Karakter odaklı hikayelerin nasıl olması gerektiği konusunda ders niteliğinde bir anime...

 2018'de, Killing BitesRokuhoudou Yotsuiro BiyoriAkkun to Kanojo ve Asagao to Kase-san gibi, hak ettiği değeri ya da ilgiyi göremeyen birçok anime vardı. Ancak, içlerinden birisi, oldukça iyi bir anime olmasına rağmen, diğerlerinden çok daha fazla arka planda kalmıştı. İşte bugün o animeden, yani Akanesasu Shoujo'dan bahsedeceğiz.

Image

SENARYO

 Radyo Araştırma Kulübü'nün dört üyesi ve bir arkadaşları, kutsal bir ağacın önünde, eğlence amaçlı "4.44 Ayini" ismini verdikleri, zar attıktan sonra gelen sayıyı radyodaki frekans kısmına girip; radyoyu o frekansta çalıştırdıkları bir ritüeli gerçekleştirmektedirler. Bunu kafalarına estikleri rastgele günlerde yapan kızlarımız, bir gün gizemli bir falcının içlerinden birine verdiği frekansı denemeye karar vermeleri sonucunda kendi dünyalarına paralel bir dünyaya giderler. Bu paralel dünyada, içlerinden birisinin farklı bir versiyonu ile karşılaşırlar. Burada fazla kalamayan kızlarımız, kendi dünyalarına geri dönerler. Ancak bu olay, onların paralel dünyalardaki maceralarının ve "Alacakaranlığın Kralı" adı verilen kötücül bir güçle olan savaşlarının ilk adımıdır.

Image

 Yazılarımı takip edenler artık benim anime zevkimi aşağı yukarı biliyorlar. Ben, çizgisel hikaye anlatımını, bölümsel hikaye anlatımına göre daha çok tercih eden birisiyim ve bazı istisnalar hariç, çizgisel hikaye anlatımının animeler için en iyisi olduğunu düşünürüm. İşte Akanesasu Shoujo o istisnalardan birisi. Çünkü, bu animenin konsepti bölümsel hikaye anlatımı için mükemmel: "Beş lise öğrencisi, kendi dünyalarına paralel olan çeşit çeşit dünyalara yolculuk ediyorlar." Ortada sonsuz ihtimal bulunuyor. İmkanları olsa, uzun animeleri sevmememe rağmen, bu animeyi tamamen bölümsel hikaye anlatıma dayalı, elliye yakın bölümü bulunan bir seri olarak yapmalarını isterdim.

Image

 Neyse, benim hayallerimi bir kenara bırakalım ve Akanesasu Shoujo'nun hikaye anlatımından konuşmaya başlayalım.

 Akanesasu Shoujo bölümsel hikaye anlatımıyla, çizgisel hikaye anlatımını bir arada kullanan bir anime. İlk bölümü, giriş bölümü olduğundan hesaba katmazsak, 2-7. bölümler, bölümsel hikaye anlatımına sahip olup ana karakterlerin işlenişine yoğunlaşırken; 8-12. bölümler ise çizgisel hikaye anlatımına sahip olup, ana hikayeye odaklanıyor. Eğer animenin konsepti, bölümsel hikaye anlatımına bu kadar mükemmel uyan bir konsept olmasaydı bu tarz melez bir hikaye anlatımını oldukça beğenirdim; ancak, bence kesinlikle yanlış bir seçim yapmışlar. "Keşke animenin son üç bölümü hariç tamamı bölümsel hikaye anlatımına sahip olsaydı." demeden duramıyorum. Zaten beş ana karakter var ve üçünün işlenişi bu bölümsel hikaye anlatımına sahip bölümlerde yapılıyor (2-3, 4-5, 6-7. bölümlerin her birinde ayrı bir karakter işleniyor). Diğer iki ana karakterden birisinin işlenişi 8-9. bölümlerde, bölümsel hikaye anlatımıyla işlense, zaten ana senaryo büyük oranda sona kalan ana karakter üstünden işlendiğinden harika olabilirdi.

Image

 Hemen hemen her bölümsel hikaye anlatımına sahip animenin incelemesinde yaptığım gibi bu incelemede de bölümleri kısa bir şekilde değerlendireceğim. Bölümsel hikaye anlatımına sahip bölümler onlar olduğundan sadece 2-7. bölümler hakkında konuşacağım ve "Kısa açıklama" kısmında da söylediğim gibi spoiler olmayacak. Ancak, bu incelemede diğerlerinden farklı olarak bu bölümleri karakterlere değinirken bahsedeceğim. Çünkü, dediğim gibi bölümsel hikaye anlatımına sahip her bir bölüm %90 oranında tek bir ana karakter üstüne yoğunlaşıyor.

Image

KARAKTERLER

 Akanesasu Shoujo'yu her ne kadar beğenmiş olsam da, onu gözümde "Harcanmış Potansiyel" haline getiren kısıma geldik. Ben bu tip, ana karakter kadrosu liseli gençlerden oluşan animelerde, istisnalar hariç, her zaman en iyi formülün 3k+2e veya 3k+3e olduğunu savunurum. Yani üç kız iki/üç erkek (üç kız iki erkeği daha fazla tercih ediyorum, çünkü beş kişilik kadro altı kişilikten daha güzel geliyor). Bunu savunmamın en büyük nedeni ise, çeşitliliğin ve karakter/tür işlenişlerinin en güzel bu şekilde olduğunu düşünmem. Bu formüle sahip ve oldukça başarılı olan animelerden birkaç örnek vermem gerekirse: 

Sakurasou no Pet na Kanojo

Image

Tari Tari

Image

Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai.

Image

Kokoro Connect

Image

Just Because! (Aslında bunu iki kız bir erkekli aşk üçgeni de sayabiliriz, diğer iki ana karakter pek ön planda değildi) 

Image

Toradora!

Image

 Bu animelerin hepsinde de karakterlere bayılmış ve işleniş şekillerini beğenmiştim. Akanesasu Shoujo'da da aynısı geçerli. Karakterlerin beşini de sevdim ve bir tanesi hariç hepsinin işlenişine bayıldım. Ancak, ortada harcanmış bir potansiyel olduğunu da göz ardı edemem. Chloe-Yuu veya Chloe-Asuka ikilisi, erkek karakter olsalardı ortaya çok daha harika bir kadro çıkabilirdi. Neyse, bu konuyu daha fazla uzatmadan karakterleri tanıtmaya ve haklarında ne düşündüğüme geçelim.

Tsuchimiya Asuka

Image

 Karakterlerin işlenişinin iyi olduğunu söylemiştim, ancak genel karakteristik özelliklerine baktığımızda beşi de çoğu animede gördüğümüz klişe tiplerden. Normalde bu benim için kötü bir yön olurdu, ancak işlenişleri harika olduğundan bu kötü bir yön olmaktan çıkıyor. Asuka da bu klişe tipler içerisinden, aşırı enerjik, sürekli eğlenmeyi seven ve biraz çocuksu; fakat, yeri geldiğinde sorumluluk alabilen birisi. Normalde bu tarz eğlenceli karakterler bulundukları animelerdeki favori karakterim olurlar (Örn: Tari Tari -  Konatsu, Sora yori - Miyake, JB! - Komiya Ena) ama Asuka bir istisna. Asuka'nın işlenişini sevmiş olsam da kendisini bir türlü sevemedim. Gerçekten içinden geldiği için enerjik olan birisi değil de, erkek kardeşini küçük yaşta kaybettiğinden dolayı o depresyonu kapatmak için aşırı mutlu birisi gibi davranan bir karakter gibi hissetmiştim. Küçük bir not düşeyim, erkek kardeşini kaybetmiş olduğu daha ilk bölümlerden söyleniyor; yani bu bir spoiler değil.

 Asuka'nın karakter işlenişinin büyük bir çoğunluğu 8-12. bölümlerde yapılıyor. "Geçmişten kopamayan birisinin, sonunda geçmişini bırakıp ya da o geçmişle birlikte yaşamayı öğrenip daha mutlu bir yaşam sürmesi." konseptini her zaman sevmişimdir. Akanesasu Shoujo'da da bu konsept Asuka'nın üstünden işlenmiş ve ortaya harika bir karakter gelişimi çıkmış

Ver. 2: Serious Asuka

Image

 İlk bölümde tanıştığımız bu karakter, Asuka'nın daha ciddi versiyonu. Zaten bu yüzden de, "Asuka" dendiğinde ikisi birden üstüne alınmasın diye ona Serious Asuka ismini takıyorlar. Serious Asuka'nın "Frekans"ı, Alacakaranlığın Kralı yüzünden yok olmaya yaklaşmış bir Frekans. Bu yüzden de kendisi, başka Frekanslar da yok olmasın diye o Frekanslara gidip, Alacakaranlığın Kralı'nın piyonları olan Clutterları yok ediyor. Clutterları kısaca özetlemek gerekirse, Alacakaranlığın Kral'ı bir Frekans'ı ele geçirmeye başlamadan önce, onun için ortamı hazırlayan yaratıklar olarak tanımlayabiliriz.

Tounaka Yuu

Image

 Yuu, ekibin ciddi ve gözlüklü karakteri. Asuka ile çocukluk arkadaşı ve ekipte karakter işlenişi en zayıf olan kişi. Çünkü, kendisine ait bir kısım yok. Yuu'nun karakter gelişimi, Asuka'nın bölümleri diyebileceğimiz, ana hikayenin odak noktası olduğu bölümlerde gerçekleşiyor ve bu yüzden de karakter işlenişi bana yeterli hissettirmedi. 

Ver. 2: Ero Yuu

Image

 Asuka gram ciddilik barındırmayan bir karakterdi, animede gördüğümüz ikinci versiyonu ise oldukça ciddi ve sorumluluk sahibi birisiydi; yani Yuu'ya benziyordu. Yuu'nun ikinci versiyonu ise Asuka'ya benziyor. Oldukça enerjik ve şakacı bir karaktere sahip ve orijinal Asuka'ya karşı büyük bir ilgi duyuyor, hem de fazlasıyla büyük bir ilgi... (Not: Animede Shoujo Ai/Yuri yok)

Nanase Nana

Image

 Nana ekibin "çekici" kızı. Modaya düşkün, ünlülere hayran birisi. İlk başta Radyo Kulübü'nün bir üyesi olmasa da, bir sebepten dolayı Radyo Kulübü'yle sık sık vakit geçirmeyi seviyor.

 Nana'nın karakter işlenişi 2-3. bölümlerde gerçekleşiyor. Bu bölümlerde karakterlerimiz her gencin 17 yaşına bastığında evlenmek zorunda olduğu bir Frekans'a gidiyorlar (Öhm, Koi to Uso) ve bu yolculuk sırasında "Bağ" Nana oluyor. 

 Bu "Bağ"ın ne olduğuna kısaca değinmek gerekirse, Frekanslar arası yolculuk ederken bir kişinin Bağ olması gerekiyor. Bu "Bağ" gittikleri Frekans'taki kendi alternatif versiyonunun yerine/vücuduna geçiyor. Bu sürede ise o alternatif versiyon bilinci kapalı bir şekilde, bir nevi uyku modunda oluyor. Ancak, "Bağ" olmayan kişilerin alternatif versiyonları bilinçli bir şekilde o Frekans'ta yaşamlarına devam ediyorlar. Eğer gittikleri Frekans'ta "Bağ"ın alternatif versiyonu önceden ölmüşse, "Bağ" olan kişi bu Frekans'a geçemiyorken diğerleri bir sorun olmadan o Frekans'ta normalde olduğu gibi kalıyor. Bu bilgiyi aradan çıkardığımıza göre bölüm işlenişine geri dönelim.

 Ben Nana'nın bölümlerini bayılmasam da, kötü de bulmuyorum. Bu bölümleri pek sevmedim ama Nana'nın karakter işlenişine bayıldım. Frekans'ın teması pek de ilgi çekici değildi fakat Nana'nın karakter işlenişi muhteşem bir seviyedeydi. Karakterin içinde yaşadığı sorunları bize acele etmeden anlattılar ve bunu iki bölüm gibi kısa bir sürede yaptılar. Ayrıca, "Herkes kendi seçimlerini özgür bir biçimde yapmalı." ana fikrini de izleyiciye, Nana üstünden harika bir şekilde vermeyi başardılar.

Image

Silverstone Mia

Image

 Mia, ekibin şirin ve naif kızı. Dışarıdan oldukça kırılgan birisi gibi görülse de, aslında içten içe aksiyon ve vahşi batı filmlerine hayran. Küçüklüğünden beri dış görünüşü yüzünden ön yargılara maruz kaldığından dolayı istediği hobileri bile yapamamış birisi.

 Mia benim bu animedeki en sevdiğim karakter oldu. Bunda, Mia'nın karakter işlenişinin harika olmasının yanı sıra, ona odaklanan bölümlerin de muazzam olmasının payı büyük.

 Mia'nın bölümleri olan 4-5. bölümlerde Vahşi Batı'ya gidiyoruz, daha doğrusu Vahşi Batı bize geliyor. Çünkü, Frekans değiştirdikleri sırada sadece başka bir dünyaya gitmiş oluyorlar. Konumları ve zamanları aynı kalıyor. Bu iki bölüm bence animedeki en iyi bölümler. Çünkü, yapılması gerekeni harika bir şekilde yapıyorlar: O frekanstaki karakterler ile orijinal karakterlerimizi bir arada harika bir şekilde kullanıyor. 2-3 ve 6-7. bölümlerde maalesef bu "Farklı Frekanslardan aynı karakterleri bir arada kullanma" olayı yok. Sanırım, bir karakterin kendisinin başka bir versiyonuyla karşılaşmasını fazla klişe bulup sadece bu iki bölümde kullanma kararı almışlar. Bu bölümleri izlememiş olsam bunun mantıklı bir hareket olduğunu düşünürdüm, ancak bu klişe konsepti o kadar iyi işlemişler ki; kendimi, keşke her bölümde bu olay olsaydı demekten alıkoyamadım.

Image

Morisu Chloe

Image

 Chloe, ekibin sessiz takılan ve yalnızlığı seven üyesi. Çocukluğunun büyük bir çoğunluğu Fransa'da geçtiğinden üç cümlesinden birisi Fransızca oluyor ve bu fazla edgy. Chloe'yi hiç sevemedim. Nana ve Mia klişe karakterler olsalar da, ikisinin de karakter gelişimi oldukça iyi ve klişeden uzaktı. Ancak, Chloe'nin karakter gelişimi de tıpkı kendisi gibi klişe. Fakat aynısını 6 ve 7. bölümler için söyleyemeyeceğim...

 Devrin değişmesiyle, animelerde işlenen konular da yavaş yavaş değişmeye başladı. Mesela bu sene çıkan animeler içerisinde yeni nesil olarak sayabileceğimiz Zombieland Saga ve Bunny Girl Senpai vardı. Zombieland Saga, kara mizahı günümüz sosyal medyasına uygun şekilde yorumluyarak yapıyordu ve bunu bölümlerinin çoğunda kullanıyordu. Bunny Girl Senpai ise, sosyal medya bağımlısı bir karaktere sahipti ve onun üstünden 3 bölüm işliyordu. Akanesasu Shoujo'nun ise 6-7. bölümleri bu "yeni nesil anime" tanımına uyuyor.

 6-7. bölümlerde ekibimiz, herkesin kendi küçük adasına sahip olduğu, büyük bir çoğunluğu okyanuslardan oluşan ve her bir toplumun kendine ait yapay zekası olduğu bir Frekans'a gidiyorlar. Bu Frekans'ta, tek bir cihaz aracılığıyla bu yapay zeka sayesinde hemen hemen tüm ihtiyaçlarınızı yerine getirebiliyorsunuz. Bir yerden sonra ise bu cihaz yüzünden hemen hemen herkes sosyal medya bağımlısı olup, adalarında izole bir şekilde yaşıyorlar. Yemek yerken bile sosyal medyada fotoğraf paylaşıyorlar, internetten kıyafet satın alıyorlar ya da mobil oyun oynuyorlar... Tanıdık geldi mi? 

Not: Sırf yeni nesil diyorum diye, "Eskiden de bu tarz konulara değinen animeler vardı, bunlar yeni tarz sayılmaz." diyenler olacaktır. Evet eskiden de böyle animeler vardı ama bu konuları yeteri kadar iyi yorumlayamıyorlardı, sadece değinip geçiyorlardı. Bir yıl içerisinde, bu konuları düzgünce işleyen yalnızca bir anime filan çıkıyordu, ancak 2018'de ise üç tane birden çıktı.

Image

 Ana karakter kadrosu dışında seride ilgi çeken hiçbir karakter yoktu. Kötü adamlar fazlasıyla zayıftı. Clutterların sadece bölüm sonunda iki dayak atılıp geçilmesi gereken kötü adamlar olmasını bir kenara bırakırsak; baş düşman olan Alacakaranlığın Kralı'nın işlenişi de oldukça zayıftı.

Ufak Spoiler (Cidden ufak, hatta animeyi güncel izlemeyen birisi için spoiler bile sayılmaz)

 Alacakaranlığın Kralı'nı anime boyunca bir kere bile görmedik... İnsafsızlar, karakteri gözümüzde tüm anime boyunca büyütüp büyütüp göstermemek nedir? Bari, final bölümünde bahsi geçerken bir görüntüsünü filan koysaydınız da neye benzediğini görseydik; ne bu gizemli davranışlar. Eğer ikinci sezon çıkarsa Alacakaranlığın Kralı umarım göstermediklerine değer bir şey çıkar, yoksa gerçekten çok saçma olur. Asuka'nın kayıp kardeşi filan çıkarsa, tahmin etmiş olmama rağmen yine de, sırf ilk sezonda göstermemelerinin bir sebebi olduğu için sevinirim.

GÖRSELLİK

 Animenin görsel kalitesi 2018 yılına göre ortalamanın biraz üstünde ama öyle çok değil, sadece bir tık üstünde. Karakter tasarımlarını ve arka plan çizimlerini oldukça beğendim. Ancak, en sevdiğim nokta her Frekans'ta değişen renk paletleriydi. Bu renk paletleri sayesinde atmosfer de değişti ve animenin ilk yedi bölümünde bir an bile sıkılmadım. Ancak, animede yer yer birkaç animasyon hatasının da gözüme takıldığı oldu. Bu animasyon hataları genelde karakterlerin yüz animasyonları ile alakalıydı. Yer yer hiç doğal hissettirmeyen mimiklerin, animenin o güzel atmosferini alıp götürdüğü oldu.

Image

  Animedeki CGI kalitesini hiç beğenmedim. Gerçekten çok düşük kaliteli bir CGI kullanmışlar. Zaten az olan aksiyon sahnelerinde CGI kullanmasalar bence çok daha iyi olurdu. Çünkü, animedeki aksiyon sahneleri kısa olsalar da başarılılar.

 Görsel açıdan yapması gerekenden ne fazlasını ne de azını yapan bir anime olduğundan, görsellik hakkında daha da konuşmamızı gerektiren bir şey yok.

Image

MÜZİKLER ve SESLENDİRME

 Animenin açılış klibinin şarkısını pek beğendiğimi söyleyemem. Her ne kadar güzel başlasa da, hızlandıktan sonrası pek hoşuma gitmedi. Ancak, klibin genel kurgusuna bayıldım. Sahne geçişleri, animasyonlar ve ufak detaylar güzeldi.

 Kapanış klibine gelirsek... Burada değinmek istediğim çok büyük bir sorun var. Artık animeler kapanış "klibi" yapmamaya başladı. Arkaya animasyonsuz birkaç sahne atıp şarkıyı koyup geçiyorlar. Eskiden beridir zaten kapanış kliplerinde az animasyon kullanılıp asıl bütçe açılış klibine ayrılırdı ama en azından biraz animasyon olurdu o kliplerde. Şimdikilerde o bile yok, klip demeye dilim varmıyor resmen. Yine de, Akanesasu Shoujo'nun kapanış şarkısına bayıldım. Zaten yavaş ve ahenkli müziği daha çok seven birisiyim buradan bir artı puanı var bu kapanış "klibi"nin. Bir de animasyon olsaydı çok rahat bir şekilde en sevdiğim kapanış klipleri arasına girerdi.

 Animenin soundtracklerine bayılmasam da yine de sevdim. Atmosferi oldukça güzel destekliyorlardı ama ne yazık ki, animeyi izledikten birkaç hafta geçmesine rağmen aklımda kalacak kadar iyi sadece bir soundtrack vardı. O da Vahşi Batı bölümlerinde çalan soundtracklerden birisiydi. Bu soundtrack, tıpkı diğer soundtracklerde olduğu gibi bulunduğu Frekans'ın atmosferini çok güzel bir şekilde destekliyordu. Diğerlerinin aklımda kalmayıp bunun kalmasının nedenini ise bilmiyorum. Belki bu soundtrackin olduğu bölümleri beğendiğimdendir, belki de cidden içlerinde en güzeli bu olduğundandır.

 Akanesasu Shoujo'nun ana karakter seslendirmelerine bayıldım. Asuka dışındaki dört ana karakterin de sesleri oldukça doğal hissettiriyor ve hepsinin seslendirmesi başarılı. Asuka'nın seslendirmesi ise bana hiç doğal hissettirmedi. Kurosawa Tomoyo'nun sesi açık bir şekilde Asuka gibi neşeli bir karaktere uymuyor. Bu kadın Black Bullet animesinde, oldukça donuk bir karakter olan Tina'yı seslendirmişti ve oldukça başarılı bir iş çıkarmıştı. Aslında o kadar uzağa bakmamıza gerek yok. Mesela animede Asuka'nın sinirlendiği bir sahne vardı ve Kurosawa Tomoyo oradaki ciddi ses tonunda çok daha başarılı bir iş çıkarmıştı. Kısaca seslendirmen seçimini çok yanlış yapmışlar.

İŞLENİŞ

 Akanesasu Shoujo bize, aksiyon, bilim kurgu ve okul türlerini sunuyor.

 Bunlardan işlenişi en kısa olanla başlamak istiyorum, yani okul ile. Okul türünün işlenişi yok. Anime sektörünün bu huyundan nefret ediyorum, bir animede sırf karakterler okula gidiyor ve birkaç önemsiz sahne okulda geçiyor diye türlere okulu koyup geçebiliyorlar ve bence bu gerçek okul animelerine bir hakaret.

Image

 Aksiyonun temeli, karakterlerin içlerinde uyandırdıkları kaseti Walkman'e takıp dönüşüm geçirmelerine dayanıyor... Şaka yapmıyorum cidden animede böyle bir şey var. Karakterler, kaset olarak resmedilen, içlerinde uyandırdıkları gücü Walkman görünümdeki bir aracıya takıyor ve kalitesiz birer CGI'ya dönüşüyorlar. Ardından ise Clutterlara karşı savaşıp onları dövüyorlar. Bu aksiyon sahneleri ise bu paragrafı okumanızdan daha kısa sürüyor.

 Şaka bir yana, her ne kadar kısa sürseler de ben aksiyon sahnelerini beğendim. Bu sahnelerin kısa sürmeleri dışındaki tek sıkıntıları, kullanılan CGI'ın kalitesiz olması. 

 "Ufak detaylar bir animeyi olduğundan daha iyi hale getirir." mantığını benimseyen birisiyim ve Akanesasu Shoujo'nun ufak detaylarına bayıldım. Mesela Chloe'nin dönüşümünde giydiği kıyafette konuşan bir oyuncak ayı bulunuyor. Bu Chloe'nin sürekli, yalnız olmak istiyorum demesine rağmen, aslında içten içe yapayalnız bir hayat sürmekten korktuğunu gösteriyor. Bu ufak bir örnekti, animede daha bunun gibi bir çok ufak detay var. Birçoğunu saymak isterdim ama kendiniz izlerken deneyim etmeniz çok daha keyifli olacağından tek bir örnek ile bırakıyorum.

 Bilim kurgu, genele bakıldığında oldukça iyi işlenmiş gibi duruyor. Sonuçta 2-7. bölümler harikaydı, 8-12. bölümler ise çok iyi olmasalar da yine de kötü de değillerdi. Ancak, işe biraz daha yakından bakınca aslında bilim kurgu işlenişinin pek de iyi olmadığını görüyoruz. Çünkü, bilim kurguda doğaüstü olaylar bir şekilde bilime ve mantığa bağlanılarak anlatılır. Ancak, Akanesasu Shoujo'da bu yok, Frekanslar arası seyahatin nasıl mümkün olduğu gibi detaylar hiçbir zaman detaylı bir şekilde anlatılmıyor. Bu anime bir bilim kurgudan daha çok doğaüstü güçlerin olduğu bir animeymiş gibi hissettiriyor.

Image

 Ayrıca animede birkaç senaryo açığı var. Aslında buna açık demek ne kadar doğru olur bilmiyorum, çünkü bu "açıklar" beş saniyelik ekstra sahneler ile çok rahat bir biçimde kapatılabilecek tarzda şeyler ama nedense senarist kapatmamayı tercih etmiş. Spoilersız bir örnek vermek gerekirse: Eğer Frekanslar arası geçişlerde mutlaka bir "Bağ" gerekiyorsa, Serious Asuka ve Ero Yuu nasıl tek başlarına seyahat edebiliyorlar? Sonuçta ikisi de ana karakterlerin bulunduğu Frekans'a defalarca gelip gitti ama hiçbirinde oradaki versiyonlarının yerine geçmediler. Mesela bu bize beş saniyede, onların Frekans değiştirme aracının daha gelişmiş olduğu ve bu yüzden de bir "Bağ"a ihtiyacı olmadığı şeklinde açıklanabilirdi.

Image

 Son değinmek istediğim şey ise bu animenin Persona'ya ne kadar çok benzediği. Sadece bana mı öyle geldi bilmiyorum ama 2-7. bölümleri izlerken yer yer sanki bir Persona oyunu oynuyormuş gibi hissettim. Başka bir dünyaya gitmek ve o sırada karakter gelişimleri yaşandıktan sonra karakterlerin özel güçler kazanması filan bana baya baya Persona'yı andırdı. Belki de bu, şu sıralar çok fazla Persona oynadığımdan kaynaklanıyordur.


ARTILAR:

+ 2-7. bölümler harika işlenmiş

+ Karakter işlenişleri muazzam

+ Asuka dışındaki ana karakter seslendirmeleri harika

EKSİLER:

- CGI kalitesi çok düşük

- Bilim kurgu kötü işlenmiş

- Asuka'nın seslendirmesi kulak tırmalayıcı

PUANLAMA

Puanlama ölçeği için tıklayınız.


Görsellik: 6

Müzikler ve Seslendirme: 8

Senaryo: 7

Karakterler: 9

İşleniş: 5

 Akanesasu Shoujo benim için bir grup liselinin kötücül bir güce karşı savaştığı klişe bir anime değildi. Bu anime benim için, özgürce karar verebilmenin, başkalarının ön yargılarına rağmen hayallerinin peşinden koşabilmenin ve değişimin öneminin harika bir şekilde gösterildiği bir animeydi. Eğer karakter kadrosu üç kız iki erkekten oluşsaydı, Yuu'nun karakter gelişimi de bölümsel hikaye anlatımıyla yapılsaydı ve her Frekans'taki hikaye 4-5. bölümlerdeki gibi farklı versiyonların iş birliği yapması gibi hoş eklentiler içerseydi, Akanesasu Shoujo 2018'in en iyi birkaç animesinden birisi olabilirdi. Ama yine de, bu haliyle bile hala iyi bir anime ve fazla underrated. Maalesef ki şu an itibariyle Türkçe'ye çevrilmiş sadece 5 bölümü bulunmakta. Eğer İngilizce altyazılı izlemek ile ilgili bir sorununuz yoksa kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğim bir seri.

GENEL PUAN:

Image

www.turkanime.tv/anime/akanesasu-shoujo

KAPAK FOTOĞRAFI

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları