-koma Manga

Özet: Gizemli atalarına ait, garip bir rüyadan sonra Lise öğrencisi Yuuko Yoshida uyandığında kendisinin şeytani boynuzlarla ve bir kuyrukla bulur. Şaşkın ve ve sersemlemiştir, annesi ona karanlık aile sırrını açığa vurur: ailesi Kara Klan soyundan gelmektedir, ölümlü düşmanlar tarafından güçsüz ve muhtaç yaşamaya sürgün edilmişlerdir, Işık Klanı’nın büyülü kızları tarafından. Yuuko için atalarının lanetini kaldırmanın tek yolu büyülü bir kız bulmak, ve onu öldürmek, kanını atalarının Şeytan Heykeli’nin üzerine akıtmaktan geçer.

 Yaz sezonunda çıkacak animelere bakarken Machikado Mazoku'yu kapağından ötürü bir "magical girl" animesi sanmış ve ilgimi çekmediği için de izleme listeme dahil etmemiştim. Ancak, sonradan birkaç yerde bu animeye denk gelince gördüm ki bu aslında bir komedi animesiymiş. Machikado Mazoku'nun bir komedi animesi olduğunu öğrenince de birazcık göz atmaktan bir zarar gelmez diyerek izlemeye başladım. Anime ile ilgili ilk izlenimim ortalama bir komedi animesi olacağı yönündeydi ve eğer ana karakterimiz olan Shamiko olmasaydı tahminimde haklı çıkacaktım. Çünkü bu animenin, ana karakteri dışında sahip olduğu öne çıkan hiçbir yönü yok. Senaryo vasat, karakterler meh seviyesinde, atmosfer sıkıcı, müzikler ise sıradan. Ancak, Shamiko'ya tek kelime ile bayıldım. Aslında Shamiko'ya bayıldım demek ne kadar doğru olur bilmiyorum, çünkü benim bayıldığım şey karakterin kendisinden çok seslendirmesiydi. Shamiko'nun seslendirmeni olan Kohara Konomi'ye daha önceden birkaç animede denk gelmiş olsam da içlerinden en sevdiğim performansı Kaguya-sama animesindeki Fujiwara Chika'ydı. Kaguya-sama'yı sevmeme rağmen fazla etkilenmemiştim ama Chika'nın seslendirmesine (aslında tüm ana karakterlerin seslendirmesine) hayran kalmıştım; ve Kohara Konomi, Shamiko rolünde de Chika rolünde yaptığı seslendirmeye oldukça benzer tarzda bir performans göstermişti, ben de bu yüzden Machikado Mazoku'yu ortalama bir anime olmasına rağmen hiç sıkılmadan izledim. Eğer siz de benim gibi Kohara Konomi'nin Chika performansını beğenenlerdenseniz bu animeye göz atmanızı öneririm ama onun dışında değerli zamanınızı harcamanıza değmez.

https://www.turkanime.net/anime/machikado-mazoku

https://www10.gogoanime.io/category/machikado-mazoku


KAPAK FOTOĞRAFI

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları