Fruits Basket: The Final Anime İncelemesi
Son yılların en iyi dram serilerinden birisi için birkaç kusuru olmasına rağmen harika bir şekilde işlenmiş ve sunulmuş bir final sezonu.

 Gerek Endless Eight'i içeren Haruhi Suzumiya (2009) gibi 10 yılı aşkın animeler, gerekse Yakusoku no Neverland 2 gibi daha üstünde pek toz birikmemiş sezonlar olsun, animeler devam sezonları söz konusu olduğunda her zaman kötü bir üne sahip olmuştur. Elimizde selefinin başarısını taşıyamayan bir sürü farklı devam sezonu bulunmakta ve dürüst olmak gerekirse Fruits Basket: The Final'ın sadece 13 bölüm olacağını öğrendiğimde içimi bir endişe kaplamıştı. Bu sezonun da o hayal kırıklığı yaratan devam sezonlarından birisi olabileceği endişesi peşimi bırakmıyordu. Ancak, günün sonuna geldiğimizde iyi ki de bu sezonu öncekiler gibi iki cour yapmak yerine tek courda kapatmışlar diyorum. Her ne kadar kesilmiş birkaç içerik için fazladan iki üç bölüme daha sahip olsaydı daha iyi olacağını düşünsem de Fruits Basket: The Final şu an olduğu haliyle çok yoğun ve çok güzel. Bu sezon baştan sona durmak bilmeyen bir yolculuk. Önemsiz tek bir bölümü geçtim, tek bir sahne bile yok ve bu sahneler izleyiciye uzun bir süre onlarla kalacak birçok duyguyu yaşatıyor.

 Fruits Basket: The Final; sonuçlar, vedalar, sözler ve yeni başlangıçlar ile ilgili bir sezon. Sezonumuz, ikinci sezonun tam olarak bıraktığı yerden başlıyor. Tohru, mezuniyetleri yaklaşırken çaresiz bir şekilde Kyo'nun lanetini bozmanın bir yolunu arıyor; Yuki ve Machi gitgide daha da yakınlaşıyor; yardımcı karakterlerden birçoğu kendi karakter hikayelerinin sonuna geliyor; ve Akito ise... ona incelemenin ilerleyen kısımlarında değineceğiz.

 Final sezonun ilk iki bölümü eğlenceli ve mutlu anlara ev sahipliği yapmanın yanı sıra dramatik sahnelerde barındırması ile geçtiğimiz sezonlara oldukça benziyor. Ancak, sezonumuz üçüncü bölümü ile beraber tam anlamıyla dram ile doldurulmuş bir hız trenine dönüşüyor. Ana hikaye ile ilgili her detay bir sonuca bağlanmaya başlıyor ve hemen hemen her önemli karakter, kendi karakter hikayelerine son noktayı koymak adına son bir kez spot ışıklarını üstüne alıyor; ve bütün bunlar muhteşem sunumlar eşliğinde yapılıyor. Fruits Basket her ne kadar karakter odaklı dram türünün ağır abilerinden sayabileceğimiz 3-gatsu no Lion ve Shouwa Genroku gibi en üst seviyede senaryo kalitesi sunamasa da olayların doruk noktası diyebileceğimiz kısımlardaki sunumları kendi türündeki en iyilerinden. Duygusal sahnelerin muhteşem sunumu sayesinde kusurlu kısımlarını ilk bakışta göremeyeceğiniz bir şekilde saklamayı başarabiliyor ve benim gözümde bu övülmesi gereken bir başarı. Elbette kusurlarını unutturabilen birçok çeşitli animeler bulunmakta, bu sadece birkaç şova özgü olan nadir bir özellik değil. Ancak, bu işi Fruits Basket: The Final kadar iyi yapabilenine nadiren rastlanıyor.

 Sezonun sunumunu kısaca övdüğümüze göre ana türlerden birisi olan romantizmden konuşmaya geçelim.

 Eğer siz de benim gibi önceki iki sezonun Kyo-Tohru romantizmi konusunda bir tık kısır olduğunu düşünüyorsanız bayram edebilirsiniz. Çünkü, hem bu sezonda ikili arasındaki romantizm sahnelerinin sayısı bir hayli fazla hem de final sezonumuz bu sahneleri harika bir şekilde sunuyor. Her ne kadar bu romantizmin varlığı kendisini romantizm odaklı olarak tanımlayan başka seriler kadar fazla olmasa da sonuçta Fruits Basket'in ana odağı her zaman dramdı. Bu yüzden de ben Fruits Basket: The Final'a dram odaklı bir seri olarak baktığımda romantizm üzerine olan bölümlerin yeterli sayıda olduğunu düşünüyorum; ve bu bölümlerin hepsi de birbirinden harika.

 Kyo ve Tohru'nun ikisi de birbirlerini sevdikleri için pişmanlık duymalarına neden olacak sebeplere sahipler. Kyo, geçmişte yaptığı şeylerden dolayı affedilmeyi ve aşık olmayı hak etmediğini düşünürken Tohru ise en çok sevdiği kişinin Kyo olmasının annesine ihanet etmek olarak görüyor. Tohru'nun durumunun kulağa biraz absürt geldiğinin farkındayım ama onun bu düşünce yapısına neden sahip olduğu hem çok güzel bir şekilde açıklandı hem de bu sırada Tohru'nun geçmişte yaşadıklarının kişiliği üstündeki etkilerine şahit olmamız sayesinde Tohru, tek boyutlu bir Pollyanna tiplemesinden çıkıp biraz da olsa derinlik kazandı. Öte yandan ise Kyo'nun ilk sezondan beri süre gelen karakter anlatısı bu sezonda harika bir final ile sonuçlandı ve bu ikilinin sahip oldukları bu suçluluk duygularının çözümü başka başka şovlardakinin aksine birbirlerinden ayrı oldukları zamanlarda yaşanmadı. Tüm bu zorlukları hem birbirlerinin hem de etraflarındaki insanların sayesinde aşabildiler. Bu her ne kadar oldukça basit bir anlatıymış gibi gözükse de düzgün işlemesi gerçekten zor bir şey ve Fruits Basket: The Final bunun altından alnının akıyla kalkmayı başarabilmiş. Bir örnek ile açıklamam gerekirse; bu sezonda Kyo'nun iç monologu ile Kyo ve Tohru'nun Shigure'nin evinin önünde durup birbirleriyle konuşmasına 18 dakika ayrılmış bir bölüm var ve bu bölüm hiç de sıkıcı hissettirmiyor çünkü hem ikili arasındaki diyaloglar, hem Kyo'nun kendi içindeki monologları, hem de Kyo'nun flashback sahneleri tek kelime ile mükemmel.

 Şimdi gelelim Akito'ya. Artık sonuçları elde edeceğimiz sezonda olduğumuz için geçtiğimiz sezonlarda sadece bir nefret hedefi olarak kullanılan Akito da dişe dokunur miktarda karakter işlenişi ve ekran süresine kavuşuyor. Akito'nun arka plan hikayesi hakkında bir sürü farklı detay öğreniyor ve onu daha iyi tanıma şansına erişiyoruz. Burada uyarımı yapayım, sırf nefret edecek birine ihtiyacınız var diye karakter işlenişini görmezden gelip onu anlamaya çalışmadan Akito'dan nefret ederseniz bu sezonun bazı bölümlerinden diğerleri kadar zevk alamayacaksınız. Bu yüzden Akito'ya karşı olan nefretinizi biraz da olsa bastırıp arka plan hikayesini elinizden geldiği kadar tarafsız bir gözle izlemenizi öneriyorum. Zaten şovun kendisi de Akito'nun birçok affedilmez şey yaptığını ve ondan nefret ettiğinizi biliyor; bu nedenle de Akito'yu affetmenizi sağlamaya çalışmıyor. O bakımdan rahat olabilirsiniz. Şovun yapmaya çalıştığı tek şey onun bu affedilemez şeyleri neden yaptığını anlatmak. Akito neden bu hale geldi? Zodiac üyelerine karşı neden bu kadar kötü davranıyor? Neden gitmelerine ve hayatlarını özgürce yaşamalarına izin vermiyor? Neden tanrı kompleksine sahip? Bütün bunlar tek tek ve mükemmel bir sırayla açıklanıyor. Şov Akito'yu, Tohru ve Kyo'nun mutluluklarına ulaşmak için yenmeleri gereken ve hiçbir derinliği olmayan bir düşman yapmak yerine onu iyi yazılmış, empati kurulabilir bir karakter yapmak için elinden gelenin en iyisini yapıyor. Dolayısıyla, Akito'nun sahnelerini insanların asla ama asla değişemeyeceği gibi yanlış bir fikre kapılmadan açık bir zihniyetle izleyebileceğimizi düşünüyorum. Sonuçta karşımızdaki kişi yalnızlıktan korkan bir çocuğun kafa yapısına sahip, ufak bir yardım eli ile kolayca değişebilecek birisi olabilir. Belki onun eski hatalarını affedemezsiniz ama değişmeye karar verdiğinde onun yeni halini kabul edebilirsiniz.

 Sezonun bana göre en önemli kısımları olan sunum, Kyo-Tohru ilişkisi ve Akito'dan bahsettiğimize göre artık kusurlarına, ya da daha yumuşak bir dille söylemek gerekirse "burası daha iyi yapılabilirdi" dediğim kısımlarına geçebiliriz.

 Öncelikle Kureno ve Uotani'den bahsetmek istiyorum. Bu ikilinin arasındaki ilişkiyi neden sevmediğimden 2020 Yılının En Sevdiğim 11 Animesi yazısında da bahsetmiştim ve bu sezonun ardından da görüşlerim değişmedi. Hala daha bu ikilinin arasındaki romantizmin çok aceleye getirildiğini ve sadece ana hikayenin ilerlemesi doğrultusunda bir araç olması için yazıldığını düşünüyorum. Final sezonunda Kureno-Uotani romantizminin daha iyi bir işlenişe kavuşacağını ummuştum ama olmadı. Onun yerine son bölümlere kadar sanki bu ikili arasında hiçbir şey yokmuş gibi davranıldı ki bence gayet yerinde bir tercihti. Çünkü, harika ilerleyen bir sezonun ortasında bu ikilinin kötü yazılmış romantizmini izlemeyi hiç istemezdim.

 Bana göre bu sezondaki bir diğer kusur ise üçüncü ve altıncı bölümlerdeki tempo. Fruits Basket: The Final'ın neredeyse tüm bölümleri hızlı bir tempoda ilerliyor ama bu, hikayeyi daha kompakt hale getirdiği için sezonun yararına çalışıyor. Ancak, üçüncü ve altıncı bölümlerde durum farklı. Altıncı bölümdeki tempo sorunu oldukça basit bir nedenden kaynaklanıyor. 4 manga bölümünü tek bir anime bölümüne sığdırmaya çalıştılar (Fruits Basket ilk iki sezonda genelde 1 anime bölümü başına 2 manga bölümü uyarlıyordu) ve başarısız oldular. Altıncı bölüm aceleye getirilmiş hissettiriyor. Bu bölümde uyarladıkları dört manga bölümünü 1.5 veya 2 anime bölümüne yaymalılardı ama ellerinde toplamda 13 bölüm olduğundan dolayı böyle bir sonuç ortaya çıktı (umarım ilerleyen yıllarda 12-13 bölümlük cour normlarından kurturuluz da daha fazla stüdyo 15-16 bölümlük sezonlar yapar, gerçi bu olay Japonya'daki TV sistemiyle alakalı olduğu için değişmesi biraz zor). Üçüncü bölümde ise Yuki ve Machi'nin aralarındaki ilişkinin gelişmesine katkı sağlayan bir hikayemiz bulunmakta ama bu hikaye bölümün sadece ilk yarısını kapsıyor ve çok kısa hissettiriyor. Bu bölümün ikinci yarısını da rahatlıkla Yuki ve Machi'ye ayırabilirlerdi ama onun yerine Motoko'nun karakter hikayesinin kapanış kısmını eklemişler. Eğer ilk iki sezonu izlemenizin üzerinden bir miktar zaman geçtiyse şu an büyük ihtimalle Motoko'nun kim olduğunu aratmaya gittiniz, çünkü Motoko unutulmaya çok müsait bir karakter. Her ne kadar Motoko'nun hikaye finali gereksiz hissettirmese de bu 10 dakika Ayame ve Kakeru gibi daha önemli karakterlere de ayrılabilirdi ama buna rağmen TMS Entertainment final sezonunun 10 dakikasını bu karaktere ayırmaya karar vermiş. Bu arada final sezonunun bir başka ve bahsedeceğim son kusuru da Ayame ve Kakeru'nun karakterlerine derinlik katan manga bölümlerinin uyarlanmamış olması.

 Manganın 110, 112 ve 113'üncü bölümleri Ayame ve Kakeru için harika karakter anlarına sahip ve maalesef bölüm sayısının kısıtlığı nedeniyle bu bölümleri animeye aktaramamışlar (Motoko'nun kısa hikayesi yerine keşke Ayame'ye odaklanan 110. bölümü uyarlasalarmış). Bu hikayeler hala yerlerinde duruyor ve tıpkı Tohru'nun ebeveynlerinin ana sezonlarda animeye uyarlanmayan hikayesi gibi ileride OVA/special/film olarak gelme şansı var ama bu kadar harika karakter hikayesi finallerinin olduğu bir sezonda keşke Ayame ve Kakeru gibi iki harika karakterin final hikayelerini de görseydik demeden edemiyorum. Ekstra 2-3 bölüm daha olmaması nedeniyle boşa giden bir potansiyel daha.

 Şimdi gelelim teknik kaliteye. Fruits Basket: The Final da kendinden önceki iki sezonda olduğu gibi harika olmasa da iyi bir animasyon kalitesine sahip. Çizimler de hala iyi olsa da belli başlı yerlerde bariz hatalar da bulunmaktaydı ama bu hataların sayısı fazla olmadığından dolayı pandemiden dolayıdır diye sineye çekilebilir. Ancak, her ne kadar büyük ihtimalle yine pandemiden dolayı olsa da sineye çekemediğim bir konu var o da gerçekçi ışıklandırmaların olduğu sahnelerin sayısının bu sezonda daha az olması. Yeni Fruits Basket animeleri her ne kadar görsel anlamda birer şaheser olmasalar da TMS Entertainment'ın bu gerçekçi ışıklandırmaları kullandığı sahnelerin her biri ekran görüntüsü alınıp masaüstü arka planı yapılabilecek kalitedeydi. Her ne kadar gün batımı sahneleri hala daha harika ışıklandırmalara sahip olsa da ben final sezonundan daha fazlasını bekliyordum. Dediğim gibi pandemide olduğumuzdan ötürü küçük hataları görmezden gelebilirim ama bu kadar büyük beklentilere sahipken o beklentilerin karşılanamaması insanı ister istemez üzüyor.

 Ancak, konu ses olunca orada beklediğimden de iyisi buldum. Müzikler ve ses tasarımı hala daha aynı yüksek kalitede olsa da ilk iki sezonda da sektörün zirvesine yakın olan seslendirme kalitesi bu sezonda, özellikle ana üçlü özelinde, resmen arşa çıkmış. Bu sektörde daha sadece 5 yıldır bulunan Manaka Iwami, Tohru'ya her zamankinden daha çok duygu ve karakter katmış. Yuki'nin seslendirmeni olan Nobunaga Shimazaki, en önemli repliklerinin hepsini harika bir şekilde izleyiciye aktarmayı başarmış (özellikle de 10. bölümde Kyo ile olan tartışma sahnesindeki replikleri). Kyo'nun seslendirmeni Yuuma Uchida ise resmen kariyer zirvesine ulaşmış. Yuuma Uchida'nın sık sık karşılaştırıldığı deneyimli seslendirme sanatçısı Nobuhiko Okamoto'dan daha iyi olduğunu düşündüğüm zamanlar olmuştu ama bu sezondan sonra bu düşüncem "zaman zaman" olmaktan çıkıp sabit bir düşünceye dönüştü. Adam resmen yok etmiş. Özellikle 10. bölümün sonundaki (hastahane çıkışının önündeki) o iç monologu... Diyecek bir şey bulamıyorum. Shinichi Omata'nın yönetmiş olduğu Shouwa Genroku ve Kaguya-sama benim için anime seslendirmesinin zirve işleriydi ama bu üç ana karakterin seslendirme kalitesi sayesinde onların yanına bir tane daha eklendi. Fruits Basket: The Final, seslendirme kalitesi olarak sektörün zirvelerinden birisini temsil ediyor.

 

 

 Fruits Basket'in son sezonu, anime ortamında karşılaşabileceğiniz en iyi sonuçlandırmalardan birisi. Her ne kadar kusurları olsa da elindeki içeriği izleyiciye sunuş biçimi mükemmele yakın. Eğer yaşamdan kesitler ve komedi de içeren bir romantizm-dram animesi arıyorsanız hiç vakit kaybetmeden gidin ve Furuba üçlemesini izleyin. Üstündeki "shoujo" etiketinin sizi uzaklaştırmasına izin vermeyin. Furuba tüm etiketleri ve türleri aşıp izleyicinin kalbine doğrudan ulaşabilen bir anime. Seriye kendinizi teslim edin ve 63 bölümlük bu muhteşem yolculuğun tadını çıkarın.

1. Sezon İzleme Linki

2. Sezon İzleme Linki

3. Sezon İzleme Linki

 Bu arada bu puanı direkt tüm seriye vermişim gibi düşünebilirsiniz, zira üç sezon da iç içe tek bir bütünün parçası olduğundan birbirlerinden ayırmak pek mümkün değil. Ayrıca, normalde bu konuda pek öneri yapmam ama, yeni Fruits Basket serisini Türkçe alt yazı ile izleyecekseniz juliet isimli çevirmenden izlemenizi öneririm (Varsayılan seçeneğindeki çevirmen), kendisi çevirilerinde çok güzel ve düzgün bir Türkçe kullanmış.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları