2021 Yılının En Sevdiğim 11 Animesi
Bir yarısı kalite bombardımanına tutulduğumuz, diğer yarısı ise öylesine geçip giden bir yıl.

 2021 animeler açısından ilginç bir yıl oldu. Bahar sezonunun bitimi ile beraber bu liste konusunda çoktan endişelenmeye başlamıştım. Çünkü, kış ve bahar sezonları o kadar dolu geçmişti ki TOP 11 listem neredeyse dolmuştu. Yaz ve sonbahar sezonlarından sonra acaba bu seneki listeyi nasıl ayarlayacağım, acaba bu sefer TOP 11 değil de TOP 13-15 filan mı yapsam diye düşünüyordum ki bunların hiçbirisi hakkında endişelenmeme gerek kalmadı. Neden mi? Yaz ve sonbahar sezonları aşırı boş geçti de ondan. Hatta şimdiden liste hakkında spoiler vereyim, aslen daha önce çıkmış olan filmlerin BD çıkışlarını saymazsak, bu liste tamamen kış ve bahar sezonlarında çıkmış animelerden oluşuyor.

 Bir tane ekstra kural dışında liste için kurallarımız hala aynı. Eğer TV serisi ise 2021 yılı içinde bitmiş olması gerekiyor, eğer filmse de BD'sinin 2021 yılında çıkmış olması lazım. Ekstra kural ise, iki part halinde çıkan animelerin (Shingeki no Kyojin Final Season ve Mushoku Tensei gibi) ikinci partlarının 2021 yılında bitmiş olması gerekiyor. Yani ikinci partı 2022 yılına sarkan hiçbir animeyi bu listede göremeyeceksiniz.

11| Vivy: Fluorite Eye’s Song

11| Vivy: Fluorite Eye’s Song

Stüdyo: Wit Studio

Yayın Sezonu: Bahar

Türler: Aksiyon, Bilim Kurgu, Dram, Gerilim, Müzik

Bölüm Sayısı: 13

Kaynak: Orijinal

 Ne maceraydı be. Diva (Vivy) ve Matsumoto adındaki iki yapay zekanın, gelecekte yaşanacak bir kıyamet senaryosunu 100 yıllık bir süreçteki kilit olayları değiştirerek engellemeye çalışması... Vivy, bahar sezonunda her hafta yeni bölümünü sabırsızlıkla beklediğim şovlardan birisiydi. Diva karakterinin insani duyguları anlayamayan birisi olarak başlayıp, çıktığı bu görevde tanıştığı kişiler sayesinde hem insani duyguları hem de ilk bölümden beri bildiği ama ne anlama geldiğini keşfedemediği bir cümleyi öğrenmesi... Evet, Vivy baya baya bir Violet Evergarden çakmasıydı. Violet Evergarden'daki ana mesajı alıp, üstüne aksiyon ve bilim kurgu kıyafeti geçirmiş bir şovdu. Ancak, öyle yarım yamalak bir çakma da değildi. Tappei Nagatsuki ve Eiji Umehara'nın ellerinden çıkmış ilgi çekici senaryo, Wit Studio çatısı altında harika müzikler & animasyonlar ve deneyimli seslendirme sanatçılarının fevkalade performansları ile birleşerek ortaya izlemesi çok keyifli bir eser çıkarmıştı. Ana senaryo bir yandan ilerlerken, Diva'nın karşılaştığı yardımcı karakterlerin ilgi çekici hikayelerini harika müzikler eşliğinde deneyim etmek, bir sonraki kilit olayda neler yaşanacağını dört gözle beklemek ve androidlerin bir başka insan sınıfı olabilmesi gibi klişe bir konseptin güzel anlatılması seyir zevkini katlayarak arttıran başka özelliklerdi. Tüm bunlar birleşince de ortaya izlemekten en çok keyif aldığım 2021 işlerinden birisi çıktı. Ah keşke bir de karakterlerini biraz daha derin işleyebilse ve daha etkili bir final arcı ile kapanış yapabilseydi.

10| Jujutsu Kaisen

10| Jujutsu Kaisen

Stüdyo: MAPPA

Yayın Sezonu: 2020 Sonbahar & 2021 Kış

Türler: Aksiyon, Doğaüstü, Dram

Bölüm Sayısı: 24

Kaynak: Manga

 Jujutsu Kaisen için gayet detaylı bir inceleme yazdığım için burada kısa keseceğim. MAPPA'nın "Bu, çalışanlarımızı insani şartlar altında çalıştırmayacağımız anlamına gelse de uyarlayabildiğimiz her popüler mangayı uyarlamalıyız" politikası beni her ne kadar tiksindirse ve stüdyonun değerinin gözümde düşmesine neden olsa da stüdyonun çalışanları iyi işler çıkarıyor ve Jujutsu Kaisen de bunun yaşayan kanıtı. Birinci sezon tanımının hakkını veren, dünyasını ve karakterlerini eğlenceli olay örgüleri ve muhteşem aksiyon sahneleri ile harmanlayarak izleyiciye sunan bir yapım. Komedisi sinir bozucu değil, karakterleri sevilesi, ciddi ve komik anların dengesi çok iyi ayarlanmış, arkanıza yaslanarak izleyebileceğiniz lezzetli bir aksiyon animesi. Gerçi ben kime neyi anlatıyorum. Jujutsu Kaisen o kadar popüler oldu ki bu vakte kadar izlemeyen neredeyse kimse kalmamıştır zaten.

9| Non Non Biyori: Nonstop

9| Non Non Biyori: Nonstop

Stüdyo: SILVER LINK.

Yayın Sezonu: Kış

Türler: Komedi, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 12

Kaynak: Manga

 Non Non Biyori beni ters köşe yapan serilerden birisi ve maalesef bu iyi anlamda değil. Non Non Biyori'nin ismini uzun zamandır biliyordum ama geçtiğimiz seneye kadar hiç zahmet edip de izlemeye girişmemiştim. Ancak, ARIA serisinin üstümde bıraktığı etkiden sonra iyashikei türüne kafa göz dalmam sonucunda Non Non Biyori'ye de bir şans vereyim demiş ve istediğimi bulamamıştım. Çünkü, bu serinin ilk iki sezonu pek de fazla iyashikei ögesi barındırmıyor. Bölümlerin %80'i CGDCT ve hafif-komedi odaklı. Arkanıza yaslanıp atmosferin keyfini çıkaracağınız anların sayısı, komedi odaklı anların sayısına kıyasla aşırı az. Bu komedi ve CGDCT anları oldukça keyifli olsa da istediğimi bulamadığımdan ve bir de üstüne teknik kalitenin pek de iyi olmamasından dolayı biraz üzülmüştüm. Ancak, üçüncü sezon ile beraber tüm üzüntülerim geride kaldı. Evet, hala daha görsel kalite vasat ve renk paleti benim için fazla tatsızdı ama Non Non Biyori'de sonunda o aradığım iyashikei tadını bulabilmiştim. Sonuç ise çoktan tanıyıp sevdiğim karakterler ile geçen her biri birbirinden harika 12 bölüm. Evet, tanıyıp sevdiğim karakterler. İlk iki sezonda her ne kadar aradığımı bulamasam da o sezonları da sevmiştim ve bunun en büyük sebebi karakterlerdi. Bu küçük köydeki öğretmeninden tutun şekerci dükkanının sahibine kadar her bir karakteri sevmiştim ve onlarla vakit geçirmekten keyif alıyordum. Zaten bu durumdayken bir de iyashikei dozu iyice arttırılınca Non Non Biyori: Nonstop'tan yüzümde koca bir gülümseme ile ayrıldım.

8| Mairimashita! Iruma-kun 2

8| Mairimashita! Iruma-kun 2

Stüdyo: Bandai Namco Pictures

Yayın Sezonu: Bahar & Yaz

Türler: Doğaüstü, Fantastik, Komedi

Bölüm Sayısı: 21

Kaynak: Manga

 Boku no Hero Academia'nın ilk 25 bölümünü seven ve serinin ikinci sezondan sonra gittiği yoldan hiç haz etmemiş birisi olarak bir parodi animesi olan ve BnHA'ya fazlasıyla benzeyen Mairimashita! Iruma-kun'un ilk sezonu resmen ilaç gibi gelmişti. Sezonun ortalarında çok fazla sahne alan bir karakter sinirimi bozsa da eğlenceli karakterleri, tatlı komedisi, muazzam atmosferi ve az ama güzel olan aksiyon sahneleri ile beraber ilk sezondan çok mutlu bir şekilde ayrılmıştım. İkinci sezonda da bunun aynısını bekliyordum ve beklediğimden de fazlasını aldım. Ameri ve Iruma arasındaki ilişkinin ilerletilmesi, Uyumsuzlar Sınıfı'ndaki karakterleri daha yakından tanımamız, kötücül dönemindeki Iruma'nın izlemesi çok keyifli bir karakter olması, ilk sezondakilerden daha da iyi aksiyon sahneleri, eklenen harika yeni karakterler filan derken resmen zevkten dört köşe oldum. Umarım üçüncü sezonda da aynı kalite yükselişini görebiliriz.

7| Mushoku Tensei: Isekai Ittara Honki Dasu

7| Mushoku Tensei: Isekai Ittara Honki Dasu

Stüdyo: Studio Bind

Yayın Sezonu: Kış & Sonbahar

Türler: Dram, Fantastik, Macera

Bölüm Sayısı: 23

Kaynak: Hafif Roman

 Tüm o birbirinin kopyası isekai hikayelerinin çıkış noktası olan, modern isekailerin atası olarak anılan, hayranlarının yıllardır animeye uyarlanması için yalvardığı o hafif romanın animesi sonunda çıktı ve sektöre resmen bomba gibi düştü. Bir kesim bir TV serisi için olağanüstü olan prodüksiyon kalitesi, zekice oluşturulmuş dünyası, ilgi çekici karakterleri ve fevkalade yönetmenliği sayesinde ayılıp bayılırken diğer bir kesimse waifu-bait doğası ve hikayenin başkahramanı Rudeus'un iflah olmaz bir sapık olması nedeniyle animeye burun kıvırdı. Bense fantastik macera türünün büyük bir hayranı olarak bu şova karşı çok karışık duygular besliyorum. Bir yanım bu harika dünyaya ve yardımcı karakterlere bayılmışken diğer yanım ise Rudeus'u hiç sevmiyor ve maceranın olması gerekenden daha kısa sürede bittiğini düşünüyor.

 Rudeus belki ilerleyen sezonlarda eli yüzü düzgün bir karaktere dönüşebilir ama Dead End ekibinin 2.5 senelik macerasının 15 bölüme sığdırılmasına ve bu maceradan hepi topu sadece 5 büyük olay gösterilmesine, bir de bu olaylardan ikisinin kötü anlatılara sahip olmasına kıl oldum. Dead End'in maceracı loncasındaki ilk görevlerinin anlatıldığı kısımlar çok hoştu ama ondan sonra gelen ve tamamen tesadüflere bağlı olan Beastmen köyü kısımları bana bu animenin gerçekten iyi olup olmadığını sorgulattı. Yazım kalitesi bunun hemen ardından gelen Paul ve Roxy kısımları ile tekrar toparlanmış olsa da neredeyse tamamen komedi odaklı olan Shirone Krallığı kısımlarında mimik bile oynatmadım. Ancak, 21. bölümdeki tüyleri diken diken eden gerilimli görsel şölen aksiyon sahnesi ve final bölümünde Rudeus'a ne olursa olsun bu dünyanın yine de dönmeye devam ettiğinin yan karakterlerin hayatlarına devam etmeleriyle birlikte gösterilmesi ile Rudeus'un eski hayatında düştüğü hataya tekrar düşmeyip en dipte olsa bile ayağa kalkıp ilerleme azmini gösterebilmesi bana tekrardan Mushoku Tensei'nin ne kadar iyi bir şov olduğunu hatırlattı. Bu macera 15 bölüm değil de 22-24 bölüm olsa ve iki tane daha iyi yazılmış büyük olay eklense Rudeus'a rağmen Mushoku Tensei bu listede daha yukarıda olabilirdi. Çünkü, bu animenin prodüksiyon kalitesi ve yönetmenliği cidden olağanüstü. Mesela hiçbir TV serisinde göremeyeceğimi düşündüğüm kaliteli animasyonlara sahip uzak çekim dövüş sahneleri bu animede mevcut. Bir fantastik animede duyduğum en iyi müziklere ev sahipliği yapması gibi bir gerçek de var. Görsel kalite konusunda ise ikinci courdaki bazı kalite düşüşleri dışında çizimler ve animasyonlar muhteşem. Bütün bunlar birleşince ortaya her ne kadar eksileri olsa da yine de çok iyi bir anime çıkıyor. Tek sorun o eksilerden birisi olan maceranın aceleye getirilmiş olması kısmının benim modumu fazla düşürdüğü gerçeği.

 Mushoku Tensei'nin ilk sezonu belki hayalimdeki fantastik macera olamadı ama bana hikayenin ilerleyişi için umut verdi. Umarım Studio Bind bu kaliteyi koruyarak devam sezonları getirir ve bu sezonlarda hem Rudeus daha sevilesi bir karaktere dönüşür hem de yazım kalitesi yükselir.

6| Uma Musume: Pretty Derby Season 2

6| Uma Musume: Pretty Derby Season 2

Stüdyo: Studio KAI

Yayın Sezonu: Kış

Türler: Dram, Spor, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 13

Kaynak: Video Oyunu

 Evet, bir at kız animesi izlerken ağladım; ve evet, bununla gurur diyorum.

 Şaka bir yana Uma Musume S2 benim için bu yılın en büyük sürprizlerinden birisi oldu. Bir gacha oyununun reklamı olması için yapılmış bir animenin bu kadar kaliteli karakter yazımlarına sahip olması hiç beklemediğim bir şeydi. Uma Musume S2 için de mini inceleme tarzı bir yazı yazdığımdan dolayı burada kafanızı tekrardan bir at kız animesinden bahsederek şişirmeyeceğim. Eğer sporcuların karşılaştıkları zorlukları dramatik bir şekilde sunan ve sizi karakterleri ile etkilecek bir şov arıyorsanız, ön yargılarınızı bir kenara bırakarak Uma Musume S2'yi izlemenizi öneririm.

Bonus: Shiguang Dailiren

Bonus: Shiguang Dailiren

Stüdyo: Studio LAN

Yayın Sezonu: Bahar

Türler: Doğaüstü, Dram, Gerilim, Gizem

Bölüm Sayısı: 11

Kaynak: Orijinal

 Shiguang Dailiren'i bu listeye bir bonus olarak değil de normal bir şekilde almayı çok isterdim ama kendisi maalesef bir anime (Japon animasyonu) değil, donghua (Çin animasyonu). Normalde yazılarımda sadece Japon animasyonlarına yer verirdim ama Shiguang Dailiren, ortaya koyduğu kalitesiyle bir istisna olmayı başardı. Harika gerilim sahneleri, zaman yolculuğunu güzel işleyişi, yardımcı karakterleri ve Okabe Rintarou Xiaoshi Cheng karakteri ile neredeyse her anından keyif aldığım bir şov oldu. SDR için de tıpkı Uma Musume S2'de olduğu gibi bir mini inceleme yazmıştım, detaylı görüşlerim için o yazıyı okuyabilirsiniz. Listedeki diğer şovlarda olduğu gibi Shiguang Dailiren de bir çok kişiye tavsiye ettiğim bir şov. Ayrıca, "Ben donghua izlemeyi sevmiyorum, çünkü Çince kulağıma çok yabancı geliyor." diyenler için de bir müjde, SDR için geçtiğimiz günlerde Japonca dublaj çıktı ve seslendirme ekibi kaliteli sanatçılardan oluşuyor.

5| Violet Evergarden Movie

5| Violet Evergarden Movie

Stüdyo: Kyoto Animation

Yayın Sezonu: 2020 Yaz (Sinema) // 2021 Sonbahar (BD)

Türler: Dram, Fantastik, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 1

Kaynak: Hafif Roman

 Neredeyse dört senenin ardından Violet Evergarden serisi devam filmi ile final yaptı ve bu film gerçekten final gibi finaldi. Yine duygulandık, yine ağlaya ağlaya bir hal olduk ama bu sefer Violet'in hikayesinin finalini görebildik. Bu film hakkında spoiler vermeden konuşmam imkansız, o yüzden eğer Gilbert karakterinin akıbeti hakkında bilginiz yoksa ve spoiler yemek istemiyorsanız aşağıdaki paragrafı okumayın.

 

----------------------------------------------

 

 Gördüğüm kadarıyla birçok kişi filmin sonunda Violet'in Gilbert ile tekrar buluşmasının serinin "geçmişi arkada bırakma" temasına aykırı olduğunu düşünüyor. Kusura bakmayın ama ben buna kesinlikle katılmıyorum. Çünkü, Violet Evergarden'ın teması hiçbir zaman geçmişi arkada bırakmak olmadı. Aksine, bu serinin teması her zaman ama her zaman geçmişe daha da yaklaşmak, geçmişle yüzleşmek ve bununla beraber geleceğe hazırlanmak üzerine kuruluydu. Violet'in amacı her zaman binbaşının geçmişte ona söylediği sözlerin anlamını öğrenmekti. Üçüncü bölümdeki ağabey karakteri, geçmişte yaptığı hatalar ile yüzleşip, nasıl bir salaklık yaptığının farkına varıp bunu kabullenerek kardeşiyle beraber kendisine daha iyi bir gelecek çiziyordu. Dördüncü bölümde Iris karakteri sürekli kaçıp durduğu geçmişiyle yüzleşiyordu. Yedinci bölümdeki tiyatro oyunu yazarı, kızının ve karısının ölümünü kabullenemeyip geçmişinden kaçıp durduğu için depresyondaydı ama Violet sayesinde bu geçmiş ile yüzleşip kendisini toparlayabildi. Filmde de bu tema devam ediyor ve Yuris ile Lucas isimli yeni karakterler ile beraber verilen "sevdiklerinizle zaman geçirmeyi ertelemeyin, yoksa her şey için çok geç olabilir" teması da işin içine eklenince filmin sonunda Violet ile Gilbert'in birbirlerine kavuşması kaçınılmaz bir son olarak karşımıza çıkıyor. Bu arada şunu da eklemeden geçmeyeyim, filmde romantizm yok. Kaynak materyali okumuş kişiler, Violet ile Gilbert arasındaki ilişkinin romanlarda bariz bir biçimde anlatıldığını söylüyor ama animede durum böyle değil. Bu ikili arasındaki ilişkinin türü tamamen seyircinin yorumuna bırakılmış.

 

----------------------------------------------

 

 Bunun dışında ise film yine bildiğimiz Violet Evergarden. Bol bol dram, harika görseller, muhteşem animasyonlar ve fevkalade müzikler. Seriye yeni eklenen Yuris isimli karakterin hikayesi çok güzel anlatılmış. Aradan dört senenin geçmesinin ardından Violet her ne kadar hala daha öz kişiliğini korusa da yaşadığı olayların onun üstündeki değişimleri bariz bir biçimde görülebiliyor. Bunun yanı sıra Gilbert'in ağabeyi olan Dietfried de sonunda düzgün bir karakter anlatımına kavuşabilmiş ve Violet ile arasındaki ilişki daha oturaklı bir hale getirilmiş... İşte bu kadar. Hala daha Kyoto Animation'ın en iyi filminin Haruhi Suzumiya serisinin final filmi olduğunu düşünsem de Violet Evergarden Movie'de de muazzam bir iş ortaya koymuşlar ve maalesef bu film hakkında spoiler vermeden konuşabileceğim pek fazla bir şey yok. Zaten genel olarak konuşulacak fazla bir şey yok. Violet Evergarden Movie "anlatılmaz yaşanır" tanımına cuk diye oturan bir film, kendiniz deneyim edip görmelisiniz.

4| Re:Zero kara Hajimeru Isekai Seikatsu 2nd Season

4| Re:Zero kara Hajimeru Isekai Seikatsu 2nd Season

Stüdyo: White Fox

Yayın Sezonu: 2020 Yaz & 2021 Kış

Türler: Aksiyon, Dram, Fantastik, Gerilim, Macera, Psikolojik, Romantizm

Bölüm Sayısı: 25

Kaynak: Hafif Roman

 Evet, yine Re:Zero 2nd Season. Geçen sene TOP 11'ime Part 1'ini almıştım, bu sene ise tamamını alıyorum. Sadece Part 2'yi değil de tamamını almış olmam size biraz tuhaf gelebilir ama ben iki part şeklinde çıkan sezonları ayrı ayrı değil beraber değerlendiriyorum. "O zaman neden geçen sene Part 1'i listeye almıştın?" derseniz de cevap çok basit, başka anime yoktu da ondan. 2020 pandemi yüzünden o kadar kurak geçmişti ki o listeyi zar zor doldurmuştum. Zaten o yazıda daha Part 2 çıkmamış olduğun dan Part 1'den çok üstünkörü bahsetmiştim. Şimdi ise detaya girebilirim.

 Re:Zero 2nd Season uzun bir olay örgüsüne sahip ve bu bazı kişileri bayabilir. Çünkü, Subaru aynı 4-5 günlük zaman diliminde tam tamına 25 bölüm geçiriyor ve bu normal 25 bölümlerinden değil. White Fox, aşırı uzun olan Arc IV'ü ellerine yüzlerine bulaştırmadan uyarlamak için standart olan 24 dakika yerine Part 1'de ortalama 26, Part 2'de ise ortalama 30 dakikalık bölümler kullanmış; ve bu bölümlerin çoğunda ne opening ending, ne geçmiş bölümün özeti, ne de gelecek bölümün ön gösterimi bulunuyor. Kısaca, bu sezonu toplam 3 dakikalık op-ed içeren 24 dakikalık standart bölümlere uyarlayacak olsaydık elimizde yaklaşık 33 bölümlük bir sezon olurdu. Bir de bu bölümler çoğunlukla diyalog ağırlıklı. 4-5 bölüm dışında uzun aksiyon sahnesi içeren bölüm pek yok. Bu yüzden, diyalog ve aksiyon dengesinin daha iyi olduğu ilk sezon gibi bir sezon bekleyenler bazı kısımlarda sıkılabilir. Peki aksiyon içermeyen kısımlarda ne var? Var olan karakterlerimiz için karakter gelişimleri, Garfiel adlı yeni bir ana karakter, Re:Zero'nun dünyası (özellikle de cadılar) hakkında daha fazla bilgi, yeni yardımcı karakterler ve bol bol lore. Ben bu saydıklarımın hepsini görmeye sevinmiş olmak ile beraber Subaru ve Emilia'nın karakter gelişimine ekstra tav oldum. Subaru'nun kendisini sevmeyi öğrenmeye başlaması ve Emilia'ya sonunda karakter derinliği eklenip sadece waifu-bait bir karakter olmaktan çıkarılması benim için bu sezonun en iyi kısımlarıydı. Bunların yanı sıra; Garfiel'in tek sezon içinde önce sırf Subaru'ya ayak bağı olması için gereksiz sinirliymiş gibi tanıtılıp sonra tavırlarının sebebinin güzel bir sunum ile açıklanması, Roswaal'ın üstündeki gizem perdelerinin ortadan kalkması, Beatrice'ın Subaru'nun zor durumda kaldığında başvuracağı bir koz olmaktan çıkarılıp gerçek bir karaktere dönüştürülmesi ve Otto'nun komedi karakteri olmaktan çıkarılıp Subaru'nun gerçekten güvenebileceği birisi haline gelmesi de eklenince zaten sevdiğim bir seri olan Re:Zero, ikinci sezonu ile beraber 2021 yılındaki favorilerimden birine dönüştü.

 Aksiyon sahnelerine gelirsek ise... İkinci yarıdaki aksiyon sahnelerini gerçekten beğenmekle birlikte teknik kaliteden yana hayal kırıklığına uğradım. Eğer White Fox önemli çalışanlarından bazılarını kaybetmese ve bu sezon için stüdyoya çok berbat bir takvim verilmese (Normalde 2021 Nisanda çıkacak 25 bölümlük bu sezonun o sırada daha sadece 5 bölümünün hazır olduğu gerçeğini düşünürsek herhalde sezonu iki parçaya bölmeseler şu ankinden de kötü bir iş görecektik) elimizde çok daha iyi aksiyon sahneleri olabilirdi. Gözümü bağlasanız aksiyon sahnelerindeki animasyonların vasatlığını koklayarak anlarım, durum o kadar vahim; ve beni daha da korkutan şey bir sonraki sezonun aksiyon odaklı bir hikaye içerecek olması. Şu an stüdyonun değişeceği tarzında dedikodular dolaşıyor ve her ne kadar White Fox çalışanlarının bu seriye olan tutkularına saygı duysam da eğer Re:Zero'nun anime hakları daha iyi bir uyarlama sunabilecek bir stüdyoya geçecekse umarım bu dedikodular doğrudur diyorum. Eğer dedikodular doğru değilse ise umarım başka bir stüdyo ile bir araya gelip üçüncü sezonu beraber yaparlar, aksi takdirde ben bir sonraki sezon için pek de umutlu değilim.

3| ARIA The CREPUSCOLO

3| ARIA The CREPUSCOLO

Stüdyo: J.C. Staff

Yayın Sezonu: Kış (Sinema) // Yaz (BD)

Türler: Bilim Kurgu, Fantastik, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 1

Kaynak: Manga

 "Serinin 15. yılına özel bir film mi? Eh, kesin hayranların nostalji damarlarını kabartmaya odaklı, pek de özel bir şey içermeyecek sırf kutlama amaçlı yapılmış bir film olacaktır. Neyse, eğer nostalji bombardımanına tutulacaksak eğlenerek izleyeceğim bir film olur, fazla bir şey beklemeye gerek yok."

 Ne kadar da yanılmışım. Hani, öyle bir yıldönümü filmi düşünün ki zaten mükemmele yakın olan bir bölüme aradan 13 yıl geçmesine rağmen daha da fazla derinlik ekleyebiliyor. Öyle bir yıldönümü filmi düşünün ki sadece nostalji damarlarını kabartmakla kalmayıp seyirciye ana serideki karakter ilişkilerine dair daha geniş bir bakış açısı katabiliyor. Çoğu serinin yeniden yapımlar, devam filmleri/sezonları ya da aceleye getirilmiş finaller ile çöp edildiği bugünlerde böyle tutku dolu bir yıldönümü filmi izleyebilmek... ARIA hayranları olarak kendimizi şanslı saymalıyız.

 Gerçi tek bir tane bile olsa film ile ilgili şikayetim de mevcut. Alice'in backstorysine bu kadar klişe bir detay eklenmesini hiç hoş bulmadım. Bence, "Orange Planet'e katıldım, çünkü yapacak daha iyi bir şeyim yoktu" teması Alice'in karakterine daha çok yakışıyordu. Bunun dışındaysa Crepuscolo aşırı keyifle izlediğim bir film oldu. Ha tabi, hayran gözlüklerimi çıkarıp bu filme biraz daha eleştirel gözle bakarsam daha fazla şikayetim olabilirdi ama buna gerek var mı? Bence yok. Sonuçta bu film, serinin hayranları için yine serinin hayranları tarafından yapılmış bir film. O yüzden de hayran gözlüklerimi takıp başta serinin baş yönetmeni Junichi Satou olmak üzere, tüm ARIA ekibinin tutku ile oluşturduğu bu filmi 2021 yılı listemde üçüncü sıraya gönül rahatlığı ile koyuyorum.

2| Fruits Basket: The Final

2| Fruits Basket: The Final

Stüdyo: TMS Entertainment

Yayın Sezonu: Bahar

Türler: Doğaüstü, Dram, Komedi, Psikolojik, Romantizm, Yaşamdan Kesitler

Bölüm Sayısı: 13

Kaynak: Manga

 Bundan 2-2.5 sene önce Fruits Basket'i ilk izlediğim zamanı hatırlıyorum da ben bu seriye karşı ne ön yargılıydım be. Neden bilmesem de içimde oldukça iyi bir anime olduğuna dair hisler vardı ama bir yandan da o senelerde demografikleri gereksiz şekilde kafaya takan birisiydim ve Furuba'nın bir shoujo olması da seriye temkinli yaklaşmama neden oluyordu. Nitekim bu temkinli yaklaşımım ilk 6-7 bölümde doğru çıkmıştı, o bölümleri izlerken "Anladım, Furuba bana göre bir seri değil." demiştim. Ancak, ardından gelen dram kısımları serinin ilk bölümlerde girdiği yönü değiştirip Furuba'yı benim çok sevebileceğim bir yapıya kavuşturmuştu. Karakter odaklı dram hikayesine dönüşen Furuba'ya tam anlamıyla bayılmıştım. İlk sezon bitip ikinci sezona geçerken ise "E, yapabilecekleri neredeyse tüm karakter dramını yaptılar, ikinci sezon için ellerinde romantizmden başka ne kaldı ki?" diye düşünmüştüm ama Furuba bu lafı ağzıma tıkmıştı. Seriye daha fazla karakter ekleyip bana önce onları sevdirmiş ardından da bu karakterlerin dram dolu hikayelerini harika sunumlar eşliğinde anlatarak beni tekrardan yakalamayı başarmıştı. Fakat üçüncü sezona geçerken aklımda yine aynı soru vardı, "Şimdi ne yapacaklar?" üçüncü sezonun final sezonu olacağını biliyordum, acaba hikayeyi nasıl kapatacaklardı. Ellerinde dram malzemesi kalmamıştı, ilk iki sezon kadar etkileyici bir hikaye anlatabilirler miydi? Bir kere daha aynı hataya düşmüştüm ve Furuba da bir kere daha ağzıma lafı tıkamıştı; ama bu seferki öyle böyle bir tıkama değildi. Bu, bir anime serisinde gördüğüm en iyi final arclarından birisiydi. Yazdığım incelemede bundan detaylıca bahsettiğim için burada kendimi tekrarlamayıp sadece özetini geçeceğim. Fruits Basket: The Final, her ne kadar kusurları olsa da harika bir biçimde işlenmiş ve sunulmuş bir final arcı olarak karşımıza çıkıyor ve romantizm-dram türünün zirvelerinden birisini temsil ediyor. Saçma sapan demografikler yüzünden ön yargılara kapılıp bu 63 bölümlük harika seriyi gözden kaçırmayın, zincirlerinizi kırın ve yeni ufuklara yelken açın.

1| Fate/stay night [Heaven's Feel] III. spring song

1| Fate/stay night [Heaven's Feel] III. spring song

Stüdyo: ufotable

Yayın Sezonu: 2020 Yaz (Sinema) // 2021 Bahar (BD)

Türler: Aksiyon, Doğaüstü, Dram, Fantastik, Gerilim, Psikolojik

Bölüm Sayısı: 1

Kaynak: Görsel Roman

 Heaven's Feel üçlemesi niyahet sona erdi ve bunu başka bir muhteşem film ile yaptı. Ufotable yine klasını konuşturup ortaya teknik bir şaheser çıkarmış. Yuki Kajiura'nın bestelediği mükemmel müzikler, başta Nozomu Abe olmak üzere ufotable'ın yetenekli animatörlerinin ellerinden çıkan muhteşem sahneler, Tomonori Sudou'nun harika yönetmenliği ve Yuuchi Terao'nun başında olduğu ufotable dijital ekibinin katkılarıyla ortaya resmen bak bak doyamayacağın bir film çıkmış. Görsel romandaki hikayeyi doğal olarak düzgün uyarlayamamış ama bu zaten herkesin ta 4-5 sene önce Heaven's Feel rotasının film üçlemesi şeklinde uyarlanacağı açıklandığından beri beklemesi gereken bir şeydi. Heaven's Feel gibi uzun bir hikayeyi maksimum 6-7 saat sürecek bir üçleme olarak uyarlıyorlarsa demek ki bu filmler hikayeyi zaten bilen izleyicilerin rotadaki en önemli sahneleri harika görsellik ile deneyim etmesi için hazırlanıyordu. Ben bu üçlemeyi bu tarz bir beklentiyle izlemesem büyük ihtimalle şu an tamamen kendi yanlış beklentilerim yüzünden, "Bu nasıl uyarlama?! Hikayenin yarısı animede yok! Hikayeyi mahvetmişsiniz!" filan derdim. Peki doğru beklentiler ile izlediğimde ne oldu? Zaten hikayeyi bildiğim için bu üçlemeden çok mutlu bir şekilde ayrıldım. Ancak, hala daha eleştireceğim yerleri bulunmakta. Mesela Kirei vs. Shirou dövüşü. Bu dövüş görsel romanda diyalog odaklı bir dövüştü. Filme uyarlanırken ise doğal olarak birçok yeri törpülenmiş ve aksiyon ile diyalogun dengede olduğu bir sahne ortaya çıkarılmış ama bence bu dövüşe 2-3 dakika sürecek fazladan diyaloglar eklenebilirdi. Biraz havada kaldığını düşünüyorum. Bunun dışında ise film hakkındaki tek sızlanmam Nine Lives Blade Works sahnesinde gökyüzünün gri değil turuncu olması. Evet, kulağa ne kadar saçma geldiğinin farkındayım ama filme o kadar doğru beklentiler ile girdim ki Kirei vs. Shirou sahnesi dışında film hakkındaki tek üzüntüm bu sahne.

 Ufotable hikayeyi törpülemiş olabilir ama bunun karşılığında bize iki tane muhteşem sahne verdi: "Can you keep up with me?" ve Saber Alter vs. Rider. Bu iki sahne de görsel romandaki versiyonlarının beş on kat geliştirilmiş versiyonları. Zaten, "Can you keep up with me?" sahnesinin görsel romanda sunum açısından neredeyse hiçbir ağırlığı yoktu, hikayenin o kısmındaki önemli sahne NLBW'ydi. Ancak, animede bu sahneyi öyle bir hale getirmişler ki Shirou'nun Archer'a çektiği ayar beni filmde en çok gaza getiren sahne oldu.

 Saber Alter vs. Rider ise tam bir görsel ve işitsel şölen, net olarak izlediğim teknik açıdan en iyi dövüş sahnesi. Kullanılan müzikler, görsel efektler ve animasyonlar tek kelime ile mükemmel. Bir de bu sahne 7 dakika sürüyor ve bunun 6 dakikası aralıksız aksiyon. Filmi izlememin üzerinden 9 ay geçmesine rağmen bu iki sahneyi hala daha tekrar tekrar açıp izliyorum.

 Ben filmi bu kadar beğendim ama görsel romanları okumamış ya da Nasuverse'e hakim olmayan kişiler büyük ihtimalle HF3'ü izlerken benim aldığım zevkin aynısını alamayacaklar. Çünkü, filmin senaryosu tarafsız bir gözle bakıldığında cidden çok dağınık durumda. Bir sürü açıklanmayan senaryo ögesi ve karakterler motivasyonlarının yeteri kadar anlatılamaması gibi durumlar var. Ancak, dediğim gibi ben yine de bu filmden çok mutlu ayrıldım, çünkü hem görsel romanı okumuştum hem de beklentilerimi doğru ayarlamıştım. Mesela görsel romanı okumuş ve aynı hikaye kalitesini animede de bekleyen birisi çok büyük bir hayal kırıklığına uğrar, bu açık bir gerçek. Fakat, hikaye kalitesi her ne kadar görsel romandan çok aşağıda olsa da Shirou ve Sakura karakterlerinin yazımları da bir o kadar iyi. Heaven's Feel rotasının görsel roman versiyonunda birçok farklı tema olsa da film uyarlamasında tek bir ana tema bulunmakta: Kendini sevmek. Bu film üçlemesinin hizmet ettiği en büyük amaç kendilerini farklı sebeplerden hor gören iki genç olan Shirou ve Sakura'nın kendilerini sevmeyi öğrenmesi. İlk iki filmin de yaptığı gibi üçüncü film de bu amaca çok iyi bir şekilde hizmet ediyor.

 6 senelik Fate animesi maceram sonunda sona erdi ve ne yalan söyleyeyim biraz boş hissediyorum. Ufotable çıkıp da "2006 animesinin rahmetli yönetmenine saygımızdan ötürü Fate rotasının remake'ini yapmayacağız." demese belki yeni bir Fate/stay night projesi için umutlu olabilirdim; ama bu film, Fate'in ana hikayesinin sonuydu ve benim için harika bir final oldu.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Yorumlar

https://www.animeler.net/assets/images/user-avatar-s.jpg

0 comment

Write the first comment for this!

Facebook Yorumları

Disqus Yorumları